Siyah Kuğu" Geldi: Körfezi'nden Avrupa ve ABD'ye Ekonomik Deprem

CNN televizyonu, Fars Körfezi'ndeki krizin ardından dünyada yaşanacak ekonomik deprem ve "Siyah Kuğu" olgusuna karşı uyarıda bulundu.

ASAYİŞ - 20-03-2026 23:57

Tesnim Haber Ajansı_ CNN yayımladığı bir raporda, "ABD, 'ekonomik yükü' asla böyle bir savaş istemeyen ülkelerin omuzlarına binecek bir savaş başlattı." ifadelerine yer verdi.

Ekonomide "Siyah Kuğu" (Black Swan) terimi; nadir görülen, öngörülemeyen ve şok edici olayları tanımlamak için kullanılır. Meydana gelme ihtimali çok düşük olmasına rağmen, finansal piyasalar ve ülkelerin ekonomik istikrarı üzerinde son derece ağır ve yıkıcı sonuçlar doğuran bu durum, genellikle geleneksel hesaplama modellerini de işlevsiz kılar.

Raporun devamında şu ifadelere yer verildi: "İran'a yönelik savaş, ekonomistlerin 'Siyah Kuğu' olayı olarak adlandırdığı durumu gerçeğe dönüştürdü; kimsenin güvende olmadığı, öngörülemeyen ve yıkıcı bir şok. Ortadoğu'da 'fiziksel savaş' devam ederken ve yüzlerce sivil hayatını kaybetmişken, Basra Körfezi'nden dışa doğru bir ekonomik deprem yayılıyor ve çok yakında neredeyse tüm ülkeler bunun etkilerini hissedecek."

Atlantik Konseyi Uluslararası Ekonomi Direktörü Josh Lipsky, "Bu koşullarda kazanan yok." değerlendirmesinde bulundu. Bu hafta enerji fiyatlarında yaşanan şok, İran'ın Katar'daki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesislerine saldırmasının ardından daha da şiddetlendi. Bu, İsrail'in İran'daki Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırısına misilleme olarak gerçekleştirilen bir eylemdi. Doğalgaz fiyatlarındaki sert yükseliş, halihazırda hükümetleri elektrik tüketiminde kısıtlamalara gitmeye zorlamış durumda.

Pakistan okulları iki haftalığına tatil etti; Hindistan üreticiler için doğalgaz tedarikini kotaya bağlıyor ve en azından büyük bir şehir olan Pune'de doğalgazla çalışan fırınlar faaliyetlerini durdurdu.

RSM şirketinin ABD Baş Ekonomisti Joe Brusuelas, CNN'e verdiği mülakatta, fosil yakıtlardan uzaklaşmanın Amerikan ekonomisi için kısmi bir sığınak yarattığını, ancak bu sığınağın etkisinin sınırlı olduğunu vurguladı.

Brusuelas, "Eğer savaş devam ederse, kayda değer bir ekonomik durgunlukla (resesyon) karşı karşıya kalacağız." dedi.

Sözlerinin devamında Asya ülkelerindeki durumun Amerika'dan daha kötü olduğunun altını çizen Brusuelas, talebin geniş çaplı çöküşünün bazı ekonomilerde hızla resesyona yol açacağını belirtti.

Güney Kore geçen hafta, son 30 yılda ilk kez toptan akaryakıt fiyatlarına tavan fiyat uygulaması getirdi. Pakistan, okulların geçici olarak kapatılmasının yanı sıra bütçeyi dengelemek amacıyla bazı memurların maaşlarında kesintiye gitti. Tayland yetkililere evden çalışma talimatı verirken, Filipinler dört günlük çalışma haftası uygulamasına geçti. Bangladeş'te ise hükümetin akaryakıt alımına sınır getirmesinin ardından sürücüler, araçlarının depolarını doldurabilmek için benzin istasyonlarında saatlerce kuyrukta beklemek zorunda kaldı.

Araştırma şirketi Wood Mackenzie, Bangladeş'te şu anda üretimde ciddi bir düşüşle karşı karşıya olan hazır giyim üreticileri de dahil olmak üzere ülke çapında doğalgazın karneyle dağıtıldığına dair bulgular olduğunu rapor etti.

Rapora göre, Asya'nın en büyük ekonomisi olan Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı olmasına ve ham petrol ithalatının yaklaşık yarısının Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine rağmen komşularına kıyasla daha korunaklı olabilir. Bu durum büyük ölçüde, kömürün halen ülkenin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamasından kaynaklanıyor. Ancak Capital Economics kuruluşunun Çin Masası Şefi Julian Evans-Pritchard'a göre ülke, fosil yakıtlardaki yüksek fiyatların etkisini hafifleten elektrikli araçlara ve yenilenebilir enerji kaynaklarına da yönelmiş durumda.

Evans-Pritchard, 10 Mart tarihli bir notunda, Pekin'in aynı zamanda yaklaşık 120 günlük ihtiyacı karşılayacağı tahmin edilen kayda değer ham petrol rezervlerine sahip olduğunu yazdı.

Yetkili, rakipleri artan üretim maliyetlerinden darbe alırken, tüm bu faktörlerin birleşiminin Çinli üreticilere küresel ticarette avantaj dahi sağlayabileceğini sözlerine ekledi.

Avrupalılar için ise enerji fiyatlarındaki bu artış şoku, tanıdık ve tatsız bir his uyandırıyor. Rusya'nın dört yıl önce Ukrayna'ya saldırmasının ardından Avrupa hükümetleri, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve Rus enerjisinden uzaklaşmak için adımlar atmıştı. Bu değişimin kazananı ise Fars Körfezi ülkeleri olmuştu.

Maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarıyla görüşmeler yürüttüğü Prag'dan açıklamalarda bulunan Lipsky, "Avrupa'da 'Olamaz! Yine mi!' şeklinde bir ruh hali hakim." dedi. Doğalgaz, Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki haneler için baskın enerji kaynağı konumunda ve savaşın başından bu yana Avrupa gösterge fiyatları neredeyse iki katına çıktı.

Belçika Başbakanı Bart De Wever, perşembe günü düzenlenen bir Avrupa Birliği zirvesinin oturum aralarında yaptığı açıklamada, "Bundan önce bile enerji fiyatları aşırı yüksekti. Eğer bu durum kalıcı hale gelirse, başımız büyük dertte demektir." ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği her ne kadar sıvılaştırılmış doğalgazının büyük bir kısmını ABD'den ithal etse de, Katarlı tedarikçilerin devre dışı kalması küresel fiyatları yukarı çekiyor.

Kpler kurumunun Doğalgaz ve Elektrik Kıdemli Direktörü Gillian Boccara daha önce CNN'e verdiği demeçte, savaşın başlamasından bu yana Avrupa'ya gitmekte olan en az 11 doğalgaz yüklü geminin rotasını, alıcıların Avrupalı rakiplerine kıyasla daha yüksek fiyatlar teklif ettiği Asya'ya çevirdiğini söylemişti.

Berenberg Bankası Baş Ekonomisti Holger Schmieding, Avrupa Birliği'nde ocak ayında yüzde 2 olan tüketici fiyat enflasyonunun, çatışmaların birkaç ay daha devam etmesi halinde yüzde birin üzerinde bir artış daha kaydedebileceğini belirtiyor.

Schmieding ayrıca, böyle bir senaryoda bölgenin ekonomik büyümesinden yüzde yarım oranında kayıp yaşanacağını da ifade etti.

Günün Diğer Haberleri