Bilim İnsanımız Şehmus Güzel'i Kaybettik

Müslüm Üzülmez

05-12-2025 18:58

Müslüm Üzülmez

Paris Kürt Enstitüsü, araştırmacı, yazar ve sosyal tarihçi Prof. Dr. Şehmus Güzel’in 4 Aralık 2025 tarihinde Paris’te 78 yaşında vefat ettiğini duyurdu.

Bir güzel insanı daha kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.

Şehmus Güzel, 1947 Diyarbakır Ergani doğumludur. Uzun bir süredir Paris’te yaşıyordu. Hemşerim ve ailelerimiz arasında sıcak, dostça ilişkilerin olması nedeniyle kendisini tanırdım ama bir ilişkimiz yoktu.

2000’li yılların başlarında Çayönü’nden Ergani’ye Uzun Bir Yürüyüş kitabımı yazmaya başladığımda değerli hocam Şehmus Güzel’de kitabımda yer vermek istedim ve bu nedenle bir dostumdan e-posta adresini alıp bir mesaj yazdım. Mesajımda kendimi tanıttıktan sonra, kitap yazma niyetimi belirtip kendisinden özgeçmişini ve birkaç fotoğrafını rica ettim. Bir hafta içerisinde özgeçmişini ve fotoğraflarını gönderdi. Bunlar 2005 yılında anılan kitabımda ölümsüzce yerlerini aldılar. Ve bu mesajlaşmadan sonra telefonla veya e-posta yoluyla sürekli haberleştik, yazı ve kitaplarımızı birbirimizle paylaştık. Karşılıklı olarak kitaplarımız hakkında tanıtıcı yazılar yazdık.

Ben, onun Abidin Dino ile söyleşiler; yazılar: Hayat ve Sanat (2006), İşçi Tarihine Bakmak (2007), Fahri Petek: Bir Hayat, Üç Can (2009), Ergani Yürüyor (2010), İşçiler Örgütleniyor -1939-1950 (2016) kitapları hakkında tanıtıcı yazılar yazdım. O da, On Bin Yıllık Tarihin Tanığı Hilar (2009), Yoldaş Koçero (2011), Dünyanın Haritası Yeniden Çizilirken (2016), St. Petersburg İzlenimleri (2017) kitaplarım ve şahsım hakkımda çokça yazılar yazdı. Dahası, Dünyanın Haritası Yeniden Çizilirken kitabıma güzel bir Önsöz yazdı. 

Prof. Dr. M. Şehmus Güzel, Erganilidir. Eylül 1982’den beri Fransa’da yaşıyordu. Öğretim üyesi, yazar ve gazeteci olarak değişik gazete, dergi, web sitesi ve ansiklopedilerde Türkçe ve Fransızca çok sayıda makalesi, köşe yazısı, incelemesi yayınlanmıştır. Onlarca kitaba imza atmıştır. Hakiki bilim insanlarımızdan biriydi.

Hocamın vefatı çok büyük bir kaybımız oldu: Acımız büyük!

Ailesine, sevenlerine, dostlarına sabır diliyorum. Sizi unutmayacağız hocam.

*Prof. Dr. M. Şehmus Güzel işçilerin ve Kürtlerin dostuydu. İşçiler hakkında ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin birçok çalışmaya imza atmıştır. Anısına hürmetten ve de güncel bir durumu olması nedeniyle yazmış olduğu Devlet-Ulustan Federasyona (Kardelen Yayıncılık, Nisan 2010, İstanbul) kitabına ilişkin 17 Haziran 2010 tarihinde yazmış olduğum bir yazımı paylaşmak istiyorum:

“Devlet-Ulustan Federasyona” ya da Yerinden Yönetime

Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında demokratikleşme gelir. “Devlet-ulus” üzerine kurulu yapının neden olduğu sorunlar ertelenip çözümlenmediği için birikip yığıldı. Şimdi hepsi bir bir baş ağrıtıyor, peş peşe gündeme geliyor: Kürt sorunu, Alevi sorunu, Ermeni sorunu, azınlıklar sorunu, Romanlar sorunu vs…

