Çalmanın helali olmaz, yolsuzluğun fetvası olmaz, haram haramdır, helal helaldir. Vicdani, ahlaki olmayan hiçbir şey insanı de değildir. Çünkü insanı insan yapan ahlakı ve vicdanıdır.
Yolsuzluk: Bir kişinin/kişilerin kendisine emanet edilen makamı kamu yararı yerine kişisel, siyasi, ekonomik ya da grupsal çıkar için kötüye kullanmasıdır.
Yolsuzluk, sadece kamu malından bir şey çalmak değildir. Yolsuzluğa göz yummak, usulsüzlüğü bilerek saklamak, haksız kazanca kapı açmak ve kamu zararına sessiz kalmak da yolsuzluk düzeninin bir parçasıdır. Çünkü haksızlığı yapan kadar, haksızlığı görüp susan da o düzenin devam etmesine katkı sağlar.
Yetkililer usulsüzlüğü bildiği halde sessiz kalıyorsa; bir yönetici, yakınını veya siyasi arkadaşını korumak için kuralları esnetiyorsa; bir kamu görevlisi, görevini kişisel çıkar ilişkilerine göre kullanıyorsa burada yalnızca bireysel bir yanlışlıktan değil, kurumsal bir çürümeden söz etmek gerekir. Orda ahlaksızlıktır, siyasi çürüme var demektir.
Asıl tehlike, yolsuzluğun normalleşmesidir. "Sesimi çıkarırsam başıma bir iş gelir.” Düşüncesi, yolsuzluğun, hukuksuzluğun en güçlü koruma mekanizmasıdır. Çünkü haksızlık karşısında herkes sustuğunda, haksızlığı yapan kendisini güçlü zanneder.
Kamu malı, milletin emanetidir. Emanete ihanet etmek ise en büyük namusuzluktur.
Devletin bütçesi birilerinin şahsi kasası değildir. Gün gelir hesabı sorulur.
Yolsuzlkla mücadele cesaret ister.
Yolsuzlukla mücadele, yalnızca seçim dönemlerinde kullanılan bir siyasi söylem olmamalıdır.
Gerçek mücadele; iktidar kim olursa olsun, yanlış kimden gelirse gelsin aynı tavr ve kararlılıkla üstüne gitmektir.
Ahlaksızlıkla, hırsızlıkla, hukuksuzlukla mücadele de toplumun her kesiminden insanlar kendi çevresindeki yanlışa da karşı çıkabilmeli, arkadaşının, partilisinin/siyasilerin çıkarlarına, adaletsizliklerine karşı durabilmelidir.
Bir ülkeyi yalnızca hırsızlar değil, hırsızlığı gördüğü hâlde susanlar da ihanet etmiş olur. Bu nedenle yolsuzlukla mücadelede en büyük görevlerden biri, toplumun vicdanını diri tutmaktır. Şefaf davranmaktır.
Ve unutulmamalıdır ki çalan kadar, çalana göz yuman da bu vebalin altındadır.
DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan durumu çok güzel özetlemiş. Sayın Babacan diyor ki;
Hazır herkes infial hâlindeyken, yolsuzluk yapan herkesin -kim olduğuna bakmaksızın- hesap vermesi konusunda fikir birliğindeyken…
Neler geniş anlamıyla YOLSUZLUK ve HAKSIZ KAZANÇ kapsamına girer, bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Bu vesileyle, belki herkes kendisini ve çevresinde olup bitenleri gözden geçirir:
1. Bir kişinin devletteki görevini ve sahip olduğu yetkiyi kullanarak kendisine, akrabalarına veya arkadaşlarına çıkar sağlaması YOLSUZLUKTUR.
2. İmar planlarını, inşaat haklarını veya devlet arazilerinin kullanım biçimini, belli kişi veya şirketlere kazanç sağlayacak şekilde değiştirmek YOLSUZLUKTUR.
3. Devlet arazilerini, ruhsatları, izinleri, teşvikleri, lisansları veya devletin diğer imkânlarını sadece belli kişilere çıkar sağlayacak şekilde kullandırmak YOLSUZLUKTUR.
4. Bir işin, iznin veya ruhsatın verilmesi karşılığında hediye, ayrıcalık, siyasi destek veya başka bir menfaat elde etmek YOLSUZLUKTUR.
5. İhaleleri gerçek rekabet ve yarışmadan kaçırmak için davet veya doğrudan temin yoluyla yapmak, baştan birileri kazanacak şekilde hazırlamak, işi adrese teslim hâle getirmek YOLSUZLUKTUR.
6. Devletin veya belediyenin araçlarını, binalarını, çalışanlarını ve diğer imkânlarını bir parti veya kişisel işler için kullanmak YOLSUZLUKTUR.
7. Bazı kişi ve grupları, siyasi düşüncesi, kimliği, inancı, bölgesi veya aidiyeti nedeniyle devletin imkânlarından ayrıcalıklı olarak yararlandırmak YOLSUZLUKTUR.
8. Yolsuzluğu gördüğü hâlde bunu gizlemek, soruşturulmasını engellemek veya yolsuzlukları denetlemesi gereken kurumların çalışmasını engellemek YOLSUZLUKTUR.
9. Kamu görevinden ayrıldıktan sonra, yasal sınırlamaları ihlal ederek, denetlediği sektör ve kurumlarda görev almak ya da görev sırasında edindiği bilgi, belge veya nüfuzu kişisel veya ticari çıkar sağlamak için kullanmak YOLSUZLUKTUR.
Tekrar altını çizmek gerekiyor:
Yolsuzluk sadece devletin parasını çalmak veya rüşvet almak değildir. Bir kişinin devletin gücünü ve imkânlarını kendisi, partisi, yakınları veya belli bir grup için çıkar sağlamak amacıyla kullanması da yolsuzluktur, haksız kazançtır.
Örneğin, devlet gücünü kullanarak sağlanan menfaat karşılığında, bir evi gerçek değerinden daha düşük bir değerle almak da yolsuzluktur.
Bir siyasetçi, yukarıda sayılan davranışları yolsuzluk olarak görmüyorsa ve bunlarla samimi ve etkili şekilde mücadele etmiyorsa, “Yolsuzluğa karşıyım” demesinin tek başına bir anlamı yoktur.