Yakın zamanda sahaftan aldığım bir kitabı bu yaz okudum. Feridun Andaç’ın Söz Uçar, Yazı Kalır kitabıydı. Kitap 1997 yılında basılmış. Otuz yedi yazarla yapılan söyleşileri kitaplaştırmış. Kitapta kimler yok ki… Aziz Nesin’den başlamış, Fethi Naci ile devam etmiş ve Nedim Gürsel’le bitirmiş.
Yazarların nasıl yazmaya başladıklarını sorar.
Eserlerini nasıl bir ortamda yazdıklarını da sorarak yazarların dünyalarına ışık tutar.
Okurlar, yazarın dünyasını merak eder.
Gerçekten de yazarlar bu kadar güzel eserlerini nasıl yazarlar?
Hangi duygular onları bu yazı dünyasına çeker?
Yazmanın ne kadar değerli olduğunu uzun yıllar önce fark ettiğim için şimdi tuttuğum günlüklerin sayısı yirmiyi aştı. İlk günlük tutmaya başladığımda bilindik kaygılar içinde yazardım: “Birileri yazdıklarımı okursa ne olur?” Neyse ki bu kaygımı kısa sürede aştım ve yazmaya devam ettim.
Yazının kalıcılığını biliyordum; bir durum bunu daha da belirginleştirdi.
Bir gün akşam tiyatrodan gelince kapıyı açtım. Evin bütün ışıkları açık. Kızımın odasından ağlama sesi geliyor. Eşime de o anda seslendim, o da yok… Kızımın odasının kapısını açınca önünde bir ajanda, kendisi de hâlâ ağlıyor. “Ne oldu, kızım?” diye sordum. Bana sarılıp ağladı.
Meğer o doğmadan önce onun için yazdığım günlüğü bulmuş, okumuş. Aradan yıllar geçmiş.
Feridun Andaç’ın Söz Uçar, Yazı Kalır kitabını okuyunca o gün gözümün önüne geldi.
Yazı, sözden daha değerli.
Devletler de bellek oluşturacak kayıtlardan kaçınıyor. Türk edebiyatında bile günlük tutma, dünya edebiyatıyla kıyaslandığında azdır.
Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlüğü kitabı, yazarın dünyasını anlamamız için bir kapı açar. Dünya edebiyatındaki günlükler arasına Albert Camus’ nün Günlükler (1935-1959) kitabını da ekleyebiliriz.
Sadece günlük yazmak, edebiyatçıların yaptığı bir uğraş değil. Her alanda çalışmalar yapan insanların yazabileceği bir yazı türü.
Günlükler, bazen tarih kitaplarından bile değerli bilgiler verebilir.
Feridun Andaç’ın Söz Uçar, Yazı Kalır kitabını okuyunca günlük tutma konusunda doğru yolda olduğumu daha iyi anladım.
Bir kalem ve bir defterle işe başlayabiliriz.
Hiçbir şeyden korkmadan, sadece yazmak…