Bu sorunların içerisinde en “ağır” ve “köşeli” olanı “Kürt Sorunu”dur. Çünkü, Kürt sorunu tüm sorunların anasıdır. Ve ne hikmetse, sanki “sorunu” yaratan Kürtlermiş gibi, hep “Kürt Sorunu” deniliyor veya demekteyiz. Aslında “sorun” olan veya “sorunu” yaratan Kürtler değil, bu “sorunu” yaratanlar Kürtlerin doğuştan gelen haklarına “yasak” koyanlardır. İşin acı yanı, Kürtler “olayın” mağduru olmalarına karşın, “olayın” suçlusu gibi gösterilmekte, ve çok kişi de buna gerçekten inanmaktadır. Doğrudur. Bir Kürt “meselesi” vardır. Ama dediğim gibi, bu “sorunu” Kürtler yaratmadı. Yıllardır, hem Kürtlerin varlığı ve hem de dilleri yok sayıldı. Varlıkları inkâr edildi. Görmemezlikten gelindi. Yetmezmiş gibi, baskı ve zulüm gördü. Binlerce insanımız öldü/öldürüldü, sakat kaldı, yerinden yurdundan oldu. Ekonomik kaynaklarımız boş yere heba edildi. Akıllara ziyan olaylar yaşandı.

Bugün gelinen aşamada, artık kimse “Kürt yok”, “Kürtçe denilen bir dil yok” demiyor veya diyemiyor. Ama iş doğuştan gelen haklarının tanınmasına veya verilmesine gelindiğinde, yine “su koyuveriliyor”. Kürt meselesi, Kürtler muhatap alınmadan “çözülmek” isteniyor. Kürtler ise, “barış” diyor, “diyalog” diyor, “çözüm” diyor, ama muhatap bulamıyor. Ortada böylesine garip bir durum var. Muhataplar karşılıklı oturup sorunu veya meseleyi enine boyuna tartışmadan, görüşmeden, temel konularda mutabakata varılmadan bu sorun nasıl “çözülecek” doğrusu merak ediyorum?

Kürt meselesinin çözümü konusunda Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok. Kendimize örnek aldığımız Batı ya da Avrupa Birliği’ne üye ülkeler bu sorunu nasıl “çözmüş”ler diye merak edip yaptıkları çalışmaları incelememiz halinde çok önemli ipuçlarını yakalayabiliriz. Çünkü Avrupa uzun bir süredir bu süreci yaşıyor.

Bu süreçle ilgili yapılan çalışmaları, yaşananları ve gelişmeleri iyi izlemememiz lazım. Süreci yakından takip edenlerden biri olan M. Şehmus Güzel’in yeni yayınlanan Devlet-Ulustan Federasyona kitabı bu anlamda bence önemli. Kitap, akademik olmayan bir dille, sanki sohbet edercesine kaleme alınmış. Okunması ve anlaşılması kolay. Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken “şeyler” anlatılmakta:

“Çözüm ya tek başına aranır. Ya toplumla birlikte. Toplumun temsilcileriyle. Birincisindense ikincisi tercih edilir yoldur. Dünyada ve bize yakın olması nedeniyle kötü örnekleri aynen alınan, yıllar geçse bile değiştirilmeyen, iyi örnekleriyse maalesef görmemezlikten gelinen veya hiç bilinmeyen Avrupa’da gidiş bu yöndedir. Avrupa’da bugün devlet-ulus yapısı tümüyle terk edilmiştir, federal yapılı, yerinden yönetilen, çok özerklikli devlet yapıları benimsenmiştir. Evet, Avrupa’da çokdillilik, çokkültürlülük, çokrenklilik esastır.” (s. 11)

