TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (2)

Ali Ekber PEKŞEN

17-02-2026 13:41

Ali Ekber PEKŞEN

Tarihsel olarak uzun sayılacak bir zaman diliminde etkili olan Osmanlı imparatorluğu, sanayileşmeyle ilgili önlemleri zamanında alamamış. Bu arada sürekli gelişmekte olan sanayi sermayesinin, hammadde kaynakları ve yeni pazar arayışları başlamış. Bu arayışların ve Avrupa’da 1789 sonrası milli devletler kurulmasının etkisiyle imparatorluk bünyesindeki mensubiyeti farklı toplulukların milli devlet kurma amaçlı girişimleri alenileşmiş. Bu girişimler emperyalistlerin de desteğiyle yürütülmüş. Savaş sanayisinin gelişmesini de sağlayan bu destekler, yeni yeni uluslararası ittifakları ortaya çıkarmış.

İmparatorluğun Muasırlaşma adını verdiği yönetimin temelini oluşturacak hukuki düzenlemeler yapılmamış ve buna uygun yönetim benimsenmemiş. Ekonomide dışa bağımlılık artarak devam etmiş. Bu olumsuzluklar 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra İmparatorluk bünyesindeki hasarları onarılamaz boyuta taşımış. Bu vaziyette, 20. yüzyıl başında emperyalizmin çıkardığı büyük paylaşım savaşının tarafı olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; 1. Büyük Paylaşım Savaşı’nın getirdiği yıkımın yarattığı hasarların arasında meşakkatli mücadeleler sonucu kurulmuştur. İmparatorluk geleneğinden milli devlete geçiş süreci olarak adlandırılacak bu zaman dilimi, devletin kuruluş kodlarının temellerinin atıldığı dönemdir. Kurucu irade olarak tanımlanan bu faaliyetler, İmparatorluk devlet kadrolarının üst kademe yöneticileri, askerler ve dönemin elit kesiminin temsilcileri tarafından yürütülmüştür. Bu kadronun neredeyse tamamı Avrupa’da tahsil görmüş insanlardan oluşmaktadır.

Bu kadronun "muasır medeniyet" hedefiyle kurduğu devlet, 100 yılı aşan birikimin ürünü yönetim uygulamalarıyla, şu sıralar, tedirginlik ve endişe yaratmaktadır. Tüm İslâm coğrafyasında da gözlenen bu endişenin kaynağı, dini kurallarla hayatı düzenlemeyi önceleyen siyasetin devletlere egemen olmasıdır. Dinin dokunulmazlığını kalkan olarak kullanmakta beis görmeyen yönetimlerin, günlük hayatı baskılarla belirlemeye başlaması, baskılarını kamufle etmek amacıyla kararlı şekilde dini değerlere ve din bilgini olarak lanse edilen şahsiyetlere başvurmaları endişeli zamanların sürekliliğine neden olmaktadır. Toplumun ekseriyeti, başka türlü hayatlara imkân tanımayan kararlılıkla hareket eden siyasi anlayışın egemenliğindeki yönetsel uygulamaların bunaltıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını düşünmektedir.

Ekseriyetin yaşadığı endişeler ve kaygılarla ilgili sonuç, durum ya da değerlendirmeler üzerinden laiklik meselesini tartıştığımızda, kısır bir döngüye ve siyasetin günlük popülizmine teslim olunabilir. Bu sonuç belli bir sürecin ürünüdür. Bu verili durum çerçevesinde olayı değerlendirdiğimizde; Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren devletin tek belirleyici olarak yapılandırdığı eğitim sisteminin tüm aşamalarındaki gelişmeleri ve süreci birlikte incelemek gerekir. Bu süreç, sancılı geçen savaş yıllarında ağır bedeller ödenerek kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu iradesinin ürünü, başta Anayasa olmak üzere iç hukukunda ve eğitim sisteminde laiklikle doğrudan ilgili düzenlemelerle başlamış. Bu nedenle, 100 yıllık süreci kapsayan bir zaman diliminde yapılan düzenlemelerin, hukuk ve eğitim alanında laiklik karşıtı uygulamaların nedenleri olarak tartışılagelenlerini kronolojik olarak incelemek gerekir.

1921 ANAYASASI DÖNEMİNDEKİ GELİŞMELER

1921 tarih ve 85 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda (1921 Anayasası) din eğitim ve öğretimiyle ilgili hüküm bulunmamaktadır.

3 Mart 1924’te; Hilafet kaldırıldı. Tevid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. Şeriye ve Evkaf vekaletleri kaldırıldı. Türkiye’deki tüm ilmiye ve tedrisiye kurumları ile, Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflarca idare edilen bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine bağlanmıştır.

