Ali Ekber Pekşen
Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yollardan çözme yönündeki iradenin başarısının temel şartı ve vazgeçilmezi, tüm toplum kesimlerinin katılımının sağlanması ve ortak kararlar alınması konusunda azami dikkatin gösterilmesidir. Bu dikkat gösterilirse, adeta kangren olmuş ve Türkiye’nin 100 yılını esir almış ve toplumun hafızasında Kürt sorunu olarak yer etmiş verili durumun, Ortak Vatan ve Eşit Yurttaşlık temelinde çözülmesiyle ilgili inandırıcı adımlar atılır ve büyük bir toplumsal destek sağlanır.
Ancak; daha önceki zaman dilimlerinde yaşandığı gibi, bu amaçla yapılacakların adeta birilerinin siyasi beklentisi ve ikballerinin bağlandığı bir süreç gibi yönetilmesine yönelik siyasi atraksiyonlar, süreci akamete uğratır ve böyle bir durumun ülkeye faturasının boyutu büyük yıkım olarak döner.
Mevcut işleyişi, 2015’te yaşanan süreçten yola çıkarak değerlendirdiğimizde, o dönem HDP üzerinden yürütülen siyasi operasyonun benzeri, şimdi de CHP üzerinden yürütülmektedir. Bu durum, Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda yapılacaklar ne zaman gündeme gelse, geçmişte HDP bugün DEM olarak devam eden siyasal parti ile CHP’nin yakınlaşmasını ve ülkenin demokrasiye giden sürecinde ortak kararlar almalarını engelleyecek operasyonların devreye girdiğinin göstergesi tabloyla karşı karşıyayız gibi fiili bir ortam yaratılmaktadır.
Mevcut yaşadıklarımız, demokrasi güçlerine tarihin doğru tarafında durmamızı salık verir. Mesele her hangi bir partinin yanında yer alıp, ısrarla aynı partinin anlayışını savunmanın ve o doğrultuda siyasal tavır almanın ötesinde bir sorumluluk gerektirecek kadar elzemdir. Bu sorumluluk toplumun farklı kesimleri arasında, ne kadar çok dağıtılırsa uyum, kabul ve konsensüs o kadar güçlü olur. Bunun için sürecin şeffaflık içinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Burada unutulmaması gereken, tarihin doğru tarafında yer almanın temel şartı, evrensel hukukun, demokrasinin ve barışın yanında tavizsiz şekilde yer almaktır.
Demokrasiden yana bileşenlerin vazgeçilmezi ve tarafını belirleme ölçütü; barış, demokrasi, evrensel hukuk kuralları ve eşit yurttaşlık temelli hayatların egemen olduğu yönetsel yapıdır.
Demokrasinin inşa surecinde unutulmaması ve mutlak dikkate alınması gereken bir başka durum yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır. Yargının siyasallaşması, ülke için büyük bir tehdit unsurudur. Demokrasiye giden sürecin yapılandırılmasına yönelik çalışmalarda bu gerçeğin farkında olmak ve bu doğrultuda hukuki düzenlemeler zorunluluktur.
Ülkede kalıcı demokrasinin inşa sürecinin önemli ölçütlerinden birisi de; yargının tarafsızlığı ve bağimsızlığıdır. Bu nedenle yargının siyasallaşması ve yargı kurumunun siyasete dönük iktidar sopası olarak algılanacak uygulamalarından vazgeçilmelidir.