AYDINLAR VE ASKERLER

Ali Haydar Üzülmez

06-01-2026 11:32

(“Ah! Bilginler, Bilginler!”)
 Konumuz, iki zıt kutupta yer alan insanlar: Biri sivil, diğeri üniformalıdır.
Biri, var olanın sınırlarını değiştirmeye çalışırken; diğeri, var olanı yasalar ve silahla korumaya çalışır.
Biri barış yanlısıdır; diğeri ise varlığını savaşa borçludur.
Biri ilham, diğeri emir bekler.
Birini diri tutan hayal ve meraktır, diğerini eğitimdir.
Biri zamanının çoğunu okuyarak, araştırarak, masabaşında yazarak, çizerek veya önseziyle gözlem yapıp laboratuvarda geçirirken; diğeri eğitimde, sahada ve savaş meydanlarında bulunur.
Biri için meslek aydınlanmak ve aydınlatmaktır; diğeri içinse baştan sona yaptığı işin kendisi, tek yönlü bir meslektir.
Biri makam, etiket ya da kariyer peşinde değildir; diğeri için kariyer, şan, şöhret ve disiplin tepeden tırnağa olmazsa olmazdır.
Biri demokratik disiplinden yana; diğeri katı, merkeziyetçi disiplinden yanadır.
Birinin zihni sürekli yeni fikirlerle meşguldür; diğerinin yaptığı ise çoğu zaman rutin tekrarın ötesine geçmez.
 Biri sanat, estetik, mimarlık, edebiyat, felsefe, matematik, fizik, biyoloji, kimya, mühendislik ve tıp gibi alanlarla ilgilenir; diğeri ise savaş doktrinleri ve maneviyatla. Daha açık ifade etmek gerekirse: Biri akılcıdır; diğeri ise tekrarcı ve nakilcidir.
Biri var olanla yetinmez, onu geliştirir ve var olana yeni değerler ekler; diğeri ise var olanı kutsar ve korumayı görev edinir.
 Biri akıl ve düşünceyle, etrafa ışık saçan bir fener gibidir; diğeri ise bedensel güçle ve ötekinin ürettiği silahlarla varlığını sürdürür.
Aslında birbirlerinden pek haz etmeseler de bir arada var olmak zorundadırlar. Biri düzen ve disiplinin, diğeri ise özgürlüğün temsilcisidir. Genellikle askerî taraf sıkıştığında, çoğu zaman aydının yaratıcılığına ve fikirlerine ihtiyaç duyar. (“Alan Turing, 1912 ve 1954 yılları arasında yaşamış İngiliz matematikçi, bilgisayar bilimcisi ve kriptolog. Yapay Zeka’nın babası olarak adlandırılan Turing, ikinci dünya savaşı sırasında alman iletişim şifrelerinin kırılmasında önemli bir rol oynadığı için günümüz İngiltere’sinde savaş kahramanı ünvanına sahiptir.” Enigma filmini izleyebilirsiniz.”)
Biri katı devletçidir; sembollere ve liderlere büyük önem verir, hatta varlığını bunlara bağlar. Diğerinin ise liderlerle ve sembollerle fazla işi olmaz; çoğu zaman bunlara mesafelidir.
Biri insanlığa, doğaya ve kendi toplumuna hümanist değerlerle yaklaşır; diğeri ise bu kavramlarla doğrudan bir bağ kurmayabilir. Gerekirse (örneğin Türkiye’de 1960, 1970 ve 1980 askeri darbelerinde; Avrupa’da Hitler, Mussolini ve Franco gibi militarist/faşist yönetimlerde; Latin Amerika’da Arjantin ve Şili’deki faşist darbe rejimlerinde olduğu gibi) kendi halkına karşı acımasız katiller olabilir.
 
