İNSANLAŞMA SÜRECİMİZ

Ali Haydar Üzülmez

23-02-2026 11:07

Tarihte, insana “bu kadar da olmaz” dedirten olaylar vardır. İnsanın ne kadar zalim ve acımasız olduğunu, tarih boyunca, az veya çok, insanların insana akıl almaz işkenceler yaptığını okuyarak öğreniyoruz. Bu yazımda, yakın zamanda okuduğum iki önemli kitaptan alıntı yaparak insanın acımasız, zalim ve kötü yönleri üzerinde durmak istiyorum. 
Kötüyü görelim ki, iyiye varalım!
Şöyle bir soru ile başlayalım:
Mankafa sizce nedir?
Mankafa denilince aklınıza ne geliyor?
—Kalın kafalı,
—Kafası çalışmayan,
—Aklı kıt,
—Zihinsel engelli, gibi insanla ve özellikle insan aklıyla ilgili şeyler söyleyebiliriz. Peki, bu deyim Türkçeye nereden geçmiştir? diye sorsam, çoğunlukla “bilmiyorum” diyeceksiniz, bu da doğaldır. Her şeyi bilecek değiliz, ya…
İzninizle açıklayayım.
Ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel adlı romanında geçen bir efsanede, barbar Juan-Juan savaşçıları Orta Asya bozkırlarını işgal ettikleri dönemde, özellikle tutsak genç delikanlılara korkunç işkenceler yaptığı, bu işkence yönteminin insanların hafızasını yitirmesine ve delirmesine sebep olduğu anlatılır. Bu olayları yaşayan gençlere de “düşüncesiz köle” anlamına gelen Mankurtlar denilmektedir. Romanda olay, oğlu bu olaya maruz kalan bir annenin ağzından şöyle anlatılır:
“Ah oğlum, düşmanlar belleğini kökünden söküp aldıkları, başına deve derisi sararak, kuruyan derinin yavaşça büzülmesiyle, kerpetenle ceviz kırarcasına beynini sıkıştırdıkları, kafana görünmeyen bir çember geçirip, kanla karışık korku yaşlarıyla göz yuvarlaklarını dışarı çıkarıp, Sari Özek’in dumansız ateşinde ölüm öncesi susuzluğun seni canından bezdirdiği, dudağını ıslatacak bir damla yağmurun gökten düşmediği zaman, her şeye yaşam veren güneş senin için dünyadaki ışıklar arasında karanın karası, kötünün kötüsü, gözlerini kör eden bir ışık olmadı mı?” (Cengiz Aytmatov, Ketebe Yayınları, s. 164-165.)
Evet, Juan-Juanlar’ın Orta Asya bozkırlarını işgal ettikleri topraklarda ele geçirdikleri genç delikanlıların kafa derisini yüzüyor, devenin boyun derisini sıcak sıcak kafa derisi yüzülmüş gencin kafasına sarıyor ve dikiyorlar. Genci güneşte aç ve susuz, eli kolu bağlı bir şekilde bekletiyorlar. Acıya dayanamayan gençler ölüyor, çok dayanıklı olanlar ise işkencenin acısından aklını kaybediyor, hafızasını yitiriyor. Bu gençlere mankurtlar deniyor. Bizler ise bu olayı bilmeden, bu sözcüğün türevi olan mankafayı günlük yaşamda kullanıyoruz. Yaşayan köle mankurtlar sahiplerinin en sadık adamları oluyor. Onların sözlerinden asla çıkmıyorlar.
Ne yazık ki, bizde de doğma ideolojilerle beyinleri körelmiş/köleleşmiş insana yakışmayan, mankafa veya mankurt insan sayısı hayli fazla.
İnternet ortamında bu konuda video ve filimler de var. Google’a mankurt yazarsanız çıkıyor.
Diğer bir işkence şekli ise Firdevsi’nin Şahname‘sinin ikinci kitabından alıntıdır.
Kayzer (Bizans, Roma İmparatoru), İran Şahı/hükümdarı Şapûr’a bakın nasıl işkence yapıyor:
“Öte yandan Hükümdar Şapûr yiyip içtikten sonra sarhoş oldu. Yatmak için kendisine ayrılan odaya gidecekti. Kayser’in gözü onun üzerindeydi. Görevli geldi ve onu alarak götürdü. Giderken kendisine: ‘Nersî’nin oğlu Şapûr sensin! Çok ilginç’ dedi. Ardından da onu alarak kadınlar sarayına götürdü ve ellerini bağladı. (…) Hemen sarhoş Şapûr’un yanında bir mum yaktılar ve onu eziyetler ve acılar içerisinde bir eşek derisinin içine sokarak diktiler. Herkes şöyle diyordu: ‘Ünlü İran hükümdarı Şapûr bahtsızlığından tahtı bıraktı da eşek postuna girdi. Demek ki bu eşek postunu arayıp dururmuş.’ Daracık ve karanlık bir odaları vardı. Hemen bu kötü bahtlı Şapûr’u alıp götürdüler. O karanlık odaya attılar. Sonra da odanın kapısını sıkıca kilitlediler. Anahtarı da sarayın baş kadınına verdiler; tenini kendisine ait olmayan bir posta teslim ettiler.” (Firdevsî, Şahname 2, Alfa Yayınları, s. 580-581.)
