Badıllı Aşiretinden, Şanlıurfa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 102. Yılı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
1920 tarihinde Urfalı ailelerin Kuvay-ı Milliye’ye verdiği desteğin önemini vurgulayan Badıllı Aşireti, mesajında şu ifadelere yer verdi:
11 Nisan 1920 Şanlıurfa’nın Kurtuluşunda Badıllı Aşireti
7 Mart 1919’da İngilizlerin Urfa’yı işgal etmesiyle şehirde ve çevre aşiretlerde huzursuzluk meydana
geldi. İngilizler gerek şehir halkına gerekse çevre aşiretlerine kendilerinin burada çok kalmayıp
gideceklerini her defasında hatırlattılar. 30 Ekim 1919’da İngilizler Urfa’nın yönetimini Fransızlara
bıraktılar. Fransız kuvvetleri İngilizler gibi davranmayıp sanki buranın sahipleriymiş gibi şehrin hâkim
noktalarına askeri birlikler yerleştiriyorlar ve Urfa Ermenilerini diğer halklardan üstün tutuyorlar,
çevre halkına hiç de iyi niyet beslemiyorlardı.

Fransız komutanlar çevredeki aşiretlerin Fransız kuvvetlerine karşı ayaklanmaya kalkıştığını
bahane ederek Jandarma Komutanı Ali Rıza Bey’i görevden aldılar. Bununla yetinmeyen Fransız
komutan Yüzbaşı Sajous, 6 Aralık 1919 tarihinde Siverekli Ali Efendi’nin Kuvayimilliye birlikleriyle
iş birliği yapmasını gerekçe göstererek 2 ay hapis ve 200 Osmanlı altınıyla cezalandırıp hapsediliyor.
Siverekli Ali Efendi’nin tutuklanması bardağı taşıran son damla oldu. Siverekli Ali Efendi Badıllılar
tarafından sevilen bir kişiydi. Badıllı Aşiret reisi Said Bey Fransız komutanlara Siverekli Ali
Efendi’nin serbest bırakılıp Urfa işgaline son verilmesin, aksi taktirde aşiretiyle Fransız birliklerine
saldıracağını beyan eden ültimatomu gönderdi. Cevap gecikmeden geldi Fransız komutan Sajous
pişkin ve alaycı bir cevap yazıyor. Gelen cevaba çok sinirlenen Badıllı Aşiret reisi Said Bey, ikinci ve
son ültimatomu gönderiyor.
Olayın ciddiyetini anlayan Fransız komutan, hemen Siverekli Ali Efendi’yi serbest bırakıyor.
Siverekli Ali Efendi Urfa mebusu olarak meclise gitmeden önce, 29 Aralık 1919 tarihinde Urfa
Jandarma Komutanı olarak yeni atanan Yüzbaşı Ali Saip ile görüşüyor. Bu görüşmede Yüzbaşı Ali
Saip Bey Urfa kurtuluş mücadelesini başlatmak istediğini ve kimlerden yardım alabileceği soruyor.
Siverekli Ali Efendi onu Badıllı Aşiret reisi Said Bey ile tanıştırıyor. Ali Saip gerek Ağızhan, gerekse
Yedikuyu ve Hamurkesen köylerine gelerek oradaki aile büyüklerinin tam desteğini alıyor. Yüzbaşı
Ali Saip'in Badıllı ve diğer aşiretlerle yaptığı toplantıları duyan Fransız Sajous haberi üstlerine
bildiriyor. Fransızlar Yzb. Ali Saip’i tutuklamak için karargâha çağırıyorlar. Fransız komutan Yzb. Ali
Saip’e "Neden aşiretlerle görüşüyorsun, yoksa burada bir ayaklanma mı başlatacaksın?" diye soruyor.
Yzb. Ali Saip tutuklanacağını anlayınca söylenenleri inkâr edip karargâhtan kaçmanın yollarını arıyor
ve zekice bir fikir geliyor aklına: "Efendim, beni tutukla-madan önce ben taburun emir komutasını
devredip geleyim."
