Mehdi Zana’nın Anısına Hürmetten…

Müslüm Üzülmez

04-09-2026 14:05

Mehdi Zana Kürt halkının önemli değerlerinden biriydi. Direnen ve bedel ödeyendi. Onun vefatı Kürt halkının çok önemli ulusal bir kaybıdır.

Ben, 1977 yılında Diyarbakır Belediyesi’nde vekaleten Temizlik İşleri Müdürü iken, o aynı yıl Diyarbakır’da belediye başkanlığını kazandı. Yollarımız ayrıldı. Sonra 1982’de Diyarbakır 5 Nolu’da yollarımız yeniden kesişti. Dostluğumuz perçinlendi.

29 Ağustos 2026 günü vefat edişinin ardından bir yazı yazmak istedim, ama kendimi yazı yazma moduna alamadığım için yazamadım. Ben de Başkanım Mehdi Zana’nın anısına hürmeten anılarımı içeren Yoldaş Koçero (TÜSTAV Yay., 2011, İst.) kitabımdan ufak bir bölümü, ilişkimizin insanı yanına şahitlik eden bölümü ve tarihi değerde olduğuna inandığım bir mektup ve fotoğrafını paylaşmak istiyorum (Yoldaş Koçero, s. 135-137):

[“Abbas Peygamberin Torunu Aramıza Hoş Geldin!”

karanlık gecenin o kalbe işleyen sessizliğinde

ampullerin kirli ışığında

ölümün soğuk soluğu ensende

hücrede bir başınayken

veya koğuşta arkadaşlarınla

ranzada yatarken

diyarbakır-siverek karayolundan

gelip gecen arabaların sesini

hiç dinlediniz mi?

12. Koğuş’a ilk gittiğim andaki gardiyanın ismini hatırlamıyorum. Sonrasında “Kasap” kod adlı bir gardiyan geldi. Uzun boylu, atletik yapılı biriydi. Çok zalim olduğu söyleniyordu. Benim zalimliğini görmeye zamanım olmadı: Hücreye gönderildim.

5 Nisan 1983’de, Kasap’ın gelişinin ikinci veya üçüncü günü 12. Koğuş’un kapısı açıldı, “Müslüm Üzülmez avukat görüşmen var, çık!..” denilerek çıkartıldım. Yanımda Kasap, koşar adım koşuyoruz. Avukat Görüş Yerine değil, insanların topluca dövüldüğü, dayaktan geçirildiği Sinema Salonuna götürüldüm. Duvar dibinde yüzüm duvara dönük “Çök” komutuyla asker usulü nizami çöktüm. Kasap uzaklaştı. Bir müddet sonra geldi ve “Kalk” komutuyla kalktım. Bana, “Sen ispiyoncu musun?” diye direk sordu. “Hayır, değilim Komutanım” dedim. Bunun üzerine; “Neden değilsin?” diye sordu. Devrimciliğim, komünistliğim hiç aklıma gelmedi o anda, içimden doğaçlama olarak “aile terbiyem müsait değil” dedim. Bu cevabım üzerine, cezaevinde zalimliğiyle nam salmış Kasap denilen çam yarması gardiyan; “Rahat otur aslanım” dedi. Demesiyle sanki o anda dünyalar benim oldu, kendime olan güvenim bin kat arttı. O an, insan onurlu bir davranış sergilediğinde düşman bile saygı göstermek zorunda kalıyor diye düşündüm ve direnme gücü kazanarak teselli buldum. Bir insanın kendine ihaneti, o insanı yaşayan ölü hâline sokar. Bundan çok emindim.

Kasap beni sonra Makinist Odasına götürdü. Ankara'dan benim için geldiğini söyleyen kudretli bir üsteğmen Türkiye Komünist Partisi'nin kuruluşu, mücadelesi, kurtuluş savaşına katkısı üzerine esaslı bir nutuk çekti. Güzel anlatıyordu ve biliyordu. Dinledim. Sonra, kurtuluş savaşının devam ettiğini, şeriatçılığa ve Kürtçülüğe karşı birlikte çalışmadan söz etti. Ve tatlı sert, dava dosyamı incelediğini, siyasi polisi yanıltabileceğimi, ama kendisini yanıltamayacağımı, benim TKP içinde önemli biri olduğumu söyleyip, bu savaşımda birlikte mücadele vermemiz gerektiğini; bunun için önce televizyona çıkartılacağımı, “TKP-Moskova İlişkisi”ni açıklamam gerektiğini belirtti. Karşılığında cezaevinden çıkartılacağımı, birçok imkânlara kavuşacağımı, kabul etmediğim takdirde ağır ceza alacağımı, yaşam boyu burada sürüneceğimi söyledi. Ben, kabul etmedim. Kasap’a dediğim gibi, Üsteğmen’e de “aile terbiyemin buna müsait olmadığını” söyleyip yardımcı olamayacağımı bildirdim. Bunun üzerine 36. Koğuş’un gardiyanı “Sütçü”yü çağırıp, “Banyo”ya götürülmemi emretti.