Cehalet birinin düşmanıdır; diğerinin ise zaman zaman beslendiği kaynaktır. Fethullah Gülen gibi ilkokul mezunu olmayan bir imamın peşinden giden yüzlerce general ve binlerce alt kademeden asker örneği bu durumu açıklamak için yeterlidir diye düşünüyorum.
Para, mal, mülk ve dünya nimetleri bir taraf için önemli değilken; diğer taraf için kimi zaman varlık nedeni olacak kadar önemlidir.
 Biri aklını asla kiraya vermez; diğeri ise sınırlandırılmış aklını örgütlerin ya da liderlerin emrine kolayca verebilir. 
Katı ideolojileri savunan; devletleri, liderleri ve önderleri sorgusuzca yücelten; bu doğrultuda yazan ve konuşan keşiler aslında aydın değil, devletin ya da bağlı olduğu ideolojinin/önderin silahsız askeridir.
Bu durumu kabul etmeyen aydınların akıbeti, bizde yüzyıllık Cumhuriyet döneminde; yakın tarihte Sovyetler’de (1930–1953 arasında Gulag kamplarından geçen yaklaşık 14 milyon kişiden 1,5–1,7 milyonunun kamplarda ya da kısa süre sonra öldüğü) ve Çin’deki Kültür Devrimi’nde (Kızıl Muhafızların tarihi eserleri, kültürel ve dini alanları yok ederken yaklaşık 1,2 milyon insanı öldürdüğü) örneklerinde açıkça görülmüştür.
 Askerler çoğu zaman siyasetle iç içeyken ve zaman zaman siyasete müdahil olurken, aydınlar siyasetten fazla hoşlanmaz; özgürlüğü ve gerçek demokrasiyi savunmayı kendine görev edinir.
Listeyi uzatmak elbette mümkündür; ama sanırım yeterlidir. Durum ortada: Biri ne kadar aksa, diğeri o kadar karadır. Ancak demir bir paranın yazı–turası gibi, her iki kesimle birlikte yaşamak hayatın bir gerçeğidir.
 Bu düşünceler, Alexandre Dumas tarafından 1850’de yayımlanan Siyah Lale romanından bir bölümü okurken zihnimde canlandı. Roman, 17. yüzyıl Hollanda’sında geçen bir aşk, entrika ve toplumsal çalkantı hikâyesidir. Kitaptaki o bölüm şöyledir:
 
“Ah! Bilginler, bilginler!” diye haykırdı Gryphus soruya cevap vermeden.
“Bir bilgin yerine on askerle uğraşmayı tercih ederdim. Askerler tütün ve alkolle sarhoş olmayı bilir; cin ya da şarap içtiklerinde kuzu gibi sakindirler. Ama bir bilginin tütün ya da alkol içip sarhoş olduğu görülmüş müdür? Onlar yetinmeyi bilir, para harcamaz; dolap çevirmek için kafalarının ayık olmasını isterler. Ama şimdiden söyleyeyim ki burada dolap çevirmeniz kolay olmayacak. Kâğıt yok, kitap yok; hele büyü kitabı hiç yok. Bay Grotius kitaplar sayesinde kaçmayı başarmıştı.”
 Bir bilge/aydın mahkûma, cezaevi yetkilisinin söyledikleridir bunlar. Devletleri yöneten küçük büyük tüm yöneticilerin, aydınlardan nasıl çekinip korktuklarını (Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde ve Ankara Ulucanlar Cezaevi’de bizatihi bunun şahidiyim) ve onları askerlerle kıyaslarken nasıl şeytanlaştırdıklarını romanda çarpıcı bir şekilde okuyoruz. Roman, askerlerin yenilgi sonrasında yaptığı işin doğası gereği daha uyumlu; aydınların ise daha isyankâr, ele avuca sığmaz ve tahammül edilmesi zor bireyler olduğunu açık bir şekilde anlatır.
 Şunu da not düşerek yazıyı tamamlamak istiyorum:
Elbette tüm bu yazdıklarım genel bir değerlendirme olup, benim düşüncelerimdir. Askerlerin içinde çok değerli, yaratıcı insanlar; aydınların içinde ise aydın geçinen, on para etmez, taklitçi, intihalci, çıkarcı kalemini ve düşüncesini satan değersiz insanlar olabilir. Bu düşüncelere katılıp katılmamak tamamen okuyucunun kendisiyle ilgilidir.
 