Üç devrim yasası olarak bilinen bu düzenlemelerle, teokratik monarşiden laik Cumhuriyete, çok milletli ve muhtar eyaletli devletten ulusal ve üniter devlete geçiş yolu açılmıştır. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını sağlamak üzere “Şeri'ye ve Evkaf Vekaleti, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâletleri” kaldırılmış, yerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığı kurulmuştur.

Bilahare 22 Haziran 1935 'de yürürlüğe giren 2800 Sayılı “Diyanet İşleri Reisliği Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’la” Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kanuni teminatı sağlanmıştır.

1924 ANAYASASI DÖNEMİNDEKİ GELİŞMELER

25 Kasım 1925 tarihinde 671 sayılı "Şapka İktisası Hakkında Kanun",

30 Kasım 1925 tarihinde 677 sayılı “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu” kabul edilmiştir.

20/04/1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun (1924 Anayasası) ilk halinde din eğitimi ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. 2. maddesi; “Türkiye Devleti’nin Dini İslâm’dır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu hüküm 10/04/1928 tarih, 1222 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Maddelerini Muadil Kanun’la 1924 Anayasası’ndan çıkarılmış ve 05/02/1937 tarih ve 3115 sayılı Kanun’la aynı maddeye “laiklik” ilkesi eklenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin omurgasını oluşturan bu kanuni çerçeve doğrultusunda, eğitim sisteminin tüm kademelerinde de düzenlemeler yapılmıştır.

DİĞER YAZILARI TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (1) 01-01-1970 03:00 SINAV MERKEZLİ EĞİTİM ve OTOKRASİ 01-01-1970 03:00 SINAVA ENDEKSLİ EĞİTİM SİSTEMİ ÇIKMAZDADIR 01-01-1970 03:00 ÇATIŞMA ve ÇÖZÜM SÜRECİ 01-01-1970 03:00 BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ 01-01-1970 03:00 BARIŞ, DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI 01-01-1970 03:00 NİYET OKUMA 01-01-1970 03:00 OECD "BİR BAKIŞTA EĞİTİM 2025" RAPORU ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 DEVLETTE ŞEFFAFLIK 01-01-1970 03:00 HİÇBİR YERLİYİM 01-01-1970 03:00 DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ 01-01-1970 03:00 ÖĞRENEN ORGANİZASYON 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (4) 01-01-1970 03:00 HÜSEYİN ANIL – GÜNEŞİN OĞLU ve ŞİİR 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (3) 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (2) 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (1) 01-01-1970 03:00 ÇOK ŞEYE YETİŞMEK LAZIMDI! 01-01-1970 03:00 AZ GELİŞMİŞLİK SARMALI 01-01-1970 03:00 EZBERLETİLENLER, GERÇEKLER ve EĞİTİM 01-01-1970 03:00 BURUK SEVİNÇ (Mehmet Emin Turgut) 01-01-1970 03:00 TOTALİTARİZM ÇIKMAZ SOKAKTIR 01-01-1970 03:00 BABAMIN ÖLDÜĞÜ YAŞTAYIM 01-01-1970 03:00 TOTALİTARİZMİN NORMALİNDEN KUTULMALIYIZ 01-01-1970 03:00 TOTALİTARİZMİN NORMALİNDEN KUTULMALIYIZ 01-01-1970 03:00 OKULLAR ve NİTELİKLİ EĞİTİM 01-01-1970 03:00 İNSAN, MERAK ve ÖĞRENME 01-01-1970 03:00 KIRMIZI PERÇEMLİ 01-01-1970 03:00 POPÜLİST YÖNETİM – VASATLAR CENNETİ 01-01-1970 03:00 HERKESLEŞME 01-01-1970 03:00 SIRADANLAŞMA 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİNİN HAZİRAN SENDROMU 01-01-1970 03:00 DEVLETİN EĞİTİM FELSEFESİ ve YATILI OKULLAR 01-01-1970 03:00 EĞİTİM YÖNETİMİ ve BAŞARIDA ÖĞRETMEN ROLÜ 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİNDEN BEKLENTİLER 01-01-1970 03:00 MÜESSES NİZAMIN KORUYUCUSU EĞİTİM SİSTEMİ 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİNİN TARİHİ AÇMAZLARI ve MÜFREDATLAR 01-01-1970 03:00 KADIN HAKLARI 01-01-1970 03:00 ALIŞKANLIK, UNUTMA, HATIRLAMA 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE ZOR GÜNLER YAŞAMAKTA 01-01-1970 03:00 YORDULAR, YORUYORLAR, YORACAKLAR 01-01-1970 03:00 POPÜLİZM ve OTORİTER YÖNETİMLER 01-01-1970 03:00 HAYATI ANLARA BÖLMEK 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİ SORUNSALI 01-01-1970 03:00 EĞİTİM AYKIRI RENKLERİ GÖREBİLMEKTİR 01-01-1970 03:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Tabiatın Yaratıcılığı ve Eğitim 01-01-1970 03:00