Muharrem ayı geldiğinde Anadolu'nun dört bir yanında aşure kazanları kurulurdu. Komşular birbirine tabak tabak aşure gönderir, çocuklar kapıları çalar, mahalleler bereket ve paylaşmanın güzelliğini yaşardı. Aşure yalnızca bir tatlı değildi; birlikteliğin, kardeşliğin ve dayanışmanın adıydı.
İslam tarihine baktığımızda Aşûre Günü'nün birçok önemli olaya ev sahipliği yaptığını görürüz. Rivayetlere göre Hz. Nuh'un (A.S.) gemisi tufanın ardından Cudi Dağı'na oturduğunda gemide kalan son erzaklar bir araya getirilmiş ve ilk aşure hazırlanmıştır. Bu nedenle aşure, yokluk içinde bereketi bulmanın ve eldeki nimeti paylaşmanın sembolü olarak kabul edilir.
Hz. Musa'nın Firavun'un zulmünden kurtuluşu, Hz. Yunus'un balığın karnından çıkışı, Hz. Eyüp'ün şifa bulması ve daha birçok ilahi hikmet bu mübarek günle ilişkilendirilir. Ancak Kerbela'da Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi de Aşûre Günü'ne derin bir hüzün yüklemiştir. Bu nedenle Aşûre, hem bereketin hem de muhasebenin günüdür.
Ne var ki bugün toplumun önemli bir kesimi için aşure yapmak bile lüks haline gelmeye başladı.
Bir kilo ceviz, fındık, kuru kayısı, incir, üzüm, nohut, fasulye ve diğer malzemelerin fiyatları düşünüldüğünde, orta büyüklükte bir aşure kazanının maliyeti birçok aile bütçesini zorlayacak seviyelere ulaşıyor. Emekli maaşıyla geçinmeye çalışan vatandaşlar, asgari ücretle ay sonunu getirmeye çalışan aileler ve dar gelirli kesimler için aşure yapmak artık eskisi kadar kolay değil.
Oysa aşure geleneğinin özü, zengin sofralar kurmak değil; paylaşabilmektir. Bugün insanlar paylaşmak istiyor ama ekonomik şartlar buna engel oluyor. İşte asıl düşündürücü olan da budur.
Şanlıurfa'da yıllardır yaşatılan aşure kültürü, bu şehrin sosyal dokusunun önemli parçalarından biridir. Harran'dan Bozova'ya, Siverek'ten Halfeti'ye kadar birçok mahallede ve köyde insanlar aşure dağıtarak birlik mesajı verir. Ancak hayat pahalılığı, bu kadim geleneği de etkilemeye başladı.
Bir zamanlar büyük kazanlarda kaynayan aşureler bugün daha küçük kaplarda hazırlanıyor. Bazı evlerde ise hiç kaynamıyor.
Belki de bu Muharrem ayında sadece aşureyi değil, toplumun geldiği noktayı da konuşmalıyız. Çünkü aşure, toplumun ekonomik ve sosyal fotoğrafını gösteren önemli bir aynadır. Eğer insanlar paylaşmak istedikleri halde paylaşamıyorsa, bu sadece mutfakların değil, hayatın da daraldığını gösterir.
Yine de umudumuzu kaybetmemeliyiz. Çünkü bereket yalnızca kazandaki malzemede değil, gönüldeki niyettedir. Aşûre'nin bize öğrettiği en önemli ders de budur: Az da olsa paylaşmak, çok olup paylaşmamaktan daha değerlidir.
Muharrem ayının ve Aşûre Günü'nün ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum. Rabbim sofralarımızdan bereketi, gönüllerimizden kardeşliği eksik etmesin.
Süleyman Turan