Aydınları susturulan ya da aydınlarının sesi kısılmış bir toplum, demokrasiyi inşa edemez ve elbette özgür olamaz!
Ayrıca demokrasisi ve özgürlükleri kısıtlı olan toplumların, askerî güçleri ne kadar güçlü olursa olsun; aydınları özgür ve demokrasisi işleyen toplumların karşısında ikinci, hatta üçüncü sınıf toplumlar olduğunu asla unutmamak gerekir.
Toplumların gücünü ve saygınlığını askerî güç değil; aydınların savunduğu düşünceler, demokrasi ve özgürlük belirler!

DİĞER YAZILARI GÜNCEL SİYASİ NOTLAR 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE 01-01-1970 03:00 KAKOLAR VE GAKOŞLAR: BİR KİMLİK SORUSU 01-01-1970 03:00 TARTIŞMAYA DEVAM, KIRAL ÇIPLAK! 01-01-1970 03:00 Ne Olacak Bu Müslümanların Hali? 01-01-1970 03:00 EKSİK OLAN 01-01-1970 03:00 İNSANLAŞMA SÜRECİMİZ 01-01-1970 03:00 ÜÇ KADİM SORU 01-01-1970 03:00 İRAN VE SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER IŞIĞINDA KÜRTLER 01-01-1970 03:00 DÜNDEN BUGÜNE KÜRTLERE KARŞI DUYULAN KİN, NEFRET, DÜŞMANLIK VE PSİKOLOJİK SAVAŞ 01-01-1970 03:00 BİR SOHBETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 SEMAVİ DİNLER VE LUTİLİK 01-01-1970 03:00 İDEOLOJİLERİN TUTUCULUĞU VE AYDINLAR 01-01-1970 03:00 MECLİS KOMİSYONU, YENİ ANAYASA VE BARO BAŞKANININ ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRLÜK PLATFORMU 01-01-1970 03:00 BÖLGESEL TEK GÜCE DOĞRU! 01-01-1970 03:00 İLK CİNAYET VE İLK MİRAS KAVGASI 01-01-1970 03:00 YETKİLERİ GÖREVE ÇAĞRIYORUM 01-01-1970 03:00 GELDİK BUGÜNLERE 01-01-1970 03:00 İSRAİL’IN İRAN’I ÇÖKERTME STRATEJİSİ VE İSLAM’IN SİYASAL BİR DİN OLARAK KURUMSALLAŞMASI 01-01-1970 03:00 ÖCALANIN ÇAĞRISI: KURBANSIZ KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 Matematik ve Ezanın Evrensel Ölçüleri 01-01-1970 03:00 Bir İnsanlık Hali Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 SOSYALİZM ÖLDÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KÜRTLER GÜNEŞ Mİ, RÜZGÂR MI OLMALI? 01-01-1970 03:00 KARARI SİZLERE BIRAKIYORUM 01-01-1970 03:00 Anayasa Tartışmaları ve Kenan Paşa’nın Gizli Hayranları 01-01-1970 03:00 TENEKE VE ALTIN 01-01-1970 03:00 ARAYIŞ DEVAM EDİYOR; MARSA YOLCULUK  01-01-1970 03:00 DOMOKRATİK SİYASETE VE KARDEŞLİĞE ÇAĞRI 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZIN MATEMATİK KORKUSU 01-01-1970 03:00 GÖZLER ÖCALAN’DA 01-01-1970 03:00 TARİH YENİDEN KÜRTLERİN KAPISINI ÇALDI, KÜRTLER ÇOK DİKKATLİ OLMALI! 01-01-1970 03:00 KÜRTLER TARTIŞIYOR 01-01-1970 03:00 HAYBER KALESİ CENGİ VE BİTMEYEN DİN SAVAŞLARI 01-01-1970 03:00 DÜRÜST, GÜZEL NARİN! 