Yüzbaşı. Ali Saip Fransız karargâhından çıkar çıkmaz Badıllı Said Bey’e doğru yola çıkıyor. Onun
hemen arkasından Fransız Albay Normand yanına 85.000 lira para ve 15 Osmanlı askeri ile birlikte
Yedikuyu Köyü'ne geliyor. Orada Badıllı Aşiret reisi Said Bey ile görüşüyor. Urfa'ya yapacağı
taarruzu durdurması ve ona 85.000 lira ile teşkilatı idareyi devretmeyi teklif ediyor. Bu teklife
sinirlenen Said Bey: ‘’Bak bana Normand, sen bugün benim evimde olmasaydın ve seni koruyanlar
Osmanlı askeri olamamış olsaydı ben seni kurbanlık koyun gibi şu karşıdaki hayvan pisliğinde
boğazlardım. Kalk git, ya seve seve Urfa’yı boşalt ya da ben haftaya gelip sizi kılıçtan geçiririm’’dedi.
Bu sözler üzerine Albay Normand bocalayıp Siverek ilçesine doğru yola koyuluyor. Bu olaydan sonra
Said Bey aşirete haber yoluyor ve savaş hazırlıklarını başlatıyor.
5 Şubat 1920 "Badıllı Aşiret reisi Said Bey'den Urfa Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Üyelerine:
‘Sizin tedbirlerini biz de anlayalım. Bendeniz bir mesele için Siverek’e gittim ve Siverek’ten hiçbir
şey anlamadım ve Siverek ahalisinde hiçbir hareket yoktur ve Siverek’ten hiçbir şey beklemeyin.
Esasen Siverek iki taraf; bir taraf diyor öbür taraf hareket etsin, öbürü diyor o hareket etsin.
Hamdolsun Urfa civarında bulunan Kürt aşayirleri; bunlara yeteriz. Bir tedbirat bize beyan edin ki biz
ona göre hareket edelim. Dün gece Siverek’te idim. Bizim mutasarrıfın bir telgrafını orda gördüm.
Yazıyor ki, Urfa eşrafı aşayir İbrahim Paşa oğlu Mahmut Beyi istiyor.
Bizim aşayirin bundan katiyen haberi yoktur. Sizin var mı, yoksa kendinden mi söylemiş?
Mutasarrıf kendi başına etmişse bu fikir değildir. Bu fikri katiyen kabul etmeyiz. İbrahim Paşa'nın
oğlu gelir evvelce bizi yağma eder ikinci Urfa’yı yağma eder. Sonra ayak altına gideriz. Şimdiki hal
bizim daha bir kolumuz kafamız kırılmadı ve bizim bir tüyümüze bir hata gelmedi. Ne için Mutasarrıf
Paşa Siverek‘e yazıyor imdat istiyor? Hamdolsun İslamiyetçilikse biz onlardan daha İslamiyetçiyiz.
Din ve milet uğruna canımızı feda ederiz."

7 Şubat 1920Badıllı Aşireti savaş hazırlıklarını bitirmiş üç noktada harekete hazır durumdaydı.
Badıllı Said Bey komutasında Badıllı Aşireti Hamurkesen’in güneyinde bulunun Hékiç Kuyusu'nda
birleşip Yzb. Ali Saip ile birlikte harekete geçtiler. Diğer aşiretlerden bir saat önceden 250 atlı
savaşçıyla Karaköprü Köyü'nde Halil Kéya’nın evine geldiler oradan Yzb. Ali Saip Bey Fransız
komutan Sajous’ya son bir ültimatom yazılıp Badıllı aşiretinden Hasan, Bedo oğlu (Biregevr Köyü
Karacan Ailesi) tarafından Sajous’ya götürüldü.
Resim 39: Son ültimatomu götüren Badıllı Aşireti'nden Hasan Bedo oğlu.
Urfa’da Fransız İşgal Kuvveti Komutanlığına
"Yüzyıllardan beri özgür ve egemen bir millet istila ve esirliği kabul edemez. Wilson prensiplerine ve
mütareke hükümlerine aykırı olarak gittikçe artan gaddarca zalimce istilaya karşı kutsal hakkımızın
korunmasına fiilen karar vermiş bulunuyoruz.
