Belediyeler, dernekler, vakıflar, siyasiler… Herkes  bir yarışta: “En güzel cuma mesajı kimde?”
Altına cami fotoğrafı, ayet, hadis iliştiriliyor. Millet “âmin” yazıyor, ekran parlıyor, vicdan kararmış.

Ama attığınız mesaj sizi hiç kurtarmaz.

Evet, doğru okudunuz. Paylaştığınız “Hayırlı Cumalar” mesajı, eksik yolları, yoksul sofralarını, boş devlet dairelerini, işsiz gençleri, borçlu esnafı, perişan çiftçiyi ortadan kaldırmaz. Hele hele kul hakkı yiyip, yetimin hakkını gasp eden birinin eklediği cami fotoğrafı… Bunu paylaşmakla vicdan temizlenmez, sadece algı yönetilir.


Hadi biraz  daha açalım: Mesaj atmak kolaydır, iş yapmak zordur.
Yollar bozuk, altyapı yetersiz, hastaneler dolu, genç işsiz, çiftçi perişan… Ama ekran başında herkes “Hayırlı Cumalar” paylaşıyor. Ne şiş ne kebap!

Millet âmin yazıyor, ama siz hala kendinizi kurtardığınızı sanıyorsunuz.
Siz mesaj atarken, halk soruyor: “Ne yaptınız, ne çözdünüz?”
Söz yetmez, icraat lazım. Yoksa sosyal medyadaki “amin”ler  de havada kalır.

Cuma mesajı bir vicdan temizleme aparatı değildir.

Boş görsellerle eksik yollar, perişan çiftçi, borçlu esnaf düzelmez.
Cuma, duruştur, sınavdır, aynadır. Ama ekran başındakiler bunu unutur.
“Mesajımı attım, tamamdır” diyenler… Ne şiş, ne kebap, işte tam budur.

Toplumun ihtiyacı fotoğraf değil; hizmettir.
Yolları yapın, altyapıyı düzeltin, hastanenin kapısını açın, yetimin hakkını koruyun, işsiz gencin yanında durun.
Paylaşılan görsel değil,  yapılan iş önemlidir.

Ve bir hatırlatma:
Cuma mesajı attığınızda sorumluluktan kaçamazsınız.
Mesaj, topluma ahlak dersi verme iddiasıdır.
O dersi önce kendiniz vermelisiniz.
Yoksa sosyal medyada paylaştığınız fotoğraf, sadece sahte bir etiketten ibaret kalır.


Özetle: Attığınız “Hayırlı Cumalar” mesajları sizi kurtarmaz. Önce işinizi yapın, sorumluluklarınızı yerine getirin. Halkın gözünde değeriniz, paylaştığınız fotoğrafla değil, yaptığınız işlerle ölçülür.

Hayırlı cumalar… Ama önce icraatınızla konuşun. Söz yetmez, iş lazım.