01-01-1970 03:00 MUNDAR OLMAK 01-01-1970 03:00 Baskın Oran Hocama Açık Mektup 01-01-1970 03:00 EŞİTLİĞE DOĞRU 01-01-1970 03:00 İSLAMCILARIN KENDİ EKONOMİK MODELLERİ VAR MIDIR? 01-01-1970 03:00 DAYANAK NE? 01-01-1970 03:00 DİKTATÖR, SAVAŞ VE HAYAT 01-01-1970 03:00 BENİMDE BİR HAYALİM VAR 01-01-1970 03:00 ÇIKIŞ YOLU 01-01-1970 03:00 İKİ BÜYÜK YALAN 01-01-1970 03:00 GELEN İKİ TELEFON VE DÜŞÜNDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 CARİYE VE HÜR KADININ ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 DEM Parti ve Kürtler 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİN SESİ 01-01-1970 03:00 "Nietzsche: Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur 01-01-1970 03:00 MARKSİZM VE SOVYET PRATİĞİ 01-01-1970 03:00 AŞKIN YÜZÜ, ELAZIĞ VE ADNAN YÜCEL 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEME ZAMANI 01-01-1970 03:00 AŞKI YAŞAYAMAYANLARIN HAZİN DURUMU 01-01-1970 03:00 ÜÇ KURAL VE ZAHİR DEĞİL ÖZ 01-01-1970 03:00 ANA AKTÖR KÜRT BİRLİĞİ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 İDEAL OLAN 01-01-1970 03:00 ÜÇ GÜZEL VARLIK 01-01-1970 03:00 Değişim iyidir, güzeldir, hayattır! 01-01-1970 03:00 MERAK EDİLEN YAKIŞIKLI 01-01-1970 03:00 Yakışıklının devamı. 01-01-1970 03:00 YAKIŞIKLI VE DİCLE’NİN YİĞİT ÇOCUKLARI 01-01-1970 03:00 ÖNCE SÖZ DEĞİL SES VARDI 01-01-1970 03:00 Alevileri Ne Kadar Anlayabiliyoruz? 01-01-1970 03:00 Önyargıları Kırıp Alevileri Tanımak ve Sevmek 01-01-1970 03:00 EĞİTİM Mİ, KÜLTÜR MÜ? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Dokunma 01-01-1970 03:00 8 Mart ve Erkekler 01-01-1970 03:00 YENİ BİR PARADİGMA VE STRATEJİK DEĞİŞİKLİK NEDEN GEREKLİDİR 01-01-1970 03:00 Hangi sosyalizmi istiyoruz? 01-01-1970 03:00 YENİ DURUM VE ÜÇ YAZIM-1 01-01-1970 03:00 GÜLHANE PARKI, POSTACI VE BEN 01-01-1970 03:00 SEVGİLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-2 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Çaresi: Demokrasi-1 01-01-1970 03:00 ÜÇ ROMAN İKİ DÜŞÜNÜR 01-01-1970 03:00 HAYAT/ YAŞAM 01-01-1970 03:00 KÜRTLER, "İSLAM KARDEŞLİĞİ"SARMALINDAN ÇIKABİLECEK Mİ? 01-01-1970 03:00 AĞLAYIP SIZLAMA ÇARE DEĞİL 01-01-1970 03:00 DİCLE KURURKEN! 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN l-İ PÜR MELALİ-2 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ-1 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİMİZİN HAL-İ PÜR MELALİ GİRİŞ 01-01-1970 03:00 "Keké 01-01-1970 03:00 Hayatının Sonbaharını Yaşayanlara Öneriler 01-01-1970 03:00 ŞEYHMUS KAPTANI VE AMEDSPOR 01-01-1970 03:00 DEVLET, ÇIKAR MI HİZMET Mİ ARACIDIR ? 01-01-1970 03:00 Bir Asırdır Demokrasiyi Kurumsallaştıramadık, Neden? 01-01-1970 03:00