Urfa’daki misafirliğinize daha fazla izin vermemiz mümkün değildir. Yapılan mütarekeye aykırı
işgalinizi şiddetle reddeder 24 saat içerisinde Urfa’yı terk edip boşaltmadığınız taktirde kesin harekete
geçileceğini ve dökülecek kanların sorumluluğunun size ait olacağını bildiririz.
Urfa'yı boşaltmayı muvafakat etiğiniz takdirde sınırlarımızın dışına kadar serbestçe gidebileceğinize
güvence veririz."
Urfa Havalisi Kuvayı Milliye Komutanı Namık
Fransızlara şehri boşaltması için verilen ültümatomun üzerine Sajous olayın ciddiyetini anlıyor
hemen cevap yazıyor ve aşiretler kente gelmesin diye Urfa eşrafından aracılar gönderiyor.
Süreyi beklemeden gece karanlığından Sırrın yolu ile iki koldan şehre giriş yapılıyor. Yüzbaşı Ali Saip
ve Badıllı Said Bey komutasındaki Badıllı Aşireti Beykapısı'ndan şehre giriş yapıyor, diğer aşiretler
ise Harran Kapısı'ndan şehire giriş yapıyorlar.
7 Şubat 1920 'de Urfa’ya giriş yapan aşiretler:
1. Badıllı Said Bey komutasında Badıllı Aşireti.
2.Bucak Aşiret reisleri; Mehmet Sakıp Efendi, Mehmet Ramazan Ağa.
3. Döğer Aşiret reisi Bekir Bey ve aşireti.
4. Şeyhanlı Aşiret reisi Hacı Ömer Efendi ve aşireti.
5. İzollu Aşiret reisi Bozan Bey.
6. Baziki Aşiret reisi Arus Ağa.
7. Kırvar Aşireti reisi Mehmet Emin Efendi.
Resim 40: Urfa kurtuluşundan sonra Gaziantep kurtuluşuna katılan Badıllı Aşireti çetesi.
Yaklaşık 1500 atlı Urfa’yı düğün yerine çevirdi. O gece şehir halkı tarafından camilere serilen
yataklarda yatıldı. Sabah erkenden Yüzbaşı Ali Saip Bey, aşiret reisleri ve Urfa eşrafı belediye önünde
toplandı. Savaşacak insan ihtiyacından dolayı Badıllı Said Bey Ceza Evi'nin kapısını açıyor ve
mahkumları Kuvayı Milliye saflarına katıyor. Mahkumların kaçtığını düşünen bir asker bir el ateş
ediyor. Bunu gören Fransız nöbetçileri aşiret birliklerini taramaya başlıyorlar.
9 Şubat’ı 10 Şubat'a bağlayan gece ilk taarruz Badıllı Aşireti tarafın-dan gerçekleşiyor. Taarruzda
Fransız birlikleri kaçıyor ve elde edilen ganimetler Badıllı Aşireti'ne bırakılarak konu Mustafa
Kemal’e bildiriliyor. Bu bildiri şöyledir:
"Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Sivas Heyeti Merkeziyesi Riyasetine
9/10 Şubat 1920 gecesi Urfa Fransız hâkimi siyasisinin karargahına hücum edilerek Fransızların dört
maktul bırakarak püskürtüldüğü ve karargâhtan Fransız bayrağı indirilerek yerine Osmanlı sancağı
çekildiği; Elde edilen ganimetin hücumu icra eden Badıllı Aşireti'ne verildiği, bilumum Urfa ahalisinin
Kuvayi Milliye’ye iltihak etiğini yerinde bildirilmiştir.
Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal’e."
