Sosyal medyada kendini kral, padişah, iş adamı ve hayırsever göstermek kolay. Asıl mesele, telefon ekranının dışına çıkınca kim olduğundur.
Sosyal medyada atıp tutmak kolay…
Bir bakıyorsunuz adam kendisini padişah ilan etmiş. Bir bakıyorsunuz kral olmuş. Başka bir paylaşımda büyük iş adamı, başka bir paylaşımda fakirin dostu, garibanın hamisi, bir başka paylaşımda da cami avlusunda namaz kılan, son derece mülayim ve temiz kalpli bir insan!
Maşallah, sosyal medyada her şey var.
Ama bir de telefon ekranını kapatıp sokağa çıkalım.
İşte asıl hikâye orada başlıyor.
Çünkü insanın gerçek kimliği, profil fotoğrafında değil; insanlara nasıl davrandığında ortaya çıkar. Sosyal medyada oluşturulan görüntü ile gerçek hayat arasındaki fark büyüdükçe, insanın kendisiyle ilgili anlattığı hikâye de o kadar tartışmalı hale gelir.
Bugün bazı insanlar sosyal medyada kendilerine öyle bir dünya kuruyor ki sanırsınız ilçenin, şehrin, hatta ülkenin en büyük adamı!
Fotoğrafın biri makamda, biri lüks bir mekânda, biri kalabalık içerisinde, biri camide…
Altına da birkaç güzel söz.
“Allah herkese nasip etsin…”
“Dostluk, kardeşlik, dürüstlük…”
“Helal kazanç…”
“İnsanlara yardım etmek…”
Ama mesele sosyal medyadan çıkıp gerçek hayata gelince tablo bambaşka olabiliyor.
İnsanların iddiaları, yaşadıkları ve anlattıkları birbirini tutmuyorsa, sosyal medya ne kadar güzel fotoğraf yayınlarsa yayınlasın gerçeği değiştiremez.
Özellikle para meselesi çok hassas.
Bir insan kendisini sosyal medyada büyük iş adamı gibi gösterebilir. Ancak gerçek hayatta insanların parasını nasıl kazandığı, borcuna nasıl yaklaştığı, ticarette ne kadar dürüst olduğu, çalışanına ve karşısındaki insana nasıl davrandığı önemlidir.
Faizcilik, tefecilik veya insanları maddi açıdan zor durumda bıraktığı yönündeki iddialar varsa, bunların üzeri birkaç cami fotoğrafıyla kapatılamaz.
Burada önemli olan bir noktayı da açıkça söylemek gerekir:
Bir kişi hakkında “dolandırıcıdır”, “tefecidir” veya başka bir suç işlemiştir demek için somut delil ve hukuki karar gerekir.
Ancak ortada ciddi iddialar varsa, bunların araştırılması ve varsa mağduriyetlerin ortaya çıkarılması da toplumun hakkıdır.
Çünkü sosyal medya artık sadece fotoğraf paylaşma yeri değil.
İnsanlar orada kendilerine bir kimlik inşa ediyor.
Kimi kendisini zengin gösteriyor, kimi güçlü…
Kimi siyasetçi gibi, kimi kanaat önderi gibi, kimi de yıllardır hayır işleriyle uğraşıyormuş gibi bir görüntü oluşturuyor.
Oysa sosyal medya profili insanın tamamı değildir.
Araştırmalar da sosyal ağlarda kişilerin kendilerine yönelik algıyı yönetmek amacıyla sanal kimliklerini şekillendirebildiğini ve onaylanma isteğinin bu süreçte etkili olabildiğini ortaya koyuyor.
Yani mesele sadece bizim gördüğümüz birkaç fotoğraf değil.
Mesele, görüntü ile gerçek arasındaki mesafedir.
Sosyal medyada kral olmak kolaydır.
Bir fotoğraf çekersin, altına birkaç ağır söz yazarsın, etiketleri dizersin, çevrendekiler de “Maşallah başkanım”, “Kral adamsın”, “Büyük insan” diye yorum yapar.
Bir süre sonra insan kendi kurduğu hikâyeye kendisi de inanmaya başlar.
Ama hayat Instagram değildir.
Hayat Facebook değildir.
Hayat X değildir.
Gerçek hayatın beğeni butonu yoktur.
Gerçek hayatta insanın yaptığı iyiliğin karşılığında “like” değil, insanların duası gelir. Yaptığın kötülüğün karşılığında da bir gün insanların yüzüne bakmak zorunda kalırsın.
İşte o zaman sosyal medyada çizdiğin tablo değil, gerçek kişiliğin konuşur.
Cami avlusunda fotoğraf çektirmek kolaydır.
Asıl mesele camiden çıktıktan sonra insan hakkına dikkat etmektir.
“Helal kazanç” yazısı paylaşmak kolaydır.
Asıl mesele kazancının gerçekten helal olup olmadığıdır.
“Dostluk” paylaşımı yapmak kolaydır.
Asıl mesele dostunun zor gününde yanında olmaktır.
“Garibanın yanındayım” demek kolaydır.
Asıl mesele garibanın cebindeki son paraya göz dikmemektir.
Kendisini padişah gibi göstermek kolaydır.
Asıl mesele, kimsenin görmediği yerde de insan kalabilmektir.
Çünkü gerçek kralın tacı sosyal medyada değildir.
Gerçek padişahın sarayı da takipçi sayısı değildir.
İnsanın gerçek itibarı; arkasından konuşulanlarla, insanların ona güvenip güvenmemesiyle ve kimse görmezken yaptığı işlerle ölçülür.
Bugün sosyal medyada herkes kendisini olduğundan büyük gösterebilir.
Ama unutmayalım:
Fotoğraf insanı büyütmez. Takipçi insanı büyütmez. Para insanı büyütmez. Ünvan insanı büyütmez.
İnsanı büyüten şey karakteridir.
Ve karakter, filtreyle değişmez.
Sosyal medya perdesi bir gün mutlaka iner.
O zaman görünmeyen kralın gerçekten kral mı, yoksa sadece sosyal medyanın padişahı mı olduğu ortaya çıkar.
Süleyman Turan