Doğanın kavranması demek, dünyanın kavranması demektir; doğa neyse dünya da odur.

Doğada zaman içinde birçok şey olur ve biter; bizler bu olup bitenleri bilimsel olarak öğrenmeye çalışır, kendimizce bilgilenir, yapılması gerekenleri yapar; yaşamımızı idame ettirmeye çalışırız.

Doğada hiçbir şey durduğu yerde sabit bir şekilde durmaz; sürekli hareket hâlindedir; değişir ve dönüşür.

Toplumsal olarak da hep bir değişim, dönüşüm söz konusudur; stabil bir yaşam yoktur.

Güçlüler zayıf, zayıflar güçlü hâle gelebilir.

Hep bir döngü vardır, var olmaya da devam edecektir.

Geçmiş zamanda Asya kıtası, medeniyetin beşiği, bolluğun, bereketin merkezi, savaşların kahramanı iken; bugün medeniyetin beşiği, bolluğun, bereketin merkezi Avrupa kıtası oldu.

Yarın bolluk, bereket denince başka bir kıta akla gelecek, o kıta ile ilgili bir sürü şey yazılıp çizilecektir.

Bu hep böyle olmuştur, böyle de olacaktır.

Dünyada dengeler değişmektedir. Bunun en büyük göstergesi de İran-ABD savaşıdır.

İran-ABD savaşı bitti derken, Yemen’de Husiler ABD’ye karşı ciddi kazanımlar elde etmeye başladı.

İran, ateşkes için şartlarını deklare etti.

“Kazanan benim.” demek istedi.

ABD nasıl bir karşılık verir, bunu zaman içinde göreceğiz.

Ülkeler arasında yaşanan savaşlar, dünya dengesi açısından çok önem arz etmektedir.

24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı iyice kızıştı.

Ukrayna, Rusya’ya insansız hava araçları (İHA) ile saldırdı. Moskova şehrinde binalar çöktü, can kayıpları yaşandı.

Petrol rafinerisi büyük hasar aldı.

Ukrayna, “hodri meydan” dedi.

Çin-Tayvan hattında sular ısınıyor.

Çok önceleri, “III. Dünya Savaşı kapıda.” diye yazmıştım. Bu gelişmeler, III. Dünya Savaşı’nın ayak sesleridir; çünkü güç dengeleri değişmiş, emperyalist güçler yeniden bir paylaşım savaşına girmiştir.

Çin’in güçlenmesi, ABD’nin güçten düşmesi, III. Dünya Savaşı’nı zorunlu kılmaktadır.

Güçlülerin savaşından daha ziyade yoksulların yok oluşu söz konusudur.

Dengeler değişir ama sonuç hiçbir zaman değişmez; ölenler hep yoksullardır.

Ortadoğu’da önümüzdeki günlerde haritalar yeniden çizilecek gibi gözükmektedir.

İran kazanan taraftır.

Yok oldu, bitti; rejim çöktü denilen İran, savaşın kazananı olmuştur. Bu sonuç, tüm dünyada şok etkisi yaratmıştır.

ABD’nin gerçek gücü mü ortaya çıktı, o da tartışılır.

İran, ABD’nin blöfünü yemedi, geri adım atmadı. “Savaşsa savaş.” diyerek havadan ve denizden atılan füzelere direndi, karşılık verdi; savaşı kazandı, zaferini ilan etti.

İsrail’in denildiği kadar güçlü olmadığı ortaya çıktı.

Her zaman şunu iddia etmişimdir: Kim ne derse desin, savaş karada kazanılır; karada savaşılmayan savaşlar kazanılamaz.

Doğanın da kendi içinde yasaları vardır.

Dere yatağına yapılan her tesis, teşkilat, yatırım tehlikededir; yarını yoktur.

Doğal afet gerçeği vardır.

Ne kadar güçlü olursan ol, havadan, denizden füzelerle, uçaklarla ne kadar büyük kayıplar verdirirsen verdir; askerler, düşman addedilen ülkenin topraklarına girmeli, göğüs göğse savaşmalı, adım adım ilerlemelidir.

Nereden biliyoruz?

İran-İsrail-ABD savaşından…

ABD, İsrail; İran’ı havadan ve denizden füzelerle, bombalarla yerle bir etti…

Taş üstünde taş koymadı.

Kazanan İran oldu.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kazananını şimdiden ilan etmek çok güç…

Asıl dengeleri değiştirecek, dünyanın hâkiminin kim olduğunu gösterecek savaş, Ukrayna-Rusya savaşıdır.

Rusya’nın kazanması durumunda dünyanın en güçlüsü Rusya olacaktır.

İktidar el değiştirecektir.

Ukrayna kazanırsa Avrupa ve ABD, dünyanın en güçlüleri olmaya devam edeceklerdir.

“Savaşın kazananı olmaz.” desek de dünyada hep bir savaş hâli mevzubahis…

Dünya dengesi maalesef savaşlarla değişiyor.

Önce güç, sonra savaş…

Dünya dengesi işte…