Görüldüğü gibi bir imparator veya hükümdar, diğer bir hükümdara en aşağılayıcı işkenceyi yapıyor. Rakibini normal yollarla öldürmüyor. Onu çıplak şekilde, taze eşek derisinin içine koyuyor ve deriyi dikiyor. Hem rakibini halkın gözünde eşek durumuna düşürüyor hem de ona dayanılmaz, akla ziyan işkence yöntemi uyguluyor.
İnsanlık geçmişimizin ne yazık ki bir kesiti de bu! Hayat devam ediyor, devran dönüyor. Ona dur diyecek, yönlendirecek gücümüz yok. Ama kendi yaşamımıza ve insanlığın gidişatına yön verebiliriz. Bu tür kötü uygulamalardan uzaklaşarak iyi, güzel şeyler yapabiliriz; sonuçta toplumlar da bizlerden oluşmaktadır.
Çevremizdeki bazı karamsar insanlar ve yaşının gereği çoğu yaşlı birey, hep geçmişi arar ve yaşadıkları dönemi, özellikle dönemin gençlerini şikâyet eder. Sevginin, saygının ve insanlığın kalmadığından yakınır; eskiyi övüp dururlar. Bu tür yakınmalar tarihte hep var olmuştur. Hatta yaşlıların bu yakınmaları, Sümer tabletlerine kadar gitmektedir. İnsan yaşamında iyi ve kötü her zaman bir arada var olmuştur. Kötü olanlarda barbarlıklar, katliamlar ve işkenceler yer alır. Yakın dönemde insanlık, Hitler faşizmini ve bizde ve başka ülkelerdeki askeri faşist yönetimleri yaşadı. Bu yönetimler insanlara ağır işkenceler uyguladı. Ancak yükselen insanlık bilinci ve onuru, işkenceleri ve işkencecileri yendi. Görüldüğü gibi geçmişimiz çok da aranılacak/özlenilecek bir geçmiş değil!
Derim ki: Siz ağlayıp sızlayanlara ve kendi yükünü çekemeyen yaşlıların sözlerine fazla kulak asmayın. Eksiklerimiz olsa da, düne göre insanlık her alanda çok daha iyi bir durumdadır. İyi şeyler yapalım, iyi şeyler düşünelim, kendimize ve keyfimize bakalım.
Gelin hiç bir ayrım yapmadan, insana ve insanlığa yakışmayan işkence ve kötü muameleye karşı net tutum alalım!
İşkencesiz bir  yaşam özlemiyle…

DİĞER YAZILARI ÜÇ KADİM SORU 01-01-1970 03:00 İRAN VE SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER IŞIĞINDA KÜRTLER 01-01-1970 03:00 AYDINLAR VE ASKERLER 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE KÜRTLERE KARŞI DUYULAN KİN, NEFRET, DÜŞMANLIK VE PSİKOLOJİK SAVAŞ 01-01-1970 03:00 BİR SOHBETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 SEMAVİ DİNLER VE LUTİLİK 01-01-1970 03:00 İDEOLOJİLERİN TUTUCULUĞU VE AYDINLAR 01-01-1970 03:00 MECLİS KOMİSYONU, YENİ ANAYASA VE BARO BAŞKANININ ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRLÜK PLATFORMU 01-01-1970 03:00 BÖLGESEL TEK GÜCE DOĞRU! 01-01-1970 03:00 İLK CİNAYET VE İLK MİRAS KAVGASI 01-01-1970 03:00 YETKİLERİ GÖREVE ÇAĞRIYORUM 01-01-1970 03:00 GELDİK BUGÜNLERE 01-01-1970 03:00 İSRAİL’IN İRAN’I ÇÖKERTME STRATEJİSİ VE İSLAM’IN SİYASAL BİR DİN OLARAK KURUMSALLAŞMASI 01-01-1970 03:00 ÖCALANIN ÇAĞRISI: KURBANSIZ KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Matematik ve Ezanın Evrensel Ölçüleri 01-01-1970 03:00 Bir İnsanlık Hali Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 SOSYALİZM ÖLDÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KÜRTLER GÜNEŞ Mİ, RÜZGÂR MI OLMALI? 