Bu ilk hücumda başta bütün Badıllılar olmak özere çatışmada korkusuzca düşman üstüne yürüyenler
başta çete reisi Said Bey (Aşiret reisi), Tahire Mıhe (Ağrı Badıllıları'ndan), Eliye Begzo
(Hamurkesen), Hamoşıy Şeyho (Biregevr), Kadıre Unuz (Küçük Salkım), Hesene Bedo (Bregevr),
Hac Bozan (Goli), Ehmede Hemo (Yedikuyu), Hesene Remo (Yedikuyu), Eyoye Sino (Hamurkesen),
Bekır Beg (Külaflı), Cüneyt Beg, Hemoye Kolo (Hamur-kesen), Heskıy Müslüm (Hamurkesen),
Bedoye Sılo (Hamurkesen), İsoye Kevı (Hamurkesen) ve daha ismini sayamadığım yüzlerce Badıllı
mensubu canı pahasına hücuma geçtiler. Fransızlar ilk korkuyu içlerinde hissetmeye başladı; savaş
gün geçtikçe yoğunlaşıyor iki tarafta karşılıklı kayıplar veri-yordu. Fransız Yüzbaşı. Sajous sürekli
Fransa Hükümeti'nden imdat istiyordu.
Şehirde destek kuvvet geliyor diye dedikodular yayılmaya başlandı. Hasan Paşa Camii'nde yapılan bir
toplantıda muhalifler aşiretleri ve Kuvayi Milliye'yi eleştirmeye ve Fransa’yla barışmaya ikna etmek
istiyordu. Buna şiddetle karşı çıkan Belediye Reisi Mustafa Efendi'ye saygısızlık artınca Badıllı Said
Bey aşiretine dönerek lexın (vurun) emrini verdi bu emirle Badıllı Aşireti muhalifleri kovaladı.
17 Şubat 1920 Külaflı Tepesi
Külaflı Tepesi Urfa’ya hâkim bir yer ve Fransızlar oradan Kuvayi Milliye birliklerini baskı altına
alıyordu. Soğuk ve buz gibi bir havada Külaflı Tepesi'ni alma kararı alındı. Tepeyi yedek subaylar ve
Badıllı Aşireti'ne mensup 40 kişi alacaktı. Keşif ekibi 4 gözü kara yiğit Badıllı önden gitti. Tahıre
Mıhe, Aliye Begzo, Hesene Remo, Ahmede Hamo kontrol ettikten sonra diğer aşiret mensuplarını
çağırıyorlar. Hücuma kalkan Badıllılar Allah Allah nidalarıyla tepeye doğru tırmanmaya başladılar.
Bunu gören Fransız askerler korkuyla kaçmaya başladı. Çatışma sonunda Tahıre Mıhe hafif yaralandı.
Fransızlar ise 2 ölü ve 17 esir verdiler ve bu olay Fransızları derinden etkiledi.
Külaflı Tepesi alındıktan sonra Fransızların hareket alanı daralıyor, yiyecek ve su sıkıntısı başlıyor.
Tabi bu arada diğer aşiretler ile Kuvayi Milliye birlikleri de kendilerine verilen alanlarda kahramanca
savaşıyorlar.
30 Mart 1920
Badıllı Aşireti Şişko’nun Bağı'na bir hücum yaptı. Bu hücumda mevzi alan Fransız askerleri makineli
tüfeklerle Badıllı Aşireti'ni taradı. Bu olayda 7 aşiret mensubu şehit oldu. Fransızlar artık katır eti
yemeye başladılar, cephaneleri bitmek üzeydi ve şehri boşaltmak için haber yolladılar.
10 Nisan 1920
Osmanlı Devleti'ni temsilen Mutasarrıf Ali Rıza Bey, Yüzbaşı Ali Saip, Belediye Reisi Hacı Mustafa
Millet Köprüsü'nde buluşmaya gittiler. Fransız devletini temsilen komutan Hauger, Dr. Beşliyan ve
Sajous yer aldı.
11 Nisan 1920
Fransızların, Şebeke mevkisinde dar boğazda göğüs göğüse yapılan çatışmada 160 esir ve diğer bütün
askerleri ölü ele geçirildi. Bu çatışmadan sadece 3 kişi kurtuldu ve onların anlattıkları Fransa
Hükümeti'ne geri adım attırdı "Ne işimiz vardı Urfa'da?" dediler. Böylelikle Urfa’mız düşman
işgalinden kurtarılmış oldu


