Şanlıurfa’da pazara çıkan herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Bu fiyatlarla eve bir şey götürmek zor.”
Domatesin kilosu 50 ile 70 TL arasında.
Patlıcan 40–60 TL.
Acı isot 100–120 TL, tatlı isot 60–70 TL.
Nane, maydanoz gibi sofranın olmazsa olmazı yeşilliklerin destesi 20–30 TL.
Limon 60–70 TL, elma 60 TL, portakal 35 TL.
Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü…
Şanlıurfa’nın üç merkezi ilçesinde de tablo değişmiyor. Pazar yerleri farklı ama etiketler neredeyse aynı. Kısacası pazarda yangın var.
Ancak bu yangını asıl hissedenler, etiketlere bakanlar değil; cebine bakanlar.
Bugün asgari ücretle çalışan bir yurttaşın eline geçen rakam ortada.
Emeklinin aldığı maaş da öyle.
Ama giderler…
Elektrik, su, telefon faturası,
kira,
giyim,
ulaşım,
mutfak…
Bu kalemlerin hiçbirinde “indirim” yok.
Ama maaşlar, sanki hâlâ eski Türkiye’de yaşıyormuşuz gibi.
Bir emekli için pazar artık ihtiyaç yeri değil, seyir alanı.
Bir asgari ücretli için domates kilo ile değil, adetle alınıyor.
Isot, nane, maydanoz ise lüks kalemler listesine girmiş durumda.
Tam da bu noktada kamuoyunun dikkatini çeken bir başka açıklama geliyor.
Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan, 2026 yılı itibarıyla
273 bin 196 TL milletvekili maaşı,
177 bin 658 TL emekli milletvekili maaşı almasına rağmen
“geçinmekte zorlandığını” ifade ediyor.
Toplamda aylık geliri yaklaşık 500 bin TL olan bir milletvekili “zorlanıyorsa”,
asgari ücretle geçinmeye çalışan yurttaş ne yapsın?
En düşük emekli maaşıyla yaşam mücadelesi verenler ne desin?
Bu ülkede artık mesele sadece ekonomik değil;
vicdani bir uçurumdan söz ediyoruz.
Bir tarafta pazarda filesini dolduramayan milyonlar,
diğer tarafta yarım milyonluk maaşla geçinemediğini söyleyen siyasetçiler…
Sorun sadece fiyatların artması değil.
Sorun, bu fiyatları kimin ne kadar hissettiği.
Şanlıurfa’da pazar tezgâhlarının önünde duran emekli,
etikete bakıp sessizce geri dönüyor.
Asgari ücretli, çocuğuna istediği meyveyi alamadan eve gidiyor.
Ama bu sessizlik, razı gelmek değil.
Bu sessizlik, çaresizliğin dili.
Pazarda yangın var.
Ama asıl yangın,
mutfakta kaynamayan tencerede,
boş kalan buzdolabında,
ay sonunu getiremeyen emeklinin ve asgari ücretlinin hayatında.
Ve bu yangını söndürmek,
ne pazarcının ne de vatandaşın elinde.
28 binle geçinen var, 500 bin yetmiyor diyen de… Adalet?
Asgari ücret: 28.075 TL | Vekil maaşı: 500 bin “yetmez”. Yorum sizde.
Bu, yönetim meselesidir.