Sütçü beni önüne katıp 36. Koğuş’un birinci katında “Banyo” denilen boklu hücrelerden 6. Hücre’ye kapattı. Yaklaşık 2 ay bu boklu hücrede kaldım. Burada etik açıdan şunu da açıklamak zorundayım: Ne Sinema Salonuna ne de boklu hücreye götürülürken dövülmedim. Ama birazcık zayıflık gösterenleri dayaktan geçirmeyi bırakın, 36. Koğuş’un girişinde aynı davadan tutuklu sanıkları nasıl birbirilerine dövdürdüklerine gözlerimle şahit oldum.

diyarbakır 5 nolu’da

bizler yolcu onlar hancı

dökülenler oldu birer ‘çorbacı’

hancı başları geçecek tarihe

ibn ibne-i sadist hacı

Mehdi Zana 2. Kat, 1. Hücre’deydi. Abbas Peygamber’in türbesinin Ergani’de olması rivayetinden olacak ki, bana “Abbas Peygamberin Torunu” ismini takmıştı. Sadece bana değil, çocuklarıma da “Abbas Peygamberin Torunu” derdi. Yıllar sonra bile bu “Torun” sevdasından vazgeçmedi. Eskişehir Cezaevi’nden gönderdiği 14 Mart 1989 tarihli mektubu buna güzel bir örnektir. Hoşgörüsüne sığınarak paylaşmak istiyorum:

“Sevgili Kardeşim,

Geçen bunca acı ve tatlı günleri geride bırakarak nihayet mektuplaşma fırsatı bulabildik. Hele çocukların resimlerine öyle sevindim ki; sürekli bakıp bakıp seni hatırlıyorum. İkisi de size çok benziyorlar, tamı tamına Hazreti Abbas ve Zülküf peygamberin torunları oldukları hemen anlaşılıyor. Analı ve babalı büyümelerini ve ailece mutlu olmanızı dilerim. Rahatsızlığına çok üzüldüm. Çok çok geçmiş olsun. 5 No’lu zindan o dönemde içeri giren herkeste büyük tahribatlar yarattı. Geçenlerde M. Ali Eren buraya ziyarete geldi. Mazlum Eren’de hasta imiş, üstelik ilik kanseri olmuş. O da cezaevinin yarattığı durumdanmış. Ne yapalım, mücadelede böyle şeyler olur, sebep olanlar utansın.

Dilek (Carlı)’in haberini aldım. Mustafa (Dağcı) ve İsfendiyar (Eyyüboğlu)’dan haber alıyorum. Doktor Vedat (Hayrullahoğlu) nerde, ondan haber alamadım. Ali Haydar (Üzülmez)’a benden çok selam söyle(*). Adımlar’ın gecesinin iyi geçtiğinin haberini almıştım. Dergi sürekli bana geliyor, izliyorum. Ben de artık yaşlandım. Son 37 ve 19 günlük açlık grevleri beni epey yıprattı. Fakat sıhhatim yerindedir, gayet iyiyim. Sürekli spor yapıyorum. Senin anlayacağın yaşamı zorla, iteleyerek sürdürmeye çalışıyorum. Bakalım ilerde neler çıkacak?

Yengeye selam ve saygılarımı söyle. Çocukların gözlerinden öperim. Gelecek özgür günlerde buluşma dileğimle, hoşça kalınız.

Sevgi ve saygılarımla.

Mehdi Zana”

Neyse, 36. Koğuş’a götürülüp hücreye konulmamın ardından “Sütçü”nün koğuştan ayrılmasıyla, Mehdi Zana hem Kürtçe hem Türkçe olarak seslendi. “Heval, kimsin, hangi koğuştan geldin?” diye sorular sormaya başladı. Kendimi tanıtınca, “Abbas Peygamberin torunu aramıza hoş geldin!” deyip moral vermeye başladı. Ardından İsfendiyar seslendi ve kendisinin de 1. Kat 10. Hücre’de olduğunu söyledi.

