Misbah Hicri “Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”
“Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”
Misbah Hicri

“Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”

Bu içerik 119 kez okundu.

Son günlerde ki soğan üzerine oynanan oyunlar bana bu Mahsuni Şerif’in duygusal türküsünü anımsattı. “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana / bilmem söylesem mi söylemesem mi?”Söylesen de yapılacak bir şey yok… Sofradaki yerini korumayan soğan aldı başını gitti. Hani derler söylemesen de atı alan Üsküdar’ı geçti… 
Her ne kadar yazının başlığını duygusal içerikli, yoksulluğu ifade eden bir türküden  iki dize yazdımsa da yaşamın gerçeğine sırt çevirmemiz mümkün değil… Kuru soğan deyip geçmeyin, hele bir faydalarına bakın şaşarsınız… 
Bizim beslenmemize gelince; hayatın her alanında birileri soğan ve çeşitli sebzelerden faydalanmamızı engellemek için her türlü gıdanın başına bir oyun getirip onu bizden uzaklaştırma, yememizi engellemektedirler. Et gibi gıdadan bizi mahrum ettikleri yetmez bir de domates, biber, sarımsak ve sair sebzelere bizlere çok görmektedirler. 
Soğan yaşamımızın her alanında esprilerle anlatıldığı gibi göz yaşartmakla ünlü bir sebzedir. Her ne kadar gözlerimizi yaşartmakla soğan ünlü ise de; bu son günlerde artan fiyatları karşısında ister istemez güldürmektedir. Halk arasında pahalı bir yiyecek için söylenen deyim “fiyatlar el yakmakta.”  Soğanın ki sofrayı bile yaktığını kimse inkâr edemez.  
Tabi ki bu büyük bir adaletsizlik içermektedir. Eskiden beri söylenir. Buğday stokçuluğunu yapanları, kabızmalcılık yapanların gidin taşlayın derlerdi. Demek bu soğan gibi daha nice sebzeyi zamanında böyle yapmışlar ki söylemiş birileri… Her ne kadar soğanda ki yükselişi ürün azlığını bağlıyorlarsa da depolama, stoklama onu bu hale getirdi… 
Biz yine soğana devam edelim. Hiçbir yemek soğansız olmuyor ki.  Bizim yemeklere doğradığımız soğanlara biz tuz biber eklemeden onlar, zam üstüne zam eklemektedirler. Biz yine moral bozmadan güzel günler için dileklerde bulunalım. Şöyle bir soğanı yumruklayıp yeme fırsatını bulacağız inşallah… Adamın birine sormuşlar “sen zengin olursan ne yaparsın” O da “soğanın cücüğünü yerim” demiş. 
Daha ilginç bir ifade ile soğanın ölüme çare olduğunu bilir miydiniz? Yolda giden biri bakar ki bir kayanın dibinde uyumuş birini görür. Seslenir. Adam ses vermez. Yanına gider bakar ki bu onların köyünden Hemo… Onu dürter, sarsar, yırgalar Hemo’dan ses yok.  Bakar ki başucunda nevalesi var. Nevalesinde ekmek ve soğan… Adam hayret eder. Soğanı var ekmeği de var bu Hemo niçin ölmüş.
Hem soğan satıcıları bizim gözlerimize soğan doğrayacak değiller ya! Biraz da biz onların fiyatlarına protesto çekelim. Neden mi? İşte bu kez bizim Hesso hastanede yatmaktadır. Ziyarete gidenler ellerinde meyve, baklava ve çeşitli yiyecekler götürürler. Hesso’nun başında duran eşi; “ ne zahmet ettiniz. Bakınız Hesso’nun başucunda nar gibi soğan var yemiyor bunları mı yiyecek” der. Doğru söylemiş bu kadar fiyatının arttığını görünce Hesso yiyer mi hiç!  
“Yediğin soğan ekmek olsun, yeter ki evin de huzur olsun.” Diyenler çok haklıdırlar. Soğan böyle pahalanınca ne soğan ekmek yenir ne eve huzur gelir…
Soğan üreticilerine baksan onlarda ayrı bir dert içinde ah çekerler. Gübre, mazot, işçilik, nakliye… Bunlar üst üste eklenince ister istemez soğan ulaşılmaz bir duruma gelir. Eskiden sabahları yediğimiz “soğan aşını” arar duruma sakın gelmeyesiniz. Çünkü şimdilerde soğan aşı yemek hayli yüklü bir hesap getirir size…   
     Şimdi gelelim dini yönden soğan ve sarımsak yiyenlerin toplu yerlere gitmemesi konusuna; Her sebze meyve gibi soğan ve sarımsak da Allah’ın yeryüzünde bize verdiği şifalı nimetlerdendir.  Şifası ve tadıyla haz aldığımız çoğu yemeğin yanında olmazın olmazıdır. Temizliğe ve kul hakkına dikkat eden Hz. Peygamber (as), cemaate gelenin, sarımsak, soğan gibi başkalarını rahatsız edici kokulardan kaçınmasını emreder. Bu vesileyle  insanları rahatsız eden her şeyin, melekleri de rahatsız ettiğini belirtir” demesi insan haklarına verilen önem ve değerdir.  Peki, bunu yiyip cemaate gidip kimseyi rahatsız etmek bir insan hakkı ise ya bu fiyatların el, cep ve sofra yakması insan hakkı değil mi? Demek ki biz insan haklarını hesabımıza geleni kabul ediyor, diğerlerine dudak büküyoruz. 
    Olmaz biliyorum, gelin soğanı protesto edelim. Bari sofrada yarı yarıya düşürelim… 


    

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fatih Terim’den FC Porto maçı sonrası açıklamalar
Fatih Terim’den FC Porto maçı sonrası açıklamalar
Galatasaray 2-3 Porto
Galatasaray 2-3 Porto