“Devlet-ulusların onsekizinci ve ondokuzuncu yüzyılda veya yirminci yüzyılın başındaki gibi sürgitmesinin mümkün olmadığını gören Avrupa devletlerinin kimi ‘akıllı’ yöneticileri ‘paçayı kurtarmak’ için devlet-ulus isimli merkezci, asimilasyonist, başa bela, dediğim dedik, kestiğim kestik, astığım astık, hotzotcu devlet yerine, yerinden yönetime, adem-i merkeziyete, desantralizasyona geçerek federal yapılanmaya doğru adımlar attılar. Kimi ismini söyleyerek, kimi söylemeyerek federal yapıyı seçti. Bugün Avrupa Birliği (AB) üyesi devletler arasında açıkça ve ismi üstünde federal yapılı Almanya Federal Cumhuriyeti, Avusturya (Federal) Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, Belçika Krallığı, İngiltere Krallığı örnekleri iyi biliniyor. Ama Fransa ve İtalya’daki ‘bölge’ sistemi de ismini söylemek istemeyen bir ademi merkeziyet biçimidir, yerinden yönetim düzenidir.” (s. 13)

“AB bünyesinde geçmişte devlet-ulus yapısını benimsemiş devletlerin tümü bugün federal yapılara geçmiş durumdalar. Dahası AB bizzat kendi düzenlemeleriyle, kendi tüzel kurallarıyla yerel yönetimlere daha çok ve daha geniş yetkiler tanınmasını öneriyor, devletlerin kimi yetkilerini yerel mekanizmalara bırakmasını istiyor. AB bizzat kendisi federal veya konfederal bir yapıya doğru ilerliyor. Evet, günümüzde AB’de tarihin yürüyüşü bu yöndedir.” (s. 16)

“Fransız usulü devlet-ulusu kopya eden bölgemizin, haklarına düşman devletlerin bu ‘kendi ulusunu’ inşa işine 1920’lerden, 1930’lardan sonra başlaması ve en çekilmez rejimleriyle halklarını, yani bizzat kendi yurttaşlarını, neredeyse bir yüzyıldır inim inim inletmelerine artık bir son verilmesi gerektiğine inanıyorum.”  (s. 17)

“Avrupa’daki bütün devletleri devlet-ulus yapısına sahip sanmak cehalettir. AB üyelerinin tümünün öteden beri devlet-ulus modeline sahip olmadıklarını, olanların da bundan çıkmaya başladıklarını, bu çalışmada sergilemeye, anlatmaya çalışıyorum. AB bünyesinde ve bütün Avrupa’da bu alanda son elli veya altmış yılda bulunan çarelerden biri federal devlet yapısı oldu. Halklarını ve böylece coğrafyalarının bir parçasını da yitirmek istemeyen bütün devletlerin benimsediği akılcı yol budur. AB bünyesinde ve üye her devletin kendi sınırları içinde bu yönde çok açık bir gelişme yaşandı ve yaşanıyor. Devletler üstü düzeyde ise Avrupa Federasyonu veya Avrupa Konfederasyonu yaratılmak isteniyor: Resmi ismi belki Avrupa Birleşik Devletleri olacak/olabilir. AB ve AB üyesi devletler bünyesindeki gelişmelere benzer birçok örnek daha verilebilir. Bütün bu örnekler devlet-ulus yapısının tek devlet yapısı olmadığını, bu yapının neredeyse bütün devletlerce terk edildiğini ve federal yapılara gidildiğini, bunların hiçbir yerde bölünmeyle sonuçlanmadığını da eklemek olası.”(s. 25)

“12 Eylül 1980 askeri darbesinden günümüze otuz yıl geçti, bu otuz yılda toplumda korku belasını alt edenlerin sayısı da arttı. Onca yasaklamaya, gazete binalarının ve yayınevlerinin bombalanmalarına, cinayetlere rağmen bugün muhalif görsel ve yazınsal medya dev adımlarla ilerliyor. Karanlığın beli kırılıyor. İnternet siteleri aptal yasakları darmadağın ediyor. Haberler her türlü ağın deliklerinden geçiyor ve ulaşıyor her yere. Arapça, Ermenice, Fransızca, İngilizce, Kürtçe, Lazca dergi ve gazeteler, kitaplar yayınlanıyor. Umarım pek yakında diğer dillerden yayın organları da yerlerini alırlar. Tek dil yerine pek çok dil, tek ideal yerine birçok ideal, tek kültür yerine birçok kültür her zaman daha iyidir. Her zaman daha yararlıdır. Çokdillilik, çokkültürlülük korkunun yenilmesinin Türkçesidir. Evet, çokluk tekliği yeniyor. “(s. 95-96)

