KADIN VE DOĞA
Ayten AVDAN

KADIN VE DOĞA

Bu içerik 877 kez okundu.

Kadının sömürülmesi ile doğanın sömürülmesi arasındaki bağlantıyı iyi irdelemek gerekir. Eko

feministlerin kadına ve doğaya bakışını iyi ele almak lazım. Tarihsel olumsuzlukları yok sayarak, bir

kadın doğasından söz edemesek de, kadınsallığın, erkeksellikten belirli şekillerde ayrıştırıldığını

yadsıyamayız.

 Kadınlar günümüzde sömürüye dayalı her sistemin bir parçası olmaktan asla kurulamamıştır.

Egemen toplumda insanın tanımlanış şekli bile bir baskı aracı haline getirilmiş. Toplumsal doğamızda,

kadınların kendi güçlerini keşfettikleri, kendilerini kendi için tanımladıkları bir yüz yıldan geçiyor.

Kadınsal değerler ile erkeklerin normlarını alaşağı etmenin zamanı gelmiştir. Tarihsel mücadele

birikimleri gösteriyor ki aslında erkek sorunundan söz etmenin vakti çoktan gelmiştir.

 Varoluşunu sorgulama, cinsiyetini sorgulama ve erkekselliği baştan tanımlamak gerekir. 21 yüz

yılda biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet bir çok kadın hareketinde halen muğlaktır. Bu bağlamda

biyolojik cinsiyetin aksine, toplumsal cinsiyetin kapsamlı açıklayıcı niteliğine sahip bir şekilde cinsiyet

özgürlükçü kadın devrimini ele almak lazım. Kadını beden ve bilinç ayrımının dışında

kavramsallaştırmanın en zor olduğu yer katılımcı çevre tartışmasıdır. Kadını ve doğayı bir bütün

olarak ele aldığımızda insan ve üretimi doğru ele almış oluruz. Özünde toplumsal doğamızda hiçbir

varlık başka bir organik varlık üzerinde varlığın yöntemi olarak görülemez. Doğa asla insanı mutlu

etmek için organize edilmemiştir. Aynı durum kadın ve erkek için de geçerli fakat erkeğin absürt

doğası baskıya hakim.

 Kadın ve doğayı anlamak ahlaki bir kader olduğu açıktır. En açıklayıcı şekliyle her türlü ayrıştırıcı

karakteri ortaya çıkaran kapitalist sistemi iyi değerlendirmekten gerekir. Tıpkı insan ve hayvan

arasında spesifik farkı gibi. Akıl ve üstünlük ayrıcalığını verdiği anlamına da gelmez. Neolitik

dönemden günümüze kadını hem hizmetkar, hem idol olarak görenler var. Hakikatin, özgürlüğün

sembolü olarak tanrıçalaştıranlarda vardır. Dedikodu, yalan, büyücü diye şeytanlaştıranda vardır.

İnsanı kadın erkek olarak ayıranlarda vardır.

 Dünyada feminizm gerçekten kadına yapılan baskıya karşı çözüm arayışı içine girmekse en

başında somut belli başlı dayakları olmalı. Dünyada kadının baskı altına alınmasında, ırkçılık, dincilik,

ekonomi, savaşlar ve cinsiyetçilik ve bu sistemlere karşı ayrımcılık olmaksızın mücadele edilmeli.

Feministler ev içi şiddetten cinsel istismardan saldırılardan korumaya yönelik değerli mücadeleleri

vardır. Fakat buna göre feminizm en temel anlamda cinsiyet eşitliğini savunmalı ve dünya savaşlarını

karşı başkaldırması gerekmez mi?

 Feministlerin göz ardı ettiği ve kendi temel argümanlarıyla çeliştiği eylemler içerisinde belli ülke

ve kültürlerin dışına çıkamadığı son tahlillerde görülmüştür. Örneğin feministler bugün orta doğu

özelinde Suriye ve Rojava daki vahşetler ve mülteciler için temel gündemleri savaş olması gerekmez

miydi? Özünde ekofeminizm ataerkilliği eleştirisinde şu kesinlik vardır doğa ve kadın ilişkisini

merkezine alır. Bu naçizane önerime karşılık olarak, kadınların kendi gerçekleştire bilmeleri için

dünyada ortak mücadele ağı kurmalı ve her türlü ekolojik tahribata ve savaşa karşı durmalı.

 Kadın ve doğa evrensel baskı aracı olmaktan bıktılar. Lütuf olarak devletler ve sistemler zorunlu

çıkarları için, yasal düzenleme değişikliğinde bulunması düşündürücüdür. Kadın, erkek arasındaki

tarihsel ilişki şiddet içerikli süre geldi. Buna karşı kadın ve doğa toplumsallığımızın en demokratik

ilişkisinin örneğidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Koronavirüsün yeni versiyonu daha bulaşıcı
Koronavirüsün yeni versiyonu daha bulaşıcı
Suriye’de Covid-19’dan bir kişi daha öldü: 16 yeni vaka
Suriye’de Covid-19’dan bir kişi daha öldü: 16 yeni vaka