Bire Karşı On: Soğukkanlı Direniş ve Dağılan Hesaplar

Süleyman Turan Yazdı:Ortadoğu’da güç dengeleri yeniden sarsılırken, İran’ın bire karşı çoklu ittifaklara karşı sergilediği soğukkanlı direniş Washington ve Tel Aviv’in hesaplarını bozdu; uzayan savaş sadece cepheleri değil, küresel dengeleri de alt üst ediyor.

YAŞAM - 02-03-2026 20:35

Ortadoğu yine ateş altında. Ama bu kez sahadaki tablo alışılmış güç dengelerinin ötesinde bir psikolojik savaşı da gösteriyor. Bir tarafta askeri, ekonomik ve diplomatik olarak blok halinde hareket eden ülkeler; diğer tarafta ise tek başına durduğunu söyleyen bir İran.
İran bugün yalnızca askeri bir mücadele vermiyor; aynı zamanda “direnç” üzerinden bir siyasi mesaj inşa ediyor. Karşısında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail başta olmak üzere bölgedeki birçok aktör varken, Tahran yönetimi geri adım atmayan bir profil çiziyor. Bu tablo, savaşın sadece cephede değil, zihinlerde de sürdüğünü gösteriyor.
Başlangıçta kısa sürede sonuç alınacağı yönündeki iddialı açıklamalar, bugün yerini daha temkinli ve hesaplı cümlelere bıraktı. Çünkü “bire karşı on” denklemi her zaman matematiksel işlemez. Sayısal üstünlük her zaman psikolojik üstünlük anlamına gelmez. İran’ın soğukkanlı duruşu, planların beklenenden daha karmaşık hale gelmesine yol açmış görünüyor.
Donald Trump cephesinden gelen söylem değişikliği ve Benjamin Netanyahu yönetiminin artan güvenlik kaygıları, bu karmaşanın işaretleri olarak yorumlanıyor. Hızlı zafer senaryosu uzadıkça, hem askeri hem de ekonomik maliyet büyüyor. Küresel piyasaların dalgalanması, enerji hatlarının risk altına girmesi ve bölgesel üslerin hedef haline gelmesi, planların sahada yeniden yazılmasına neden oluyor.
İran açısından mesele yalnızca askeri kapasite değil; süreklilik ve devlet refleksi. Üst düzey isimler hedef alınsa bile sistemin devam edebilmesi, karar alma mekanizmasının kesintiye uğramaması ve karşı hamlelerin gecikmemesi, Tahran’ın en güçlü mesajı. Bu da karşı cephedeki stratejistlerin hesaplarını zorlaştırıyor.
Elbette savaşın en ağır bedelini her zaman siviller ödüyor. Ancak güç bloklarının karşı karşıya geldiği bu denklemde İran’ın “tek başına direnme” söylemi, bölgesel kamuoyunda karşılık buluyor. Bir tarafta çoklu ittifaklar, diğer tarafta yalnız ama geri adım atmayan bir aktör görüntüsü.
Sert gerçek şu: 1’e karşı 10 olmak bazen yalnızlık değil, meydan okumadır. Ve meydan okuma, beklenmedik sonuçlar doğurur. Bugün görünen o ki, savaşın süresi uzadıkça sadece cephe hatları değil, siyasi hesaplar da alt üst oluyor.
Ortadoğu’da hiçbir plan masada çizildiği gibi ilerlemez. Bu kez de öyle oldu. İran’ın soğukkanlı direnci, karşısındaki ülkelerin stratejik ajandasını yeniden gözden geçirmesine neden olmuş görünüyor.
Savaşın ne zaman biteceğini kimse bilmiyor. Ama şu kesin: Hesap yapanlar kadar, direnenler de tarihin yönünü belirler.

Günün Diğer Haberleri