Fazla Kitap Göz Çıkarmaz, Ama…

Müslüm Üzülmez

15-05-2018 22:58

“Körün gözünde görme kuvveti olmaz.” -Ferîdüddîn Attâr (Esrârnâme, s.146.)

Yerel tarihle ilgilendiğimi bilen kitapevi sahibi bir arkadaşım; “İstanbul’dan Bağdat’a Mektuplarla Bir Anadolu ve Ortadoğu Seyahati 1892” isminde bir kitabın çıktığını, çalışmalarımda faydalanabileceğimi; kitapta Maden, Ergani, Diyarbakır hakkında da bilgiler bulunduğunu ama kendisinin kitabı görmediğini bildirmesinin ardından, incelemeden, internetten sipariş verip kitabı aldım.

Evliya Çelebi hariç Osmanlı dönemi seyyahları pek bilinmiyor günümüzde. Bildiğim kadarıyla da zaten sayıları pek fazla değil. Bu nedenle Müslüman bir Osmanlının 1892 yılında İstanbul’dan Bağdat’a yaptığı seyahatle ilgili gözlemlerini merak ederek hevesle kitabı okumaya başladım, ama okumaya başlamamla birlikte hayal kırıklığı yaşadım: Anlatılanlarda dişe dokunur bir şey bulamadım.

1800’li yıllarda Batılı diplomatlar, askeri yetkililer, casuslar, bilim insanları, gazeteciler, yazarlar, misyonerler Anadolu’yu, Mezopotamya’yı, Kürdistan’ı, Arabistan’ı, daha doğrusu Osmanlı İmparatorluğu sınırları dâhilinde bulunan yerleri adım adım gezmektedir. Bunlar gittikleri yerlerin etnik yapısını, inançlarını, yaşama biçimlerini, ekonomik durumlarını, sorunlarını, insanların kendi aralarındaki ve başka etnik gruplarla veya inanç gruplarıyla ilişkilerini, yer altı ve yer üstü doğal kaynaklarını, Osmanlının buralardaki idari ağırlığını veya etnik/inanç gruplarının devletle ilişkilerini ayrıntılı bir şekilde gözlemleyip not ettiklerini, raporlaştırıp ilgili yerlere/makamlara sunduklarını, daha sonra da bu notların birçoğunun kitap olarak basıldığını meraklı okurlar bilir. Böylesi kitaplarla yazarı bilinmeyen Müslüman bir Osmanlı seyyahın kitabını karşılaştırınca insan hayal kırıklığı yaşıyor ister istemez.

Kitap; ismi mahfuz, yani saklanmış bir devlet görevlisi ya da gazeteci olduğu tahmin edilen biri tarafından 1892 yılında İstanbul’dan başlayıp Bağdat’a kadar kara, deniz, nehir ve demir yoluyla ve tren, gemi, kelek, araba ve at üzerinde yapılan bir seyahatte kaleme alınan ve sırasıyla Samsun, Amasya, Tokat, Sivas, Malatya, Ma‘mûretü’l-Aziz (Elazığ), Ergani Madeni, Ergani, Diyarbekir, Musul, Bağdad, Kerbelâ, Necef, Basra, Âne, Zor, Urfa, Birecik, Haleb, İskenderun, Adana, Rodos, İzmir ve Manisa’dan İstanbul’daki bir dostuna yolladığı 25 mektuptan oluşmakta. Kitabı yayına Ömer Hakan Özalp hazırlamış. (İşaret Yayınları, 2018, İstanbul, 240 sayfa.)

Kitabı baştan sona okudum. Kitap, gerçek bir seyahat sonucu yazılmış değil gibi, sanki masa başında oturulup daha önce yazılmış seyahatnamelerden bazı bilgiler alınarak ve kartpostallara bakılarak yazılmış hayal ürünü bir eser izlenimi veriyor. Seyyahın konakladığı yerlerde kendisini karşılayan ya da misafir eden şahısların isimlerini yazmayışı da bu kanıyı doğrular gibi. Kitabın takdiminde Ömer Hakan Özalp da bu konuya değinmekte, ama “mola yerleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler verilmesi, bu ihtimali ortadan kaldırmaktadır” demektedir.

