VATAN MÜLK OLURSA, SÜTUNU SAHİBİDİR

Ali Ekber PEKŞEN

04-09-2026 12:33

Ali Ekber PEKŞEN

Vatan, genel geçer kabul gören evrensel hukuk kurallarıyla belirlenip, güvenceye alınan hak ve özgürlüklerden bağımsız, emperyalist güçlerin kontrolündeki otorite tarafından çizilen sınırlarla ve sembollerle kutsanan toprak parçası olarak kabullenildiğinde, egemenin mülkü olur. Mülk sahibi egemenliğin kabulünün teminatı ve kuruluşun esası olan başat değerlerin belirleyeni de olur. Egemenlik temsilini elinde bulunduran gücün tek taraflı ve mutlak hâkim olarak belirlediği başat değerler, çok kültürlü imparatorluk geçmişi olan yapıların bünyesinde kurulan merkezi milli devletlerde, farklılıkları olan toplum kesimlerini dışlayan bir durum yaratır ve farklı olanlarla sistemin arasında mesafe koyar. Çünkü, mülkün sütunu sahibidir. Sütunu paylaşmaz.

Vatan kutsallık atfedilen ve muktedirin belirlediği bir değerler sisteminin en kapsayanı olarak kabul gördüğünde, vatandaş bu anlayışa uygun kalıba girmek zorundadır. Hangi dil konuşulacak, hangi inanca mensup olunacak, ibadet nasıl yapılacak, etnik kökenin esası neler olacak gibi ilkeler bu kalıba göre belirlenir. Belirlenenler muktedirin ağzından, topluma boca edilir. Zira mülkün sahibi kimse, iktidar ondadır ve muktedir odur. Vatan bu çerçevede korunması gereken bir değer olarak kabullenilir.

Egemenlik kavramıyla anlatılan vatan, yüzlerce yıldan bu yana bir arada yaşayan insanların ortak iradelerinin değil, muktedirin asli unsur olarak işaret ettiği milli kimliğin esaslarına göre işleyen bir devlet ve yönetim şeklinin belirlendiği bir coğrafya olduğunda, asli unsur dışındaki farklılıkları kabul etmeyen yönetim egemen olur. Zira devlet, belirlenen milli kimliğe sahip olanların devletidir ve vatan da bu kimliğe mensup olanların öz yurdudur. Bu kimlik dışında kalanlar, ötekilerdir. Vatandaş kavramıyla anlatılan vatana bağlı olmanın karşılığı da, vazifesini yapan memurlar topluluğudur.

Asıl meselede burada başlar. Burada meselenin özü, vatanın asıl sahiplerince belirlenen yönetimin ayrımcı uygulamalarıdır. Hayat anlayışı, inançları, ibadet şekilleri, anadili farklı olan değişik toplum kesimlerden insanların birbirlerine nasıl bakacakları, gelecek denilen zaman dilimini nasıl organize edecekleri, barış içinde eşit yurttaşlar olarak yaşamanın şartlarını nasıl sağlayacaklarının tek taraflı belirlenmesidir.  Zira vatan sınırları belli, kutsiyet atfedilen değerler sembolüdür. Bünyesinde farklı kültürleri barındırır. Bu farklılıkların yaşaması ve kültürlerarası dengenin sağlanması gibi varlık meselesi olarak algılanacak konularda egemen iradenin kurallarının belirleyici olması sorundur.

Devlet iktidar sahiplerinin mülkü ve egemen sınıfın çıkarlarının hizmetinde olduğunda, diğer sınıflar üzerinde baskı aracı olur. İdeolojik milliyetçilik devletin değişmezi ve egemenin hükümranlığının aracı olduğunda, toplumu kontrol işlevi görür. Sömürünün, tahakkümün sürdürülmesinin malzemesi olur. Bu durum farklı toplumsal grupların dışlanmasını, farklılıkları olan kesimlerin sisteme yabancılaşmasını beraberinde getirir. Tekçi anlayışla kurulan merkezi devletlerde ve otokratik yönetimlerde, farklılıklar görmezden gelinir, farklılıkları kapsayan hak talepleri dikkate alınmaz. Devlet aklı tek tipleştirme üzerine işler. Bu işleyişin sürekliliği, farklılıklarından kaynaklı hak talepleri dikkate alınmayan toplum kesimlerini, sisteme yabancılaştırır.

Bu durumun somut yansıması, egemenin diğerlerine karşı gardını alma, farklılıkları olanların da kabuğuna çekilmesi gibi bir hayat anlayışının ortaya çıkmasıdır. Egemenin bu tepeden bakış ve üslubu, toplumun tamamını ilgilendiren tehditlere karşı iç cephenin tahkimi ve vatan savunması gündeme geldiğinde, farklılıkları olan kesimlerde kuşku uyandırır. Bunun vazgeçilmez devlet anlayışı olarak sürekli tekrarı, evrensel değerler olan insan haklarına yabancılaşmayı beraberinde getirir.

Devletin ideolojik milliyetçilik esaslı yapıda ısrarının egemen sınıfların egemenliklerinin aracı olması, gelir dağılımı adaletsizliğinin de temel nedenidir. Bu durum yurtiçi gayri safi milli hasıladan alınan paylarda, egemenler lehine sonuçlar doğurur, emek güçlerinin aleyhine işler.

