Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

21 kez okundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu

Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

"Geçtiğimiz yasama döneminde gerçekten çok çalıştınız çok önemli faaliyetler gerçekleştirdiniz yaz aylarında şehirlerimizde teşkilatlarımız da birlikte yürüttüğünüz çalışmaları da yakından takip ettim.

İnşallah bundan sonra hem mecliste hem de şehirlerimizde aynı gayretle yolunuza devam edeceğinize inanıyorum.

Meclisimizin 27. Dönem 5. Yasama Yılı çok daha verimli bir çalışma dönemi olarak geçecektir.

Şimdiden her birinize Genel Kurul Komisyon ve grup çalışmalarına yapacağınız katkılar için şükranlarımı sunuyorum.

Milli iradenin tecelli karlı olan bu görev alan milletvekillerimiz aynı zamanda halkımızla yönetim organları arasındaki irtibatı sağlama vazifesi de icra etmektedir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yasama yürütme ve yargı arasındaki ilişkileri netleştirirken uyumu da en üst noktaya çıkardık. Bugün burada Cumhurbaşkanı ve ülkenin en büyük partisinin Genel Başkanı sıfatı ile bulunmam bile yeni yönetim sisteminin başarısının ifadesidir.

Bu meclis milli mücadeleyi zafere taşımıştır. Cumhuriyetimizi kurmuştur. Ülkemizin çok partili siyasi hayata geçirmiştir.

Her darbe döneminin ardından milli iradeyi yeniden ayağa kaldırmıştır. Demokratik ve  ekonomik kalkınma hamlelerine destek olmuştur.

Yeni yönetim sistemimizi inşa etmiştir. Mazi 'den atiye kurduğumuz demokrasi ve kalkınma köprüsünün kilit taşı olan meclisimiz kurucu ve devrimci vasfı ile hem kazanımlarımızı sahip çıkmakta hem de ufkumuzu aydınlatmaktadır.

İnşallah bu meclis Türkiye'nin milli iradenin temsilcileriyle yapılan ilk anayasasını hayata geçirme şerefine de nail olacaktır.

Biz Türkiye'nin gündemine getirdiğimiz ülkemizin ilk sivil anayasasını hazırlama teklifimiz de gerçekten samimiyiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak kendi hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Meclisteki partilerde kendi hazırlıklarına en kısa sürede kamuoyuyla paylaşmalarını bekliyoruz.

Diğer partilerin anayasa teklifleri ile kendi hazırlıklarımızı uzlaştırabilirsek yasama yılı bitmeden meclis bünyesinde bu işi neticeye ulaştırabiliriz.

Tabii bunun için öncelikle diğer partilerin anayasa tekliflerini kamuoyuna açıklamaları gerekiyor. Uzlaşma sağlanamaması durumunda ise siyasi partiler olarak zaten yaklaşmakta olan 2023 seçimlerinde hep birlikte milletin terazisine çıkarız.

Milletimizin sandıktaki kararı da başımız gözümüz üstünedir. Hiç şüphesiz bu arada temel belirleyici ülkemizin yönetim sistemi ile ilgili farklı görüşlerin nasıl getirilebileceğidir.

Bizim meseleye bakışımız şu şekildedir. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile elde ettiği avantajların ne kadar kritik öneme sahip olduğunu salgın döneminde hep birlikte yaşadık ve gördük. Gelişmiş ülkeler dahil pek çok devlet hala süren nice siyasi ekonomik sosyal sancılarla kıvranırken bir sağlıktan sanayiye her alanda kendimizi pozitif yönde ayrıştırmayı başardık.

Hatta bu doğrultuda yaptığımız kapsamlı çalışmalarda elimizde mevcuttur.

Bunların hepsi de çok basit dokunuşlarla küçük revizasyonlar düzeltilebilecek mesenelerdir. Yeni anayasa sürecini başarılı bir şekilde neticelenirse devamında bu sorunlar zaten kendi mecrasında çözülür.

Böyle bir imkanın olmaması halinde ise seçim sonrasına kadar ortaya çıkacak tecrübe ve birikime göre biz Cumhur İttifakı çatısı altında kendi düzenlemelerimizi hayata geçirme yoluna gideriz.

Milletimize her hal ve şart altında 2023 sonrası için büyük Türkiye hedefimiz doğrultusunda daha kolay ve hızlı ilerlememizi sağlayacak yeni bir yoldur.

