Annemin Acı Gerçeği
Misbah HİCRİ

Annemin Acı Gerçeği

Bu içerik 240 kez okundu.

Yaşamın acı gerçeğini görmemize rağmen umursamazlık içindeyiz... Dünya dönüyor, tren rayında giderken, gemiler süzülmekte, uçaklar rotasında ilerlemekte…  Binaların onlarcası yüzlercesi yükseliyor mantar sessizliğinde... Bizler karmakarışık bir duyarsızlık içinde sevdiklerimizi zaman ve sırasını bilmeden, beklemeden yolculamaktayız. Sakin ve suskun bir şekilde kabullendiğimiz dünya gerçeği... Mealen “tüm nefisler ölümü tadacaktır” sanırım bu her şeyi ifade etmeye yeter artar bile… Çünkü ölümlü dünya yaşama sadakattir.

            Toplumsal huzursuzluklara karşı terk edip giden, bir şeylerden kaçanları, başını alıp gitmeleri, ayrılığa ve gurbet deyip yollara düşenleri irade zayıflığı bilirim. Ama bir terk etmek var ki bu da bir mecburiyet. Her gidişin bir dönüşü var ama bu gidişin dönüşü mümkün değil! Hani denir ya! Kavuşmamız mahşere kaldı…”  İşte son görevimiz, ıslanan kirpikler kadim tarihin annelere verdiği değerdir. Bize sorumluluklarımızın en büyüğünü ifa etmek düşer.

            Dünyanın aydınlığı ile buluşturmayı nasip eden, besleyip büyüten, tüm zorluluklara rağmen bakımını yaparak sevgisinin erdemiyle şekillendiren anneler… Onlar ki bizim dünyaya tutunmamıza vesile, onlar ki geleceğimizdir.  Biz bu yazıda ne kadar onların bizim için yaptıklarını anlatsak kelimeler kifayetsiz kalır.

            Kendimizi tanıdıktan sonra tüm gerçeğin farkına varıyoruz. Saygı ve sevgi içinde güzellikleri paylaşarak hayatı idame ettirmek mecburiyeti bize büyük bir görev yüklemektedir. Bu kez bakım, koruma ve sahiplenme el değiştirir. Bizim kuşağa düşen sorumluluk, hem anne/babaya karşı görevini  yerine getirmek, hem de çocuklarımıza karşı gereğini yapmak, bu başlı başına bir mutluluktur.

            Hayatın tüm meşakkatleri arasında ilahi emrin ifadesi bizi kendimize getirmeye yeterlidir sanırım. “vela tekûlu lehuma uffin.” (Ebeveynlerinize karşı of bile demeyiniz.)  Mecburi görevimizi yerine getirirken keşkemlere sığınmak yaşamın en zayıf halkasıdır…

            “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisi şerifi ile kendimizi tanıyabilsek ve üzerimize düşen görevi yapabilsek ne mutlu bizleri… Onlar ki bizim karanlığımızı yıldız beyazlığında süzenlerdir. Onlar ki acılarımızla hemhal olup üzüntü ve kederi yüreğine dert edenlerdir.

            İşte bu vesileyle Annemin yaşamını ve hakkı yürüyüşünü ibretle izledik. Önce baba annem Fatma, sonra genç bir kardeşim M.Ali ve ardından babam Hecı Emin. Bu işin sırası yok. Ölüm ne zaman kimin kapısına geleceği meçhul... Sabır ve direngenliğimiz sayesin de ben ve üç kardeşim Fevzi, Berces, Süleyman hiçbir özveriden kaçınmayarak tüm hizmetini ifa ettik. Vicdanım bir anne kucağı rahatlığında suskun duruyor. Onun ihtiyaçlarını son nefesine kadar yerine getirmemiz bizi huzurlu ve mutlu ettiği gerçeğini çiçek renginde huzura erdik.  Eksik yok mu? Mutlaka vardır, onu da onun affına bırakıyoruz. Burada unutamayacağım bir isim Bizim yeğenimiz Annemin torunu Hacire’nin kişisel hizmetini, ilgisini hiçbir zaman esirgemedi. Sevgiyle espriyle nice güzel günler beraber geçirdiler…

            Taziye konusuna gelince; her ne kadar “Hêsrê çava bi deyne” (gözyaşı borcadır) denilmişse de bu günkü ulaşım ve metropolleşme ister istemez insanları birbirinden kopartmaktadır. Onun için ister taziyemize “gelmiş olsun”, ister gelmemiş olsun tüm taziyelere sürekliliğimiz devam edecektir. Çünkü her taziye giden kendi acısını hatırlar ve kendi geçmişine “Fatiha” okuyarak onların beklentilerine cevap verirler.

            Üç gün cenaze ve taziyeden dolayı katılım gösteren herkese saygı ve sevgilerimizi sunduğumuz gibi dışarı da telefonla arayarak taziyelerini sunanlara da minnettarım. Taziye bu “duyan gelir” onun için gelmeyenler hiçbir eksiklik hissetmemelidir.

          Bu arada hastane de yattığı süreçte; Palyatif Servisin de tedavi görmesi bizim o servis personelinin kendi görevlerinin ifası dışında insani hizmetlerini eksik etmemeleri bizleri fazlasıyla mutlu etmiştir. Servis sorumlusu İ. Halil SATICI'ya, Ayrıca çalışan Hemşir/hemşire Mücahit ORUÇ, Süleyman ELÇİBOĞA ve Arzu YETİŞKİN’in emekleri inkar edilmez. Uz. Dr. Esra KARABİBER’in yoğun ilgisi bizi fazlasıyla mutlu etmiştir. Tüm bu beyaz kanatlıları Hastane Başhekimi Dr. Abdurrahman AÇIKGÖZ şahsında başarılar diler, teşekkürlerimi sunarım.

 

           

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İzmir’de deprem
İzmir’de deprem
Putin’in uçağı Ankara’ya indi
Putin’in uçağı Ankara’ya indi