01-01-1970 03:00 KARARI SİZLERE BIRAKIYORUM 01-01-1970 03:00 Anayasa Tartışmaları ve Kenan Paşa’nın Gizli Hayranları 01-01-1970 03:00 TENEKE VE ALTIN 01-01-1970 03:00 ARAYIŞ DEVAM EDİYOR; MARSA YOLCULUK  01-01-1970 03:00 DOMOKRATİK SİYASETE VE KARDEŞLİĞE ÇAĞRI 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZIN MATEMATİK KORKUSU 01-01-1970 03:00 GÖZLER ÖCALAN’DA 01-01-1970 03:00 TARİH YENİDEN KÜRTLERİN KAPISINI ÇALDI, KÜRTLER ÇOK DİKKATLİ OLMALI! 01-01-1970 03:00 KÜRTLER TARTIŞIYOR 01-01-1970 03:00 HAYBER KALESİ CENGİ VE BİTMEYEN DİN SAVAŞLARI 01-01-1970 03:00 DÜRÜST, GÜZEL NARİN! 01-01-1970 03:00 MUNDAR OLMAK 01-01-1970 03:00 Baskın Oran Hocama Açık Mektup 01-01-1970 03:00 EŞİTLİĞE DOĞRU 01-01-1970 03:00 İSLAMCILARIN KENDİ EKONOMİK MODELLERİ VAR MIDIR? 01-01-1970 03:00 DAYANAK NE? 01-01-1970 03:00 DİKTATÖR, SAVAŞ VE HAYAT 01-01-1970 03:00 BENİMDE BİR HAYALİM VAR 01-01-1970 03:00 ÇIKIŞ YOLU 01-01-1970 03:00 İKİ BÜYÜK YALAN 01-01-1970 03:00 GELEN İKİ TELEFON VE DÜŞÜNDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 CARİYE VE HÜR KADININ ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 DEM Parti ve Kürtler 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİN SESİ 01-01-1970 03:00 "Nietzsche: Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur 01-01-1970 03:00 MARKSİZM VE SOVYET PRATİĞİ 01-01-1970 03:00 AŞKIN YÜZÜ, ELAZIĞ VE ADNAN YÜCEL 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEME ZAMANI 01-01-1970 03:00 AŞKI YAŞAYAMAYANLARIN HAZİN DURUMU 01-01-1970 03:00 ÜÇ KURAL VE ZAHİR DEĞİL ÖZ 01-01-1970 03:00 ANA AKTÖR KÜRT BİRLİĞİ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 İDEAL OLAN 01-01-1970 03:00 ÜÇ GÜZEL VARLIK 01-01-1970 03:00 Değişim iyidir, güzeldir, hayattır! 01-01-1970 03:00 MERAK EDİLEN YAKIŞIKLI 01-01-1970 03:00 Yakışıklının devamı. 01-01-1970 03:00 YAKIŞIKLI VE DİCLE’NİN YİĞİT ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 ÖNCE SÖZ DEĞİL SES VARDI 01-01-1970 03:00 Alevileri Ne Kadar Anlayabiliyoruz? 01-01-1970 03:00 Önyargıları Kırıp Alevileri Tanımak ve Sevmek 01-01-1970 03:00 EĞİTİM Mİ, KÜLTÜR MÜ? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Dokunma 01-01-1970 03:00 8 Mart ve Erkekler 01-01-1970 03:00 YENİ BİR PARADİGMA VE STRATEJİK DEĞİŞİKLİK NEDEN GEREKLİDİR 01-01-1970 03:00 Hangi sosyalizmi istiyoruz? 01-01-1970 03:00 YENİ DURUM VE ÜÇ YAZIM-1 01-01-1970 03:00 GÜLHANE PARKI, POSTACI VE BEN 01-01-1970 03:00 SEVGİLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-2 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-1 01-01-1970 03:00 ÜÇ ROMAN İKİ DÜŞÜNÜR 01-01-1970 03:00 HAYAT/ YAŞAM 01-01-1970 03:00 KÜRTLER, "İSLAM KARDEŞLİĞİ"SARMALINDAN ÇIKABİLECEK Mİ? 01-01-1970 03:00 AĞLAYIP SIZLAMA ÇARE DEĞİL 01-01-1970 03:00 DİCLE KURURKEN! 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN l-İ PÜR MELALİ-2 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ-1 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ GİRİŞ 01-01-1970 03:00 "Keké 01-01-1970 03:00 Hayatının Sonbaharını Yaşayanlara Öneriler 01-01-1970 03:00 ŞEYHMUS KAPTANI VE AMEDSPOR 01-01-1970 03:00 DEVLET, ÇIKAR MI HİZMET Mİ ARACIDIR ? 01-01-1970 03:00 Bir Asırdır Demokrasiyi Kurumsallaştıramadık, Neden? 01-01-1970 03:00