Türkiye'nin en devrimci en yenilikçi en reformcu en vizyonel partisi olarak Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle işte bu yol haritası istikametinde ülkemizi önce 2023'e sonra da 2053'e taşıyacağız.

Türkiye'nin bugüne kadarki hem en zorlu mücadeleleri hem de en parlak başarıları hep ekonomi ile birlikte şekillenmiştir.

Demokrasi ve Kalkınma hamlelerimizin ekonomimize etkisinin en somut örneği küresel bir vesayet sopası olarak kullanılan IMF borcumuzdan kurtulmuş olmamızdır.

Eski Türkiye'yi hatırlayanlar bu başarının anlamını çok daha iyi bilecekler. Yoklukların yoksunlukları baskıların zulümlerin Türkiye bölgesinin ve dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline hangi zorluklarla hangi mücadelelerle gelindiğini kesinlikle unutamayız.

Gençlerimiz eskiyi bilmedikleri için bu mukayesesi yapmakta elbette zorlanacaklardır. Gençlerimize tavsiyemiz kendine emanet edeceğimiz bu ülkenin ve milletin geleceği için kimin ne hayali var ne projesi var ne gayreti var ona bakmalıdır.

Sırf konuşmuş olmak için sırf birilerine hoş gözükmek için sırf günü kurtarmak için aklına geleni söyleyenler siyaset adamı olmaz.

Devlet adamı hiç olmaz. Yeni anayasa diyoruz. Birileri de çıkıyor gerekirse ilk 4 maddeyi de değiştiririz diyerek hemen PKK güdümündeki siyasi yapıya göz kırpmaya çalışıyor.

Bakıyorsun ittifakın bir diğer kanadı o da yine aynı şeyleri söylüyor şimdi buradan soruyorum acaba anayasanın ilk dört maddesini değiştirme fikri CHP'nin ve dolayısıyla tüm CHP vekillerinin iradesi midir.?

Yoksa Kılıçdaroğlu'nun kişisel fikrimdir. Eğer bu CHP'nin kurumsal iradesi ise ortada ülkemiz açısından çok vahim bir sorun var demektir.

Çünkü bu durumda CHP anayasa gibi temel bir konudan başlayarak tümüyle HDP'nin vesayetine girmiş demektir.

Yok eğer bu Kılıçdaroğlu'nun kendi görüşü ile bu durumda da partisinin politikalarından farklı ajandaya sahip bir siyasetçi ile karşı karşıyayız demektir.

Biliyorsunuz bugün 6-8 Ekim olaylarının 7 yıl dönümü Kandil'deki PKK çağrısı üzerine HDP'nin o dönemki yöneticileri Suriye'deki olayları bahane ederek yandaşlarını sokaklara salmış ve onlarca masum insanın kanını dökmüştür.

Gördükleri her sakallıyı kendilerinden olmayan herkesi linç eden bu gözü dönmüş alçakların Yasin Börü başta olmak üzere pek çok masum insanı nasıl vahşice katledildiğini daha dün gibi biliyoruz.

Okulları, yurtları, otobüsleri, evleri, sokakları ateşe veren azgın güruhu harekete geçirenler bugün cezaevinde ellerindeki kanın hesabını veriyor.   Kılıçdaroğlu da aynı dönemde masumların kanlarının hesabını sormak yerine PKK ve HDP'nin sokağı saldığı azgın güruha hükümet bütün bu sorunları başımıza açan kendisi değilmiş gibi şimdi de misli ile vereceği cezalarla halkı sindirmeye çalışmaktadır diyerek bunlara arka çıkmıştır.

CHP kimi milletvekillerinin kimi parti yöneticilerinin sergiledikleri rezillikleri saymıyorum bile.

Tek parti dönemindeki faşist uygulamaları zaten başlı başına bir yüz karası olan CHP'nin 28 Şubat'tan 6-8 Ekim olaylarına Suriye meselesinden Akdeniz'deki gelişmelere kadar yakın tarihimizin her kritik meselesinde nasıl ülkenin ve milletin karşısında saf tuttuğunu unutamayız.

Türkiye'nin tüm sınır ötesi harekatlarını bölgesel ön alma amaçlı tüm diplomatik çabalarını engellemeye çalışan bu partinin yerli de millîde olmayan politikalarını milletimizi her fırsatta tekrar tekrar anlatacağız.

Tarih Cumhuriyetin en eski partisini HDP gibi bir terör örgütü kuklasının emrine verenlerden elbette hesap soracaktır.