Mehdi Zana’nın Eskişehir Cezaevi Günlerinden. 17 Ocak 1989

Fotoğrafın arkasında “Görülmüştür -Nöbetçi Müdür” kaşesi ve “Çok sevdiğim Ozan ve Utku kardeşlerime sonsuz sevgilerimle. -M. Zana” yazısı bulunmaktadır.]

(*) Mektupta parantez içindeki soy isimlerin yazımı bana aittir. -M. Üzülmez

***Başkanım Mehdi Zana’yı, bu güzel insanı saygı ve sevgiyle anıyorum. Mekânı gülistanlık, mücadelesi ve anısı ise Kürt halkının ulusal birliğine ışık olsun.

***Önerim: Diyarbakır’ın merkezinde tarihi bir yapıda bir Mehdi Zana Müzesi açılmalı ve bunun öncülüğünü de Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmalıdır. Mehdi Zana ile ilgili dava dosyaları, gazete haberleri, TV arşivlerindeki görüntüleri, fotoğrafları, mektupları, yazılar her şey dünyanın her yerinden toplanıp bu müzede sergilenmelidir. Ve kendi yazı ve kitaplar da… Böylesi bir girişim bence harika olur.

4 Eylül 2026:

https://www.tigrishaber.com/mehdi-zananin-anisina-hurmetten-9365yy.htm

yayımlandı.

 

 

Köşe Yazıları Hakkında
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları, yazıyı kaleme alan yazarın kendi görüş ve düşüncelerini yansıtır. Yazıların içerik ve sorumluluğu tamamen yazarına aittir. Bu görüşler, sitemizin kurumsal görüşünü ifade etmez.

