ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta eş zamanlı olarak İran'a başlattığı "Destansı Öfke" harekâtı, art arda domino taşlarını devirdi: Hürmüz Boğazı kapandı, küresel petrol piyasaları alt üst oldu, Körfez'deki Amerikan üsleri ateş altına girdi ve tarihin en pahalı çatışmalarından biri başladı. Bu yazıyı kaleme aldığım an itibarıyla savaş beşinci günündedir ve hiç kimse ne zaman biteceğini bilmemektedir.
OPERASYON: ŞOK VE DEHŞETİN İKİ KATI
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), harekâtın ilk 24 saatinde 2003'teki Irak operasyonunun neredeyse iki katı ölçeğinde vurgu yaparak yaklaşık 2.000 hedefin vurulduğunu açıkladı. Missouri'deki Whiteman Hava Üssü'nden kalkan B-2 hayalet bombardıman uçakları, F-22, F-35 ve EA-18G'lerle birlikte Tahran başta olmak üzere İran'ın dört bir yanını hedef aldı. Raporlara göre yaklaşık 200 Tomahawk seyir füzesi, çok sayıda JDAM güdümlü bombası ve insansız hava araçları bu operasyonda kullanıldı.
Operasyonun yalnızca ilk 24 saatlik mali yükü yaklaşık 780 milyon dolar olarak hesaplandı. Bu rakam; uçak yakıtından mühimmat maliyetine, uçak gemilerinin günlük operasyonel giderinden lojistik destek harcamalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Savaşın her geçen günü faturayı katlarken, Pentagon'un "sınırsız stok" söylemi, Washington'da sorgulanmaya başladı.
İRAN'IN CEVABI: RADARLAR, ÜSLER VE TANKERLER
Tahran, "Sadık Vaad 4" adını verdiği misilleme harekâtıyla beklenmedik bir hassasiyet sergiledi. Bahreyn'deki ABD 5. Filo Karargâhı, Katar'daki Al Udeid Hava Üssü, Kuveyt ve BAE'deki THAAD radar sistemleri, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü'ndeki radar noktaları ve Ürdün'deki mevziler hedef listesinde yer aldı. Uydu görüntüleri, Körfez'e yayılmış bu kilit askeri altyapıların ciddi ölçüde hasar gördüğünü ortaya koydu.
En çarpıcı gelişme Hürmüz Boğazı'nda yaşandı. İran Devrim Muhafızları, boğazı tüm deniz trafiğine kapattığını ilan ederek bölgeden geçmeye çalışan tankerleri hedef almaya başladı. Ondan fazla tanker bu operasyonlarda hasar gördü ya da seferini iptal etmek zorunda kaldı. Körfez'den çıkış yapamamayan petrol yükü gemiler limanlarda demir atarken, küresel enerji piyasalarında alarm zilleri çalmaya başladı.
HÜRMÜZ: BOĞAZDAN GEÇEN KÜRESEL EKONOMİ
Hürmüz Boğazı yalnızca bir coğrafi geçit değildir; o, modern dünyanın nabız noktasıdır. Günde yaklaşık 20-21 milyon varil petrol bu dar koridordan geçer. Bu, küresel toplam tüketimin beşte biridir. Katar'ın tüm sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı yine bu güzergâhtan akar. Boğaz kapandığında Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez üreticilerinin alternatif ihracat kapasitesi son derece sınırlı kalır. Tek alternatif hat olan Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattı, günlük en fazla 7 milyon varil taşıyabilmektedir.
Savaşın beşinci gününde Brent ham petrolün varil fiyatı yüzde yediyi aşan bir artışla 84 dolara dayandı. Altın ise 5.400 dolar barajını geçerek rekor seviyelere yaklaştı. Dünyanın en büyük armatörlerinden Hapag-Lloyd, Ortadoğu rotalarında konteyner başına 3.500 dolar "savaş riski ek ücreti" talep etmeye başladı. Bu maliyet artışı yalnızca akaryakıtla kalmaz; gıdadan elektroniğe, tekstilden ilaçlara kadar tüm ithal ürünlerin fiyatlarına zincirleme yansır. Enflasyonla boğuşan Avrupa ve Asya ekonomileri için bu tablo son derece kritiktir.
Katar'ın devlet enerji şirketi QatarEnergy iki tesisine yönelik saldırılar nedeniyle LNG üretimini durdurdu. Bu haber Avrupa'nın doğal gaz fiyatlarını anında sarstı. Dünyanın en büyük LNG ihracatçısının üretimi durdurması, özellikle Rusya gazına alternatif ararken Katar'a yaslanmış olan Avrupa'nın enerji planlamalarını altüst etti.