Bir yandan ittifakın bir türlü adı konamayan partisi HDP'yi bir yandan resmi ortağı partiyi idare etmek için adeta kırk takla atıyor. HDP'nin Millet İttifakı'nın ortağı olduğu bu partinin yöneticilerinin beyanlarıyla gerekse CHP'nin belediyelerindeki uygulamalarıyla inkarı mümkün olmayan bir gerçek ortaya çıkmıştır.

İYİ Parti'nin bu gerçeğe  kör sağır kalarak kendi konumunu koruma çabası artık sürdürülebilir değildir.

Bu partinin başındaki hanım efendinin Cumhurbaşkanlığı'ndan vazgeçip Başbakanlığa talip olması da esasen bu trajikomik görüntü ile ilgilidir.

HDP  tarafı hanım efendinin Cumhurbaşkanlığı adaylığını asla kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştır.

Yani bir anlamda HDP Millet İttifakındaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanım efendiyi veto etmiştir.

Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilen bundan sonra da aynı sistemin devam edeceği gün gibi aşikâr. Hayali bir makama talip olunmasının gerisinde bu vetonun bu dayatmanın sineye çekilmesi vardır.

Lafa gelince vatan millet edebiyatıyla mangalda kül bırakmayan terör örgütünün güdümünde siyaset yapar duruma düşmesi büyük bir acizliktir.

Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin diyorum.

Mücadeleyi milletin önünde er meydanında yapmak yerine kapalı kapılar ardında gizli saklı pazarlıklarla yürütmeye çalışanların akıbeti böyledir.

Gerçi şimdi buna da itiraz edeceklerdir. Ama manzara ortadadır. Bir yanda PKK'nın ve onun güdümündeki HDP'nin şu ifadeleri ile siyaset yapan bir muhalefet Genel Başkanı diğer yanda aynı partinin vetosu ile hayalinden vazgeçen lafta iyi ama aslında hayli kötü duruma düşmüş bir başka muhalefet Genel Başkanı.

Bu tablonun inkarı mümkün diğer yandan bu hanım efendinin "28 Şubat kararlarına ben imza attım hepsine de gönülden inanıyorum uygulanması gerektiğine de gönülden inanıyorum" sözünü de unutmadık.

Aynı hanım efendim bugün çıkıp "başörtüsüne uzanan eli kırarım koparırım diyen bendim ben diyen" ifadesiyle sergilediği tutarsızlığı milletimiz elbette görür.

İnsanda ilke ve omurga olmayınca işte böyle her devirde ne söylemesi gerekiyorsa onu ağzından saçmaktan geri kalmaz.

Her şey bir yana Türkiye Türk siyaseti Türk milleti böyle bir fotoğrafı hak etmiyor.

Birbirlerinden hiçbir farkı yok akşam yalan, sabah yalan, dün söylediğini bugün inkar ederler.

Gavurun kılıcını çalan bir anlayışla yapılan işin adı muhalefeti tamamı bu ülkeye ve bu millete düşmanlıktır. Dünyanın başka hiçbir yerinde böyle bir muhalefet anlayışını göremezsin bulamazsınız.

Türkiye'yi yönetmek için aday olduklarını açık yüreklilikle çıkıp ilan etmekten korkanlara bu ülke emanet edilemez.

Bu millet Allah'ın izniyle bunlara yüz vermeyecektir. Bu kirli muhalefet tarzını ve uygulamalarını reddediyoruz.

Kılıçdaroğlu hemen her konuda neresinden tutsanız elinizde kalacak şekilde tel tel dökülüyor.

CHP'nin başındaki zaten yalanlarını yanlışlarını iftiralarını ortaya sermekten doğrusu biz yorulduk ama bu zat aynı ahlaksızlıkları mütemadiyen tekrarlamaktan bir türlü vazgeçmiyor.

Dün yine çıkmış Merkez Bankası'nın İstanbul'daki binasından Man Adası uyuşturucu parası ve rüşvetten kurlara kadar ilgili ilgisiz bakmadan aklına ne gelirse sallamış sallamış.

Söylenenleri alt altına yazınca ortaya gerçeklikten kopmuş kendi hayal dünyasında yazdığı senaryoları hakikat sanmaya başlamış bir ruh hali çıkıyor.

Eğer uyuşturucu arıyorsan aynaya bak AK Parti çatısı altında uyuşturucuyla iştigal eden insan bulamazsın.