DİĞER YAZILARI “Dicle Aydınlığı” ve Köy Enstitüleri 01-01-1970 03:00 İhtimallerin Hayallerini Kuranlar 01-01-1970 03:00 Şaraptan Çok Düşünceler Sarhoş Eder İnsanı 01-01-1970 03:00 Bir Dosta Seslenişim 01-01-1970 03:00 Bir Yolculukla Başlayan Hazin Bir Aşk: DOLUNAY 01-01-1970 03:00 Bilim İnsanımız Şehmus Güzel'i Kaybettik 01-01-1970 03:00 Kaçan Zamanı Kuyruğundan Yakalamak 01-01-1970 03:00 Ergani Spor’un Başarısı Ergani’nin Başarısı Olacaktır 01-01-1970 03:00 Engels Marx’a Rüyamda Ne Anlatıyordu? 01-01-1970 03:00 Zengin Kesesindekini Derviş Gönlündekini Verir 01-01-1970 03:00 Her Düşüşte Direnerek Yerden Kalkıştır Yaşamak 01-01-1970 03:00 Teknolojik Devrim, Değişim ve Örgütler 01-01-1970 03:00 İnsanca Yaşama Bir Çağrı: Genetik Öfke 01-01-1970 03:00 Cep Telefonları Tespihlerin Pabucunu Dama mı Atıyor? 01-01-1970 03:00 Sömürgecilik ve Shakespeare’in Fırtına’sı 01-01-1970 03:00 Rüya, Rüya Yorumlama, Rüyam 01-01-1970 03:00 Rüyam ve “Mühendislik Felsefesi” 01-01-1970 03:00 Kör Talih, Lâl Tarih ve İki Mesaj 01-01-1970 03:00 Tarih ve Beklenen Öcalan Çağrısı  01-01-1970 03:00 Hegel Niçin Dil Konusunda Leibniz’i Eleştirir? 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi Hayatının Yükünü Taşır 01-01-1970 03:00 “Toplam Kalite ve Süreç Yönetimi”ne Dair 01-01-1970 03:00 “Jiyana Nîvkuştiyan” 01-01-1970 03:00 Beşir Doğan Yoldaşımın Anısına… 01-01-1970 03:00 Hoşot (Dicle) Anıları ve Önemli Bir Öneri 01-01-1970 03:00 “Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” Yazıma Gelen Yorumlar 01-01-1970 03:00 “Yaşam-Jiyan” Resim Sergisine Dair 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan Kamil Sümbül’ün Ardından 01-01-1970 03:00 Hafız, İskân Azizoğlu ve Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Bir Çevirmen, Bir Kitap ve... 01-01-1970 03:00 Hafız, Nişo ve Kavalın Büyülü Gücü 01-01-1970 03:00 Eğitim Aykırı İnsanlar Yetiştirmeli 01-01-1970 03:00 Genç Bir Yazarımız: Neçirvan Bozkaplan 01-01-1970 03:00 HOROZLAR NEDEN ÖTÜYOR? 01-01-1970 03:00 Batman’dan Kızıl Bir Yıldız Kaydı 01-01-1970 03:00 Ses Evreninde Efsunlu Bir Rum Kızı: EFTALYA 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin...”(2) 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin…”(1) 01-01-1970 03:00 Dengbêj Gulo’nun Ardından Kılamlar Yetim Kaldı! 01-01-1970 03:00 Dengbêj Zifqarê Gulo’nun Ardından... 01-01-1970 03:00 4. Çermik Kitap Fuarı İzlenimlerim 01-01-1970 03:00 Bazı Şeyler Maalesef Unutulmuyor 01-01-1970 03:00 “Yok Sessizlikten Başka Sesimiz” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -3 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -2 01-01-1970 03:00 “Devlet Aklı İnsan Merkezli Olmalı” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar-1 01-01-1970 03:00 Öfkelilerin Öfkesi: “Yeraltı Edebiyatı” 01-01-1970 03:00 “Olası Bir Dicle Romanına Katkı” ve Hafız’ın Sözsüz Ezgileri 01-01-1970 03:00 Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur? 01-01-1970 03:00 Bilgisayarla tanışmam ve “kâinatın hâkimleri” 01-01-1970 03:00 Belalı Sevdalımız: MAKİNELER 01-01-1970 03:00 “Kara Yara”nın Romanı: Önce Kuşlar Öldü 01-01-1970 03:00 “Hafız Zülfo’nun Kavalı Ergani İstasyonunu İnletiyordu” 01-01-1970 03:00 Geçmişe Bir Yolculuk ve Bir Demet Şiir 01-01-1970 03:00 Recep Maraşlı’nın Kitabı: Pasolini’nin Filmi ve Diyarbakır 5 No’lu 01-01-1970 03:00 Teknolojik İşsizlik ve Gelecek Korkusu 01-01-1970 03:00 Ütopya, Distopya ve “Çalışılmayan Bir Dünya” Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri Üzerine 01-01-1970 03:00 Gül, Gulan, Anam 01-01-1970 03:00 Bir Fotoğraf Bazen Çok Şey Anlatır 01-01-1970 03:00 Fersûde [فرسوده]/ Erganili Mesud [ارغنيلى مسعود] 01-01-1970 03:00 Demokratik Tartışma Kültürü Üzerine 01-01-1970 03:00 Ukrayna-Rusya Savaşından Çıkardığım Bir Sonuç 01-01-1970 03:00 Kötülük ve Pislikler Çoğunlukla Kutsallık Adına Yapılır 01-01-1970 03:00 Tez ve Antitez Değiştiyse, Sentez de Değişmek Zorundadır 01-01-1970 03:00 Strateji, Gelecek, Kavramsal Tohumlar 01-01-1970 03:00 “Büyük Dönüşüm”, Korona, Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Elbet Gün Ağarır Anne(1) 01-01-1970 03:00 Cemal Süreya’nın Kanayan Yarası 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 “Bêje çiyayêreş, ceylanı nasıl yem ettin kurda” 01-01-1970 03:00 Düşünmenin Düşünülmesi 01-01-1970 03:00 Kardeşime Gece Gelen Şiir 01-01-1970 03:00 Brzezinski’nin Ölümünün Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Arzu