BU HAMUR ÇOK SU KALDIRIR 

Devran Sinanoğlu

02-10-2026 14:28

Hükümet beli bir kesimin değil, herkesin yani seksen beş milyon yurttaşın hükümetidir ve tüm vatandaşın hakkını korumakla yükümlüdür. Topluma karşı şeffaflık ve dürüstlük iktidarın görevidir. 

Devletin başında bulunan Sayın Reyis-i Cumhurumuzun yapmış olduğu "Her kim milletin hakkına, malına, hukukuna el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur" açıklaması devletin, toplumda geniş yankı uyandıran başta fon meselesi olmak üzere yolsuzluğun, hukuksuzluğun, hırsızlığın üstüne gideceğinin, bu işin partiler üstü olduğunu yani devletin bizzat bu işin takipçisi olacağının sinyallerini verdi. 

Tüm görevlerinden ve munsubu olduğu partiden istifa etmek, hiç kimseyi temize çıkarmaz. Adaletin önüne çıkmadan, yargılanmadan versa suçu cezasını çekmeden, suçu yoksa serbest kalmadan kimse bu ülkede şeffaflığa, adalete güvenmez.

Yolsuzluk; adalete duyulan güveni zedeleyen, devlet kurumlarının itibarını sarsan ve toplumun geleceğe olan inancını yitiren ciddi bir sorundur.

Bir ülkede sahip olduğu iktidar gücünü, kişisel çıkar elde etmenin aracı hâline gelmişse orada yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve kurumsal bir sorun var demektir. Halk, şahsi menfaat sağlamak için  kimseye oy vermiyor ve onu iktidara taşımıyor. 

Fon meselesi küçümsenecek, üstü kapatılacak bir mesele değil, çünkü ortada ciddi iddialar ve rakamlar var. Bu işi sadece bir iki kişinin yapabileceği bir şey değil ve 2. 2 milyar TL'yi bir iki kişiye yedirmezler. Kolektif bir vurgun olduğu, birden çok kişinin işin içinde olduğu aşikardır. Bu mesele sadece eski Bakana ve eşine mal edilmemeli, kendisi yalnız değildir. Konunun üstüne gidildiçe yeni isimler, şirketler, fonlar ortaya çıkacaktır. Yani BU HAMUR DAHA ÇOK SU KALDIRIR. 

Şeffaflık Olmadan Mücadele Olmaz

Yolsuzlukla mücadelenin en önemli şartlarından biri şeffaflıktır. Şeffaflığın olmadığı yerde kuşku büyür. Kuşkunun büyüdüğü yerde ise adalete ve iktidar partisine duyulan güven zayıflar. Bu nedenle yolsuzlukla mücadele yalnızca soruşturmalar başladıktan sonra gündeme getirilecek bir konu değildir. Suçluların cezalandırılması kamu vicdanını rahatlatmak için hayati önem taşır. 

Yolsuzlukla Mücadelede Siyasi Ayrım Gözetmemelidir

Yolsuzlukla mücadele ederken, parti ve şahıs gözetilmemeli. Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun adalet mekanizması herkes için işletilmeli. Adalet sopasını kullanarak yolsuzlukla mücadele bir siyasi hesaplaşma aracına dönüştürülmemelidir.
Kim yaparsa yapsın, hangi makamda bulunursa bulunsun, kamu kaynaklarının hukuka aykırı biçimde kullanılması iddiası aynı hukuk kuralları içerisinde değerlendirilmelidir. Bugün başkasının yaptığı yanlışa tepki gösterip, yarın kendi çevresindeki yanlışa sessiz kalmak, yolsuzlukla mücadele değil, çifte standarttır, adam kayırmaktır, suça ortak olmaktır.

Kamu malı, milletin emanetidir.
Devletin veya belediyenin bütçesini korumak namus borcudur. Namus, sadece iki bacak arasındaki şey değil. Namus; harama el uzatmamaktır, onurlu yaşamaktır, hakkı gözetip hakkaniyetli davranmaktır, emanete ihanet etmemektir. Sahip olduğu gücü, koltuğu, makamı kişisel çıkarları için kullanmamaktır. En önemlisi de namuslu olmak, insan olmaktır ve insan kalmaktır. 

Yolsuzlukla mücadele, bir kişinin veya bir siyasi partini meselesi değil; toplumun ortak meselesidir, tüm siyasi partilerin meselesidir, kamu kurumlarının meselesidir. 
Hükümetin itibarı, yalnızca büyük projelere imza atmak değil, kamu kaynaklarının nasıl korunduğuyla, yolsuzlukların üstünü nasıl gidildiği, varsa bir suç onu ayyuka çıkarmakla da ölçülür.

DİĞER YAZILARI SİYASET İNSAN YÖNETME SANATIDIR  01-01-1970 03:00 SİYASİ AHLAKIN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ 01-01-1970 03:00