Hayatı boyunca devletten aldığı maaş dışında bir iş yapmamış. Yatırım nasıl yapılır? İşletme nasıl kurulur? İş nasıl yapılır? Konusunda en küçük bir fikri olmayan bu zatın zırvalarına tek tek cevap vermeyi zul ediyorum. Zaten bu iddiaların çoğu mahkemelere de taşınmıştır. Bu zatın aleyhinde verilen ve milyonları bulan tazminat cezalarıyla kendisinin yalancılığı  yargı kararıyla da yer almaktadır..

Kamudaki tek başında bulunduğu Sosyal Sigortalar Kurumunu batırmak olan birisinin devletin stratejik kararları ile ilgili altıda üstüde boş yanlarını milletimizin takdirine bırakıyoruz.

Artık bu zatın yaptığı iş sorumsuzluğun da ötesine geçerek ülkeye zarar verecek boyuta ulaşmıştır. Bir başka ifade ile bu kişi artık milli güvenlik sorunu haline dönüşmüştür.

Türkiye'de bir iktidar sorunu yoktur. Ama ciddi bir muhalefet problemi ile karşı karşıya olduğumuz gerçektir.

İnşallah 2023 sadece Cumhur İttifakı eliyle büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasının ve aynı zamanda muhalefetin bu prangadan kurtuluşunun da müjdesini alacağız.

Geçtiğimiz 20 yılda olduğu gibi bundan sonra da hep ülkemize ve milletimize eser kazandırmanın hizmet etmenin gayreti içinde olacağız.

Demokrasimizi güçlendirmenin kalkınmamızın hızlandırmanın gayreti içinde olacağız. Koskoca bir milletin ve koskoca bir coğrafyanın umudu olmanın gereği ülkemizde herhangi bir bireyin ve kesimin hak hukuk özgürlük talebi mi var çözümü biz üreteceğiz.

Daha nerede bir dikilitaşınız var Ankara - İstanbul kazandığınız yollar çukurdan geçilmiyor suları akmıyor.

İstanbul'da şimdi Merkez Bankası binası yapıldı. Çıkmış açıklama yapıyor 72 kat. "Ben diyor geldiğimde orayı öğrenci yurdu haline dönüştüreceğim." "Biz bunu yaptık ve Merkez Bankasını da oraya taşıyoruz taşıyacağız" senin gücün ona yetmez.

Aklı erse New York'ta yaptığımız Türk Evini de yurt yapma kararı olarak açıklayabilir. O da 36 kat.

Ülkemizde kadınlarımızın herhangi bir sorunları veya beklentileri ile ilgili mücadelesi mi var öncüsü biz olduk biz olacağız.

Gençlerimizin teknolojide yenilikçilik te girişimcilikte araştırma geliştirme de üretimde ihtiyacı mı var. Hepsinin de projelerini biz hayata geçiriyoruz ve biz geçireceğiz işte şimdi bir TEKNOFEST kuşağını inşa ediyoruz.

Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların kat ve kat fazlasını nasıl gerçekleştirmişsek bundan sonra da aynı şekilde AK Parti'nin eser ve hizmet siyasetinin bayrağını zirvede tutmayı sürdüreceğiz. Ülkemizin 81 bin vilayetinin 84 milyon vatandaşımızın tamamını kucaklar hiçbir konuyu eksik hiç bir meseleyi çözümsüz bırakmadan gece gündüz çalışıyoruz ve çalışacağız.

İşte bu hafta da Allah nasip ederse Adana-Ceyhan oralardayız ve utanmadan sıkılmadan bu iktidar fabrika filan açmadı açmıyor diyor ya daha geçenlerde ben 26 tane fabrikanın açılışını yaptım. Şimdi bu hafta Adana'da yine fabrika açılışları yapacağım.

Bay Kemal senin aklın bu işlere ermez bir dikili ağacın yok ya bu işler bizim sen zaten fabrika görsen başka bir şey zannedersin.

Türkiye açık ara en fazla yüksek öğretim öğrenci yurdu kapasitesine sahip ülkesidir. Türkiye'de 724 bin kamu ve 300 bin özel sektörü ile toplamda 1 milyonun üzerinde yurt kapasitesi varken aynı rakam İngiltere'de 550 bin Fransa'da 365 bin  Almanya'da 290 bin  İspanya'da 91 bindir."
Hibya Haber Ajansı

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP'li Akın: 'Temel bir ihtiyaç olan ısınma artık lüks oldu’
CHP'li Akın: 'Temel bir ihtiyaç olan ısınma artık lüks oldu’
Irak’ta resmi seçim sonuçları açıklandı
Irak’ta resmi seçim sonuçları açıklandı