Hayatın Kayıtsızlık Ölümün Belirtisidir 01-01-1970 03:00 Erganililer Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Kongresinden İzlenimler 01-01-1970 03:00 Bedros Dağlıyan ve Dengbêjin Gölgesinde Taş Meselleri 01-01-1970 03:00 ÇERMİK HALKINA SAYGI İLE DUYURULUR, 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Mutasyonu, Yenilgimiz ve Yeniden Düşünmek 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kumar, Dostoyevski ve Babam 01-01-1970 03:00 Sıradan Küçük İnsanlar… 01-01-1970 03:00 TÖS İle İlgili Arşivimde Bulunan Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Ergani’deki “Taş Mektep” ve Diyarbekir Eğitim Tarihi 01-01-1970 03:00 Bir İstihbaratçının Kaleminden Mezopotamya’nın İşgali 01-01-1970 03:00 Duygularım, Petersburg ve Dostoyevski’nin Acısı 01-01-1970 03:00 Çermik Dağlarında Gezer Bir Devrimci 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 Mavi Çarşaflar Altında Saklanan Acılar 01-01-1970 03:00 Yanlış Hesap Davos’tan Döndü Gibi 01-01-1970 03:00 Dicle İlk Öğretmen Okulu İle İlgili Aldığım Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Dostum Misbah Hicri’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Şiir Okuyan Garip Bir Adam 01-01-1970 03:00 Dönemin Marazi Belirtileri 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Gerçekler Kadar Acı Değildir 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (II) 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (I) 01-01-1970 03:00 Evlerde Yapılan Rakılara Rakı Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap ve Bir Mekân: GÖBEKLİ TEPE 01-01-1970 03:00 Bilimin Seyri, Paradigmalar ve COVID-19 01-01-1970 03:00 'Sosyal Mesafe' mi, 'Fiziksel Mesafe' mi? 01-01-1970 03:00 Kara Bulutlar Tepemizde Dolanıyor 01-01-1970 03:00 Kahveler Tek Başına İçildiği İçin Tadı Yok 01-01-1970 03:00 Şairimiz Vecdi Subaşı’yı Yitirdik 01-01-1970 03:00 Kavalından Çıkan Sesle Bütünleşen Kavalcı:HAFIZ ZÜLFİ YOKUŞ(1) 01-01-1970 03:00 Kavalcı Hafız Zülfi Yokuş’la İlgili Bir Düzeltme 01-01-1970 03:00 Harika Bir İnsan Hakkında Harika Bir Kitap: Karanlıktaki IşıkYILMAZ GÜNEY 01-01-1970 03:00 Çiçek Kar Altında Yeşerir 01-01-1970 03:00 Şampanya İçerek Yaşamdan Ölüme Geçen Ölümsüz:Anton Çehov 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Gömülü Şamdan ve Satranç 01-01-1970 03:00 “Savaş ve Amerikan Ekonomisi” 01-01-1970 03:00 Önce Beyazken Sonra Neden Kırmızı Oldu Gül? 01-01-1970 03:00 İngiltere’nin Kürt Politikası (1918-1932) 01-01-1970 03:00 Bilimkurgu Sadece Bilimkurgu Değildir 01-01-1970 03:00 İyi Kötü, Güzel Çirkin… 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (II) 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (I) 01-01-1970 03:00 Ben Sevgili Dayımı Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi 01-01-1970 03:00 Bahar, Gül ve Bir Mayıs 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-2 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-1 01-01-1970 03:00 Akıllı Makinelere Hapsedilmiş Bir Gelecek 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâya Kai-Fu Lee’nın Yaklaşımı-2 01-01-1970 03:00 Yapay ZekâyaKai-FuLee’nın Yaklaşımı-1 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 Amerikan Soğanı ve Soğanın Marifetleri 01-01-1970 03:00 İki Dosttan İki Kitap – Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Bazı şeyleri unutmamak için yazmak Lazım 01-01-1970 03:00 “İdama Yürüyen Adam” 01-01-1970 03:00 “Arkamdan kimse ağlamasın” 01-01-1970 03:00 Karanlıkta Ne Çiçek Açar Ne Düşünce Filizlenir 01-01-1970 03:00 Tarım ve Uygarlığın Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Dünyada Madenciliğin İlk Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Ergani-Maden İlişkisi ve Ergani Bakır Maden İşletmesi Üzerine 01-01-1970 03:00 Fazla Kitap Göz Çıkarmaz, Ama… 01-01-1970 03:00 Dil, “Zihnin Aynası”dan Çok Daha Fazlasıdır 01-01-1970 03:00 Hefaystos, Bir Mayıs ve Ergani İsminin Kökeni 01-01-1970 03:00 Bir Tatlı Yanılgı: “Görünüyorum O Halde Varım” 01-01-1970 03:00 Ağza Giren İnsanı Kirletmez Ağızdan Çıkan Kirletir 01-01-1970 03:00 Adnan Aral’ın Ardından… 01-01-1970 03:00 İşimiz Zor 01-01-1970 03:00 “Çiçekler Özgürlük Ortamında Nefeslerinin Kokusunu Yayar” 01-01-1970 03:00 3.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 2.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 1.NUH’UN ADAMI ENVER ATILGAN’IN ANISINA 01-01-1970 03:00