Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” kitabını okumakta sanırım biraz
geç kalmışım.
Büyük bir eksiklik…
Ne deseniz haklısınız.
Neyse ki geçte olsa okudum.
Bir kez daha anladım ki Atatürk büyük bir insan, büyük bir lider…
Ülkeyi işgalcilerden kurtarmak için tüm rütbelerinden vaz geçmek,
canı pahasına yola çıkmak…
Kim göze alabilir bunu?
Yoksul, öksüz büyümüş, askerlikten başka bir mesleği olmayan bir
kişi için ne kadar hayati bir yol ayrımı…
Hadi askerlikten istifa etmesi anlaşılır diyelim.
Dünyada birçok ülkenin kurucu lideri olmuştur, her bir lider ülkesini
bağımsızlığa kavuşturmak, devrim yapmak için yola çıkmıştır.
Her bir liderin yola çıkarken yanında birçok insan vardı.
Birlik oldular, saf tuttular ülkelerini işgalcilerden kurtardılar ya da
İran’daki gibi var olan iktidarı devirdiler.
İran’da yanlış hatırlamıyorsam, tüm muhalif unsurlar bir araya
geldiler, Şah Muhammed Rıza Pehlevi'ye karşı iç isyan çıkartılar, İran
İslam Cumhuriyeti kurdular.
Çin'de bugünkü komünist rejim, 1949 yılında Mao Zedong
önderliğindeki Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP), Milliyetçi Parti
(Kuomintang) güçlerini iç savaşta yenmesiyle kuruldu.
1 Ekim 1949'da Pekin'de Çin Halk Cumhuriyeti ilan edildi.
Hindistan rejimi, 1947 yılında Britanya İmparatorluğu'na karşı
kazanılan bağımsızlığın ardından, Mahatma Gandhi ve Jawaharlal
Nehru gibi liderlerin önderliğinde kuruldu.
Küba rejimi, 1959 yılında Fidel Castro ve Che Guevara liderliğindeki
gerilla ordusunun Fulgencio Batista diktatörlüğünü devirmesiyle
sosyalist sistem hayata geçti.
Her bir devrim, rejim değişikliği, işgalci güçlerin yurttan atılması
büyük bir örgütlü güç tarafından gerçekleşti.
Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” dediği gibi, Atatürk tek
başına yola çıktı; yakınında çevresinde ikinci bir adam yoktu.
Tek başına bir Kurtuluş Savaşı verdi ve tek başına cumhuriyeti kurdu.
“Nutuk” kitabında ne diyor Atatürk; “İstanbul hükümeti görevini
yerine getiremiyor.” Saltanat, padişah dese Kurtuluş Savaşı
başlamadan bitecek…
Etrafındakiler saltanat yanlıları…
Amaçları, ülkeyi düşmanlardan kurtarmak, Saltanatı kaldığı yerden
devam ettirmek…
Saltanat yanlıları aynı zamanda İngiliz mandası, diyor.
En çok istenen ABD mandası…
ABD mandasını kabul edelim, sonrasına bakarız…
Deniliyor…
Nihayetinde işgalciler yeniliyor, yurttan atılıyor.
Cumhuriyetin ilanına karşı hamleler…
Rauf Orbay, babasının Osmanlı Padişah’ına hizmet ettiğini ve
"Boğazımda padişahın ekmeği var" diyerek padişaha olan bağlılığını
ilan ediyor.
Refet Bele Cumhuriyetin ilanına karşı çıkıyor, saltanatın kaldırılması
ve Cumhuriyet fikrini "henüz zamanı gelmedi" diyerek reddediyor.
Komutanlar, bürokratlar, milletvekilleri Cumhuriyet’e karşı çıkıyor,
saltanatın devam etmesini istiyor…
Atatürk, Cumhuriyet'in ilan edileceğini ilk olarak 28 Ekim 1923
akşamı Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde silah
arkadaşlarına, tarihe geçen o ünlü sözüyle "Efendiler, yarın
Cumhuriyet'i ilan edeceğiz!" diyerek niyetini kesin olarak ifade
etmiştir.
“Nutuk” kitabını okuyunca, gözümde çok büyük olan Atatürk’ü daha
bir büyütmüştür.
İlmek ilmek verilmiş bir mücadele…
Dünya tarihine geçecek bir siyasal bilinç…
Hayata geçirilen bir siyaset…
Ve de tek başına…
Kurtuluş Savaşı veren, Cumhuriyeti kuran şahsa milletvekilliği çok
görülerek, ayak oyunları ile tasfiye edilmek istenmesine ne demelidir?
Halife ve Saltanat yanlılarına Atatürk’ün verdiği cevap tarihi
değerdedir; "Osmanoğulları zorla Türk milletinin egemenliğine ve
saltanatına el koymuşlardı. Bu zorbalıklarını altı yüzyıldan beri
sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk milleti egemenliğini ve saltanatını
kendi eline almış bulunuyor."
Nutuk kitabının neresini okusanız Atatürk’e hayran kalırsınız.
Bilim, fen, sanat, insanlık iliklerine kadar işlemiş, yaşam şekli haline
gelmiş bir yaşam...
Her şeyi halktan…
İçimizden birisi…
Türk Halkı’na adanmış bir ömür…
Çok erken sonlandı.
Keşke biraz uzun yaşasaydı.
“Nutuk” okunmadan ne Kurtuluş Savaşı ne de Atatürk anlaşılabilir.
Mutlaka okunmalıdır…
Geç olmadan!