Vatan kutsallığı üzerine kurulan hükümranlık, vatan sathındaki tüm tasarrufların belirleyeni ve mutlak hâkimidir. Bu hükümranlık merkezi otoriteye aittir, tartışmasız kabul edilmelidir.  Devletin, ideolojik milliyetçilikle imalatı söz konusu olduğundan, doğrunun tek sahibi devlettir. Tüm faaliyetler, bu imalat çerçevesine sığdırılmaktadır.

Devletler açısından çağdaş yönetimin ve demokrasiye bağlılığın ölçütü; insan haklarına saygı ve eşit yurttaşlık esaslı yönetimin inşası, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde kayıtlanan, kişinin sırf insan olması nedeniyle doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklarını teminat altına alan hukuki düzenlemelerdir. Barış içinde bir arada yaşamanın temel şartı, evrensel hukuk kurallarının egemen olduğu yönetim anlayışıdır.  

 

 

 

 

 

Köşe Yazıları Hakkında
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları, yazıyı kaleme alan yazarın kendi görüş ve düşüncelerini yansıtır. Yazıların içerik ve sorumluluğu tamamen yazarına aittir. Bu görüşler, sitemizin kurumsal görüşünü ifade etmez.

DİĞER YAZILARI BÜYÜK ÖĞRETİCİ HAYAT 01-01-1970 03:00 ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI 01-01-1970 03:00 MİLLİ DEVLET VE OTOKRASİ 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİN SINAV STRESİ ve EDİLGEN KİŞİLİK 01-01-1970 03:00 GÜVENLİK DEVLETİ ve DENGE DENETİM MEKANİZMASI 01-01-1970 03:00 GÜVENLİK DEVLETİ ve EĞİTİM 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZM SAVAŞLARLA YAŞAR 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (5) 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EĞİTM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (4) 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (3) 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (2) 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (1) 01-01-1970 03:00 SINAV MERKEZLİ EĞİTİM ve OTOKRASİ 01-01-1970 03:00 SINAVA ENDEKSLİ EĞİTİM SİSTEMİ ÇIKMAZDADIR 01-01-1970 03:00 ÇATIŞMA ve ÇÖZÜM SÜRECİ 01-01-1970 03:00 BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ 01-01-1970 03:00 BARIŞ, DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI 01-01-1970 03:00 NİYET OKUMA 01-01-1970 03:00 OECD "BİR BAKIŞTA EĞİTİM 2025" RAPORU ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 01-01-1970 03:00 DEVLETTE ŞEFFAFLIK 01-01-1970 03:00 HİÇBİR YERLİYİM 01-01-1970 03:00 DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ 01-01-1970 03:00 ÖĞRENEN ORGANİZASYON 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (4) 01-01-1970 03:00 HÜSEYİN ANIL – GÜNEŞİN OĞLU ve ŞİİR 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (3) 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (2) 01-01-1970 03:00 ÇERÇEVELENMİŞ HAYATLAR (1) 01-01-1970 03:00 ÇOK ŞEYE YETİŞMEK LAZIMDI! 01-01-1970 03:00 AZ GELİŞMİŞLİK SARMALI 01-01-1970 03:00 EZBERLETİLENLER, GERÇEKLER ve EĞİTİM 01-01-1970 03:00 BURUK SEVİNÇ (Mehmet Emin Turgut) 01-01-1970 03:00 TOTALİTARİZM ÇIKMAZ SOKAKTIR 01-01-1970 03:00 BABAMIN ÖLDÜĞÜ YAŞTAYIM 01-01-1970 03:00 TOTALİTARİZMİN NORMALİNDEN KUTULMALIYIZ 01-01-1970 03:00 TOTALİTARİZMİN NORMALİNDEN KUTULMALIYIZ 01-01-1970 03:00 OKULLAR ve NİTELİKLİ EĞİTİM 01-01-1970 03:00 İNSAN, MERAK ve ÖĞRENME 01-01-1970 03:00 KIRMIZI PERÇEMLİ 01-01-1970 03:00 POPÜLİST YÖNETİM – VASATLAR CENNETİ 01-01-1970 03:00 HERKESLEŞME 01-01-1970 03:00 SIRADANLAŞMA 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİNİN HAZİRAN SENDROMU 01-01-1970 03:00 DEVLETİN EĞİTİM FELSEFESİ ve YATILI OKULLAR 01-01-1970 03:00 EĞİTİM YÖNETİMİ ve BAŞARIDA ÖĞRETMEN ROLÜ 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİNDEN BEKLENTİLER 01-01-1970 03:00 MÜESSES NİZAMIN KORUYUCUSU EĞİTİM SİSTEMİ 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİNİN TARİHİ AÇMAZLARI ve MÜFREDATLAR 01-01-1970 03:00 KADIN HAKLARI 01-01-1970 03:00 ALIŞKANLIK, UNUTMA, HATIRLAMA 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE ZOR GÜNLER YAŞAMAKTA 01-01-1970 03:00 YORDULAR, YORUYORLAR, YORACAKLAR 01-01-1970 03:00 POPÜLİZM ve OTORİTER YÖNETİMLER 01-01-1970 03:00 HAYATI ANLARA BÖLMEK 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİ SORUNSALI 01-01-1970 03:00 EĞİTİM AYKIRI RENKLERİ GÖREBİLMEKTİR 01-01-1970 03:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 Tabiatın Yaratıcılığı ve Eğitim 01-01-1970 03:00