“Bugünden bakılınca umutlu olmak için her şey hazır. Biz de hazırız barış içinde ve kardeşçe yaşamaya. Beşiklerimizin mezarlarımızdan daha çok olmasını arzuluyoruz çünkü.” (s. 93)

Kısacası, Devlet-Ulustan Federasyona kitabında Avrupa’da devlet-ulusların neden, niçin ve nasıl federasyon tipi yapılanmalara evirildikleri, yerinden yönetimlere geçtikleri İtalya Cumhuriyeti, Belçika Krallığı, İspanya Krallığı, Fransa Cumhuriyeti, Kıbrıs ve Malta Cumhuriyetleri ele alınarak anlatılmakta. Güncel. Okumakta yarar var.

DİĞER YAZILARI Bir Yolculukla Başlayan Hazin Bir Aşk: DOLUNAY 01-01-1970 03:00 Kaçan Zamanı Kuyruğundan Yakalamak 01-01-1970 03:00 Ergani Spor’un Başarısı Ergani’nin Başarısı Olacaktır 01-01-1970 03:00 Engels Marx’a Rüyamda Ne Anlatıyordu? 01-01-1970 03:00 Zengin Kesesindekini Derviş Gönlündekini Verir 01-01-1970 03:00 Her Düşüşte Direnerek Yerden Kalkıştır Yaşamak 01-01-1970 03:00 Teknolojik Devrim, Değişim ve Örgütler 01-01-1970 03:00 İnsanca Yaşama Bir Çağrı: Genetik Öfke 01-01-1970 03:00 Cep Telefonları Tespihlerin Pabucunu Dama mı Atıyor? 01-01-1970 03:00 Sömürgecilik ve Shakespeare’in Fırtına’sı 01-01-1970 03:00 Rüya, Rüya Yorumlama, Rüyam 01-01-1970 03:00 Rüyam ve “Mühendislik Felsefesi” 01-01-1970 03:00 Kör Talih, Lâl Tarih ve İki Mesaj 01-01-1970 03:00 Tarih ve Beklenen Öcalan Çağrısı  01-01-1970 03:00 Hegel Niçin Dil Konusunda Leibniz’i Eleştirir? 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi Hayatının Yükünü Taşır 01-01-1970 03:00 “Toplam Kalite ve Süreç Yönetimi”ne Dair 01-01-1970 03:00 “Jiyana Nîvkuştiyan” 01-01-1970 03:00 Beşir Doğan Yoldaşımın Anısına… 01-01-1970 03:00 Hoşot (Dicle) Anıları ve Önemli Bir Öneri 01-01-1970 03:00 “Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” Yazıma Gelen Yorumlar 01-01-1970 03:00 “Yaşam-Jiyan” Resim Sergisine Dair 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan Kamil Sümbül’ün Ardından 01-01-1970 03:00 Hafız, İskân Azizoğlu ve Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Bir Çevirmen, Bir Kitap ve... 01-01-1970 03:00 Hafız, Nişo ve Kavalın Büyülü Gücü 01-01-1970 03:00 Eğitim Aykırı İnsanlar Yetiştirmeli 01-01-1970 03:00 Genç Bir Yazarımız: Neçirvan Bozkaplan 01-01-1970 03:00 HOROZLAR NEDEN ÖTÜYOR? 01-01-1970 03:00 Batman’dan Kızıl Bir Yıldız Kaydı 01-01-1970 03:00 Ses Evreninde Efsunlu Bir Rum Kızı: EFTALYA 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin...”(2) 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin…”(1) 01-01-1970 03:00 Dengbêj Gulo’nun Ardından Kılamlar Yetim Kaldı! 01-01-1970 03:00 Dengbêj Zifqarê Gulo’nun Ardından... 