Amerikalıların anlatısı ciddi biçimde şüpheli olup bir ölçüde "Hollywood filmi"ni andırmaktadır. Bu konuda çok sayıda soru işareti bulunmaktadır: İran topraklarına girişten, sinyal cihazı aracılığıyla pilotun bulunmasına kadar bu kadar zaman ve karmaşıklık gerektiren bir operasyon nasıl gerçekleştirilmiş, ardından teknik arıza yaşanmış ve sonrasında ikinci bir kurtarma operasyonu düzenlenmiştir? Bu senaryo mantıksal açıdan daha dikkatli bir inceleme ve daha fazla belge gerektirmektedir.
Amerikan medyasında dile getirilen ve belirsizlikleri artıran bir diğer önemli nokta da bu pilotun durumudur. Pilotun ağır yaralı olduğu ve hayatta kalma ihtimalinin düşük olduğu söylenmektedir. Oysa kurtarıldığı iddia edilen ilk pilot hakkında da net bir görüntü veya belge yayınlanmamış olup, esasen onun akıbeti konusunda da ciddi şüpheler bulunmaktadır.
İkinci pilot açısından da şu soru akla gelmektedir: Eğer kurtarma operasyonu gerçekten başarılı olduysa, neden aynı anda onun ölüm ihtimali gündeme getirilmektedir? İlerleyen süreçte resmî anlatının "kurtarma çabası gösterildi ancak pilot hayatını kaybetti" yönüne evrilmesi muhtemeldir; bu da başlı başına ciddi şüphelere konu olan bir husustur.
Ancak İran'ın resmî anlatısı, bu operasyonun tamamen başarısız olduğunu vurgulamaktadır.
Amerikalıların anlatısını esas alsak dahi, dikkat çeken nokta, bir özel harekât helikopterinin İran toprakları içinde teknik arıza yaşamış olmasıdır. Bu durum tek başına, operasyonun uygun hava koşullarında gerçekleştirildiği söylenen bir ortamda, lojistik ve operasyonel hazırlık alanında ciddi sorunlar olduğunu göstermektedir. Tüm bunlar yaşanırken aynı anda İran'ın hava savunmasının zayıflatıldığı ve böyle bir operasyonu engelleyecek hiçbir engelin bulunmadığı iddia edilmektedir.