Ali Ekber Pekşen
Türkiye'de özel öğretim kurumları faaliyetleri, Tanzimat (1839) ve Islahat Fermanı (1856) ile başlamış, fermanlar sonrası yabancı devletlere ve gayrimüslim tebaaya (azınlık) okullarını açma, yönetme ve genişletme hakkı tanınmıştır. Bu dönemde Robert Kolej (1863) ve Galatasaray Lisesi (1868) açılmıştır.
Cumhuriyet döneminde tüm eğitim kurumlarını devlete bağlayan 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat kanunu çıkarılmış, eğitim ve öğretim birleştirilmiş, tüm özel ve azınlık okulları Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır.
Cumhuriyet'in ilk özel teşebbüs yatırımlarından olan TED Ankara Koleji 1931 yılında kurulmuştur. TED Ankara Koleji Mustafa Kemal’in emriyle açılır. Önce 31 Ocak 1928 Mustafa Kemal’in çağrısıyla Türk Maarif Cemiyeti (Türk Eğitim Derneği) kurulur ve direktifiyle, bu dernek uhdesinde 1931 yılında TED Ankara Koleji açılır.
Türkiye eğitim sisteminde özel öğretim kurumlarıyla ilgili ilk düzenleme, 8 Haziran 1965 tarihli 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’dur. Bu kanunla özel öğretim kurumlarının kuruluş, işleyiş, çalışma usul ve esaslarının çerçevesi çizilmiştir. 625 Sayılı Kanun, 8 Şubat 2007 tarihinde yürürlüğe giren 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'yla değiştirilmiş ve özel okullar, dershaneler ve çeşitli kursların işleyişine dair standartlar getirilmiştir.
T. C. Anayasası’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlığıyla düzenlenen 42. maddesi başta olmak üzere,
3 Mart 1924 tarihli Tevhidi-i Tedrisat Kanunu,
14 Haziran 1739 saylı Milli Eğitim Temel Kanunu
her türden eğitim öğretim faaliyetlerinin devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağına amirdir. Bu görev devlet adına Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet kurumları ya da özel öğretim kurumu fark etmeksizin; eğitim öğretim faaliyetlerinin planlama aşamasından, uygulamalara, derslerin işlenişinde kullanılacak materyallerin içeriğine, eğitim öğretim faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili sürece kadar her tür işleyişin belirleyenidir. Bu yetkiyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Millî Eğitim Bakanlığı kullanır. Bu manada eğitim öğretimin işleyişiyle ilgili bakanlığın belirlediği tüm iş ve işlemler, özel okullar başta olmak üzere, tüm özel öğretim kurumları için de geçerlidir ve bağlayıcıdır.
Millî Eğitim Bakanlığı; özel öğretim kurumlarının açılış şartlarını, standartlarını, açılışta yerine getirmeleri gereken yükümlülüklerini, işleyişlerini, eğitim öğretim kurumları çalışanlarının formasyonlarını, yöneticilerin ve öğretmenlerin niteliklerini, yetiştirilmeleri ve nasıl atanacaklarını, eğitim öğretim personeli dışındaki çalışanların nitelikleri dahil her şeyi ama her şeyi tek taraflı belirleyendir. Herhangi bir devlet okulunda okutulan bir dersin öğretmeninde aranan vasıfların aynısı, özel okullardaki öğretmenlerde de bulunmak zorundadır.
Bu konuda 5580 Sayılı Özel Öğretim Kanunu bağlayıcıdır. Kanun öncelikle, özel öğretim kurumlarının işleyişiyle ilgili sorumluluğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına üstlenen Millî Eğitim Bakanlığı’nın uyması gereken temel ilkeleri kapsar.
MEB bu kanun hükümleri uyarınca, özel öğretim kurumu açacak gerçek ya da tüzel kişilerde aranacak şartları, özel öğretim kurumunun açılacağı binanın özellikleri ve standartlarını, kurum açma, öğretime başlama izni verme, izni askıya alma ve iptal etme, çalışanların nitelikleri ve görevlendirilmeleri, yıllık çalışma takvimi dahil tüm iş ve işlemlerin nasıl olacağını tek taraflı belirler ve işleyişi denetler.
5580 Sayılı Kanun’un Özlük hakları ve sorumluluklar başlığıyla düzenlenen 9. Maddesi,
“Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak yapılır.
Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmî okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir.
Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez.
Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmî okullar için tespit edilen miktardan az olamaz.
Sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu,
Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, hükümlerine tâbidir.”
Amir hükmüyle öncelikle Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm tarafları bağlamaktadır.
Kanun koyucu burada, çalışanların hak ve hukukunun korunmasının güvencesinin nasıl sağlanacağını hangi kanunlar ışığında bu işlerin düzenleneceğini belirlemiş ve Millî Eğitim Bakanlığı’nı sorumlu kılmıştır.
Günümüz dünyasında, eğitim öğretim her insanın en temel hakkıdır ve kamu hizmetidir. Kurucu üye olarak katıldığımız Birleşmiş Milletler Örgütü İnsan Hakları Beyannamesi başta olmak üzere, usulüne uygun kabul edilen uluslararası sözleşmeler ve T. C. Anayasası’nın 42 Maddesi ve Türkiye iç hukuku kişilerin eğitim öğretim hizmetlerinden faydalanması için devleti sorumlu kılmıştır. Bir bakıma eğitim öğretim işiyle ilgili tüm görevleri devlete vermiştir.
Devlet kamu hizmeti olan eğitim öğretimden tüm vatandaşların eşit şartlarda yararlanacakları şekilde önlemler almakla yükümlüdür. Eğitim öğretim faaliyetleri hizmet sektörü kapsamındadır ve ağırlıklı olarak öğrencilerin ve öğretmenlerin karşılıklı buluşmasıyla yüz yüze yürütülür. Yani eğitim öğretim işinin en vazgeçilmez elemanı ÖĞRETMENDİR.
Devlet içeriğini tek taraflı belirlediği müfredatlara uygun ve kendi gözetim ve denetiminde yürütülen eğitim öğretim hizmetlerinin hangi niteliklere sahip öğretmenler aracılığıyla yapılacağının da tek taraflı belirleyenidir. Devlet okullarında görevli bir öğretmende aranan tüm nitelikler, özel öğretim kurumları öğretmenlerinde de aranır ve bu zorunludur. Bu nedenle kanun koyucu 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda özlük hakları bakımından düzenleme yapmış ve özel öğretim kurumlarında görevli öğretmenlerin özlük haklarının bu kanun uyarınca yapılmasını emretmiş ve tarafları bağlamıştır.
Devlet, özel öğretim kurumu öğretmenlerinin özlük haklarını korumakla 5580 Sayılı Kanun’la yükümlü kılınmıştır. MEB bu yükümlülük kapsamında özel öğretim kurumu öğretmeninin sözleşme şartlarında, ücretlerin ödenme şeklinde, izin süreleri, ek ders ve fazla mesai ücretlerinde, yaz tatili süreleriyle ilgili iş ve işlemlerde mevzuata uygunluğu denetlemekle ve hak kaybına sebebiyet vermemekle görevlidir.
Devletin görevi, hak kaybını dile getiren öğretmen ya da öğretmenlerin, bu kayıplarının giderilmesi için önlem almaktır. 1932 yılında üyesi olduğumuz Uluslararası çalışma Örgütü (İLO) esasları da bu konuda bağlayıcıdır.
ÖZEL ÖĞRETİM KURUMU ÖĞRETMENLERİ;
Asgari ücret sınırında dayatılan sözleşmeler nedeniyle mağdur edildiklerini,
Ödenen ücretlerin kimi zaman elden geri istemeyle, asgari ücretin bile altına mahkûm edildiklerini,
Belirli süreli sözleşmelerle, yaz aylarında maaşlarının kesildiğini,
Sosyal güvenlik primlerinin eksik yatırıldığını,
KPSS’de yüksek puanlar alınmasına rağmen, mülakat sistemiyle atanmalarının engellendiğini,
Taban maaş hakkının, kamudaki meslektaşıyla eşit işi yapmaları nedeniyle en temel, en meşru adalet talebi olduğunu dile getirmektedirler.
Özel öğretim kurumu öğretmenlerinin talepleri meşrudur. Bu meşru taleplerin yerine getirilmesinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Millî Eğitim Bakanlığı sorumludur.
Türkiye hukuk sistemi, devlet adına ilgili bakanlıklarla iş birliği yaparak bu işlerin yürütülmesi görevini Millî Eğitim Bakanlığı’na vermiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı kanunlarla tanımlı görevlerini yerine getirmeli ve özel öğretim kurumlarında görev yapan ve mülakat mağduru öğretmenlerin haklı taleplerini vakit geçirmeden ve daha fazla hak kaybına sebebiyet vermeden çözmelidir.