PSİKOLOJİK SAVAŞ: KİM ÖNE GEÇİYOR?
Askeri güç dengesi ile psikolojik zafer her zaman aynı tarafa düşmez. Bu gerçeği bu çatışma bir kez daha gözler önüne serdi. ABD ve İsrail hava sahasına hâkim; ancak savaşın beşinci günü itibarıyla kamuoyu algısında tablo çok daha karmaşık bir görünüm sergiledi. İran'ın imha ettiği radar sistemleri ve Körfez'deki ABD üslerine yönelik isabetli vurular, Tahran'ın askeri kapasitesine dair batılı kamuoyunun değerlendirmelerini alt üst etti.
Hamaney'in ardından yeni dini lider olarak öne çıkan Mücteba Hamaney döneminde İran yönetimi müzakere kapısını kapattı. Devrim Muhafızları'nın cephesinden gelen mesaj netti: "Savaşı istediğimiz kadar sürdürebiliriz." Bu söylem, kuşatılmış olmayı direnişe dönüştürme geleneğinin ürünüdür. Tahran'ın stratejik mantığı, uzun soluklu yıpratma savaşıyla Amerikan ve İsrail kamuoyunda sabırsızlık ve maliyete karşı tepki yaratmak üzerine kuruludur.
KÖRFEZ'İN İKİLEMİ: NE YANDA DURMAK?
Ortadoğu'nun Arap dünyası bu çatışmada son derece belirsiz bir konumda kaldı. BAE, resmi açıklamasında hem ABD ile İsrail'in operasyonlarına katılmadığını hem de kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu ilan etti. Bu, diplomatik dilinde "ikircimli tarafsızlık" olarak okunabilir. Kuveyt ise topraklarını hedef alan İran saldırılarını kınarken Batılı ittifak yapılarına mesafeli durmayı tercih etti.
Körfez monarşilerinin çıkmazı şudur: Topraklarında ABD üsleri bulunduruyorlar, dolayısıyla hedef oluyorlar; ama savaşın kazananına bağlanmak için sabırsız değiller. Bölgesel halkın İran'a sempatiyle ya da en azından ABD-İsrail eksenine soğuklukla bakması ise liderleri kamuoyu önünde açık tavır almaktan alıkoyuyor. Arap sokağının nabzını görmezden gelemezler.
DÜNYA TİCARETİNİN HESABI: DOMİNO HENÜZ DURMADI
Hürmüz'ün kapalı kalmasının yarattığı zincirleme etkiyi bugünden tam olarak hesaplamak güçtür; ama boyutları açıktır. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, Körfez petrolüne yüzde seksen beşin üzerinde bağımlı. Asya üretim zincirleri bu enerji kaynağına endeksli. Buna navlun maliyetlerindeki ani sıçramayı, savaş riski sigortası primlerini ve Avrupa gaz fiyatlarındaki dalgalanmayı ekleyin: Karşınıza küresel enflasyonu yeniden tetikleyecek bir tablo çıkar.
Bazı enerji ekonomistleri, boğazın bir gün bile kapalı kalmasının petrol fiyatlarını 120-150 dolar bandına taşıyabileceğini hesaplamaktadır. Uzun süreli bir kapanma senaryosunda yalnızca enerji piyasaları değil, doların uluslararası rezerv statüsü dahi baskı altına girebilir. Hürmüz'ün jeopolitik önemi bu denli büyüktür.
SONUÇ: SAVAŞIN FATURASI YALNIZCA ASKERİ DEĞİLDİR
Bu savaşın beşinci günü bana şunu gösteriyor: Ortadoğu'da ateşlenen her mermi yalnızca askeri bir hesaplaşma değil, küresel ekonomik düzenin yeniden biçimlenmesi anlamına gelir. Hürmüz Boğazı'nın bir haftası, dünya ticaretine yıllarca sürecek sarsıntılar bırakabilir. Savaşın faturasını yalnızca muharip taraflar ödemez; Asya'nın fabrikalarda çalışan işçisinden Avrupa'nın enerjisini karşılayamayan hanehalkına kadar geniş bir coğrafya bu hesaba ortak edilir.
ABD ve İsrail hava üstünlüğüne sahip olabilir; İran ise psikolojik ve ekonomik baskı üstünlüğüne. "Destansı Öfke" harekâtı Tahran'ı dizayn edemeden körfezi ateşe vermiş olabilir. Tarihin zihninize kazıdığı o acı paradoks bir kez daha sahnede: En güçlü ordu bile bir boğazı açık tutmakta zorlanabilir.
Hürmüz'den yükselen dumanın nereye savruluceğini henüz kimse bilmiyor. Bilen varsa yalan söylüyor.
Dış politika ve ekonomi