Altun’un konuşmasından bazı satır başları şöyle:
“Bugün, 27 Nisan bundan 16 yıl önce vesayet odakları bir kez daha seçilmiş sivil iradeye gayrimeşru bir müdahaleye kalkıştı. Fakat demokrasi tarihimizde ilk defa seçilmiş sivil irade vesayet odaklarına ‘Haddinizi bilin’ dedi ve geri adım attırdı. Bu iradeyi gösteren lider Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dı.
Tarihsel olarak bakıldığında Türkiye’de çok partili hayat, CHP’nin tek partili zihniyetinin giriştiği bir süreç değil. Hem halkın mücadelesinin hem de uluslararası koşulların dayattığı bir sonuç oldu. 1946 yılında çok partili siyasi hayatımızın ilk genel seçiminde açık oy, gizli tasnif usulü aslında Türk demokrasisinin sancılı bir doğum yapmasına sebebiyet verdi. Bununla birlikte bu seçim tek parti CHP’sinin baskı ve hileleri de düşünüldüğünde aslında demokrasimizin sakatlanmasına neden olan bir siyasi hadise oldu.
Ülkemizde milletin siyasi alana etki eden bir aktör olma süreciyse gerçek manada 14 Mayıs 1950 seçimleriyle başladı. 14 Mayıs seçimleri, hem gizli oy açık tasnif yönteminin kullanıldığı ilk seçim olması hem de tek parti dönemini sona erdirmesi yönüyle Türkiye’de gerçek anlamda demokrasiye geçişin sembolü, miladı oldu. Milletimiz bu seçimlerle birlikte demokrasiyi hakiki manada teneffüs etme ve kendi sinesinden çıkardığı evlatlarını iktidara taşıyabilme imkanına kavuştu.
Burada sadece bir seçim kazanılmamıştır, aynı zamanda siyasi iktidarın belirlenmesinde ve şekillenmesinde millet artık etkili bir güç unsuru halini almıştır. Bu gerçek ortaya çıkmıştır. Rahmetli Menderes’in ‘Yeter söz milletindir’ düsturuyla başlattığı demokrasi ve kalkınma atılımı ülkenin dört bir yanında kendisini göstermiştir. Ancak millet iradesi ülke yönetimine yansımaya başlayınca kendi iktidar alanları daralan vesayetçiler, 27 Mayıs 1960’ta büyük bir girişimle demokrasimize darbe vurmuş, cebren ve hileyle bu ülkenin başına yeniden musallat olmuştur.
Darbelerin anası olarak nitelendirilen 27 Mayıs’ın 12 Eylül’den 28 Şubat’a birçok gayrimeşru çocuğu olmuştur. Ancak bu ülkenin insanı daima demokrasi arayışında? olmuş, iradesine, geleceğine sahip çıkmış darbelerin ardından yapılan ilk seçimlerde her defasında vesayetleri tarihin çöp sepetine göndermiştir.
Her meydan okumasında karşısına vesayet odakları, Batılı sömürge düzeni ve onun içimizdeki uzantısı olan Batıcı bağımlılık sistemi çıkmıştır ancak Cumhurbaşkanımız hiçbir zaman milletin sözünün üstünde bir söz, milletin gücünün üstünde bir güç tanımamıştır. Bir taraftan vesayet girişimlerini bertaraf ederken bir yandan da Gezi parkı şiddet eylemlerinden, sokak kalkışmalarından, PKK, FETÖ ve DEAŞ terörüne, ekonomik saldırılardan bölgesel ve küresel krizlere kadar çok boyutlu tehditlerle mücadele etmiştir.
Türkiye, demokrasiye bahşedilmiş bir lütuf olarak sahip olmamıştır. Bu millet hakiki bir demokrasiyi tırnaklarıyla kazıyarak, büyük mücadeleler vererek, büyük bedeller ödeyerek elde etmiştir, kazanmıştır. 21 yıllık süreçte millet iradesini kendi iradesinin altında gören azgın azınlığın, devlet imkanlarını kullanarak, milletin değerlerine düşmanlık etmeye yönelik her çabası da mahkum edilmiş her çabası da cezalandırılmıştır.”
Hibya Haber Ajansı
?