01-01-1970 03:00 4. Çermik Kitap Fuarı İzlenimlerim 01-01-1970 03:00 Bazı Şeyler Maalesef Unutulmuyor 01-01-1970 03:00 “Yok Sessizlikten Başka Sesimiz” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -3 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -2 01-01-1970 03:00 “Devlet Aklı İnsan Merkezli Olmalı” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar-1 01-01-1970 03:00 Öfkelilerin Öfkesi: “Yeraltı Edebiyatı” 01-01-1970 03:00 “Olası Bir Dicle Romanına Katkı” ve Hafız’ın Sözsüz Ezgileri 01-01-1970 03:00 Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur? 01-01-1970 03:00 Bilgisayarla tanışmam ve “kâinatın hâkimleri” 01-01-1970 03:00 Belalı Sevdalımız: MAKİNELER 01-01-1970 03:00 “Kara Yara”nın Romanı: Önce Kuşlar Öldü 01-01-1970 03:00 “Hafız Zülfo’nun Kavalı Ergani İstasyonunu İnletiyordu” 01-01-1970 03:00 Geçmişe Bir Yolculuk ve Bir Demet Şiir 01-01-1970 03:00 Recep Maraşlı’nın Kitabı: Pasolini’nin Filmi ve Diyarbakır 5 No’lu 01-01-1970 03:00 Teknolojik İşsizlik ve Gelecek Korkusu 01-01-1970 03:00 Ütopya, Distopya ve “Çalışılmayan Bir Dünya” Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri Üzerine 01-01-1970 03:00 Gül, Gulan, Anam 01-01-1970 03:00 Bir Fotoğraf Bazen Çok Şey Anlatır 01-01-1970 03:00 Fersûde [فرسوده]/ Erganili Mesud [ارغنيلى مسعود] 01-01-1970 03:00 Demokratik Tartışma Kültürü Üzerine 01-01-1970 03:00 Ukrayna-Rusya Savaşından Çıkardığım Bir Sonuç 01-01-1970 03:00 Kötülük ve Pislikler Çoğunlukla Kutsallık Adına Yapılır 01-01-1970 03:00 Tez ve Antitez Değiştiyse, Sentez de Değişmek Zorundadır 01-01-1970 03:00 Strateji, Gelecek, Kavramsal Tohumlar 01-01-1970 03:00 “Büyük Dönüşüm”, Korona, Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Elbet Gün Ağarır Anne(1) 01-01-1970 03:00 Cemal Süreya’nın Kanayan Yarası 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 “Bêje çiyayêreş, ceylanı nasıl yem ettin kurda” 01-01-1970 03:00 Düşünmenin Düşünülmesi 01-01-1970 03:00 Kardeşime Gece Gelen Şiir 01-01-1970 03:00 Brzezinski’nin Ölümünün Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Arzu Hayatın Kayıtsızlık Ölümün Belirtisidir 01-01-1970 03:00 Erganililer Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Kongresinden İzlenimler 01-01-1970 03:00 Bedros Dağlıyan ve Dengbêjin Gölgesinde Taş Meselleri 01-01-1970 03:00 ÇERMİK HALKINA SAYGI İLE DUYURULUR, 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Mutasyonu, Yenilgimiz ve Yeniden Düşünmek 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kumar, Dostoyevski ve Babam 01-01-1970 03:00 Sıradan Küçük İnsanlar… 01-01-1970 03:00 TÖS İle İlgili Arşivimde Bulunan Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Ergani’deki “Taş Mektep” ve Diyarbekir Eğitim Tarihi 01-01-1970 03:00 Bir İstihbaratçının Kaleminden Mezopotamya’nın İşgali 01-01-1970 03:00 Duygularım, Petersburg ve Dostoyevski’nin Acısı 01-01-1970 03:00 Çermik Dağlarında Gezer Bir Devrimci 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 Mavi Çarşaflar Altında Saklanan Acılar 01-01-1970 03:00 Yanlış Hesap Davos’tan Döndü Gibi 01-01-1970 03:00 Dicle İlk Öğretmen Okulu İle İlgili Aldığım Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Dostum Misbah Hicri’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Şiir Okuyan Garip Bir Adam 01-01-1970 03:00 Dönemin Marazi Belirtileri 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Gerçekler Kadar Acı Değildir 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (II) 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (I) 01-01-1970 03:00 Evlerde Yapılan Rakılara Rakı Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap ve Bir Mekân: GÖBEKLİ TEPE 01-01-1970 03:00 Bilimin Seyri, Paradigmalar ve COVID-19 01-01-1970 03:00 'Sosyal Mesafe' mi, 'Fiziksel Mesafe' mi? 01-01-1970 03:00 Kara Bulutlar Tepemizde Dolanıyor 01-01-1970 03:00 Kahveler Tek Başına İçildiği İçin Tadı Yok 01-01-1970 03:00 Şairimiz Vecdi Subaşı’yı Yitirdik 01-01-1970 03:00 Kavalından Çıkan Sesle Bütünleşen Kavalcı:HAFIZ ZÜLFİ YOKUŞ(1) 01-01-1970 03:00 Kavalcı Hafız Zülfi Yokuş’la İlgili Bir Düzeltme 01-01-1970 03:00 Harika Bir İnsan Hakkında Harika Bir Kitap: Karanlıktaki IşıkYILMAZ GÜNEY 01-01-1970 03:00 Çiçek Kar Altında Yeşerir 01-01-1970 03:00 Şampanya İçerek Yaşamdan Ölüme Geçen Ölümsüz:Anton Çehov 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Gömülü Şamdan ve Satranç 01-01-1970 03:00 “Savaş ve Amerikan Ekonomisi” 01-01-1970 03:00 Önce Beyazken Sonra Neden Kırmızı Oldu Gül? 01-01-1970 03:00 İngiltere’nin Kürt Politikası (1918-1932) 01-01-1970 03:00 Bilimkurgu Sadece Bilimkurgu Değildir 01-01-1970 03:00 İyi Kötü, Güzel Çirkin… 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (II) 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (I) 01-01-1970 03:00 Ben Sevgili Dayımı Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi 01-01-1970 03:00 Bahar, Gül ve Bir Mayıs 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-2 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-1 01-01-1970 03:00 Akıllı Makinelere Hapsedilmiş Bir Gelecek 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâya Kai-Fu Lee’nın Yaklaşımı-2 01-01-1970 03:00 Yapay ZekâyaKai-FuLee’nın Yaklaşımı-1 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 Amerikan Soğanı ve Soğanın Marifetleri 01-01-1970 03:00 İki Dosttan İki Kitap – Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Bazı şeyleri unutmamak için yazmak Lazım 01-01-1970 03:00 “İdama Yürüyen Adam” 01-01-1970 03:00 “Arkamdan kimse ağlamasın” 01-01-1970 03:00 Karanlıkta Ne Çiçek Açar Ne Düşünce Filizlenir 01-01-1970 03:00 Tarım ve Uygarlığın Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Dünyada Madenciliğin İlk Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Ergani-Maden İlişkisi ve Ergani Bakır Maden İşletmesi Üzerine 01-01-1970 03:00 Fazla Kitap Göz Çıkarmaz, Ama… 01-01-1970 03:00 Dil, “Zihnin Aynası”dan Çok Daha Fazlasıdır 01-01-1970 03:00 Hefaystos, Bir Mayıs ve Ergani İsminin Kökeni 01-01-1970 03:00 Bir Tatlı Yanılgı: “Görünüyorum O Halde Varım” 01-01-1970 03:00 Ağza Giren İnsanı Kirletmez Ağızdan Çıkan Kirletir 01-01-1970 03:00 Adnan Aral’ın Ardından… 01-01-1970 03:00 İşimiz Zor 01-01-1970 03:00 “Çiçekler Özgürlük Ortamında Nefeslerinin Kokusunu Yayar” 01-01-1970 03:00 3.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 2.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 1.NUH’UN ADAMI ENVER ATILGAN’IN ANISINA 01-01-1970 03:00