Hayalli bir seyahat oluşunu bir tarafa bırakalım, önemli olan, seyahatin gerçekleştiği söylenen tarihlerde Osmanlı’da Sultan II. Abdülhamid padişahtır/halifedir ve Sultan Abdülhamid döneminde (1876–1909) Osmanlı İmparatorluğu içten içe kaynamakta ve kaynatılmaktadır. Batı tarafından Osmanlı “hasta adam” diye nitelendirilmekte ve “daha ne kadar yaşar” diye hesaplar yapılmaktadır. İçte ise Tanzimat ve Islahat Fermanı gibi reform ve yeni idari düzenlemelerin getirdiği beklentiler ve hoşnutsuzluk sürmekte, Balkanlarda sürekli toprak kaybı olmakta, Bulgarlar başta olmak üzere halklar bağımsızlıklarını kazanmakta, Ermeniler eşit vatandaşlık hakkı için çalışmakta, Özerk Kürt beyliklerinin (mir’liklerin) dağıtılmasının ardından 1891 yılından itibaren bazı Kürt aşiretlerinden oluşturulan Hamidiye Alaylarıyla Kürtlere “yeniden aşiretleşme” projesi dayatılmakta, 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşının (1877-1878) yıkıcı etkisi yaşamın her alanında kendisini hissettirmekte, vergi köylünün belini bükmektedir. Osmanlı yönetimi edindiği tecrübeler sonucu artık Balkanlardaki halklardan kendisine bir hayır gelmeyeceğini anlayınca, İmparatorluğun doğusunda yaşayan Müslümanlardan aşırı vergi ve asker toplamayı hedefler ve bunun için “Kürdistan’ın yeniden fethi”ne girişir. Göçerlerin iskâna zorlanması ve Kürtlerin asker ve vergi vermek istememesi yer yer isyanların çıkmasına neden olur. İsyanlar örgütsüz ve Kürt ulusal bilincinden yoksun oluşundan dolayı çok kolay bastırılır, ama asayiş ve güvenlik sorunu yaşanır. Kimsenin mal ve can güvenliği bulunmamakta, her tarafta asker kaçakları, eşkıyalar yol keser, yağma yapar ve devletin tüm kademelerinde rüşvet alır başını gider. Halk perişan bir vaziyettedir (Daha detaylı bilgi için Nihat Karademir’in kaleme aldığı, Nûbihar Yayınları tarafından yayımlanan “Sultan Abdülhamid ve Kürtler” kitabına bakıla bilinir).

Bunlar sanki hiç yaşanmıyormuş, yokmuş gibi, kitabı kaleme alan ismi belirsiz seyyah her uğradığı mekânı güllük gülistanlık olarak görür/gösterir. Hiçbir yerde hiçbir sorun yoktur! “Asr-ı celîl-i hazret-i şehriyârîn”, yani II. Abdulhamid’in sayesinde memleket gelişmektedir. Asayiş “ber-kemâldir”. Her gittiği yer “latif ve dil nişîndir (hoş ve gönül çekicidir)”. Her yer “latif, ruh-perver (hoş, ruh okşayıcı)” ve “ferah-fezâ (iç açıcı)”dır. Gidilen her yerin çok güzel “menâzır-ı dil rübâsı (gönül alıcı manzarası)” bulunmaktadır. Seyyah, bir gözünü tümden kapatmış diğer gözünü biraz şaşı yapmış olmasından dolayı olumsuz hiçbir şeyi görmeden ya da kendisini sıkıntıya sokacak na-hoş hiçbir şeye dokunmadan pembe bir tablo çizerek bir Osmanlı güzellemesi kaleme almış.

Seyyahın gezdiği kentlerin çoğu etnik ve inanç çeşitliliği olan yerlerdir. Seyyah, nedense mektuplarında Rumlardan, Ermenilerden, Kürtlerden, Lazlardan söz etmiyor. Kitabında Hıristiyan, Alevi, Ezidi sözcüklerine rastlanmıyor. (Hıristiyan sözcüğü sadece Haleb şehri anlatılırken nasıl olmuşsa bir kez yazılmış.) Seyyahın her gittiği yerde ahali zengin, hanlar (bitli değil) temizdir. Ve gittiği yerin büyük çoğunluğunda “ahalinin çoğu Türk ve Müslüman’dır” ya da “kısm-ı a’zamı (büyük bir kısmı) Türk’ten mürekkep”tir. Malatya, Elazığ, Maden ve Diyarbekir’e dair anlatımlarda Kürtler hakkında bilgi vermeyi bir tarafa bırakalım, metinlerde Kürt sözcüğü dahi kullanılmamaktadır. Yine aynı şekilde, çok ender olarak bazı yerlerde kiliselerden söz edilmektedir ama kiliselerin cemaatinden hiç söz edilmemektedir. Sadece ve sadece Ergani’de; “Bu ovada meskun (oturan) ahalinin kısm-ı a’zamı (büyük bir kısmı) Kürt’ten ibaret olup, maahaza (bununla birlikte), bunların hemen kâffesi de (tamamı) lisan-ı mâder-zâdları (ana-dilleri) bulunan Kürtçe’den başka Türkçe ile de tekellüm etmektedirler (konuşmaktadırlar)” denilerek Kürtlerin varlığına değinilmektedir (s.85). Birde Cizre’nin bir köyünde tanık olduğu bir Kürt düğünü anlatılmaktadır (s.98). Yine aynı şekilde, sadece Ergani’de,“Zülkifl (a.s)’nın kabri ve manastırı ziyaret” kısmında bir manastır hakkında: “Bundan sonra, buraya (Zülkifl Nebi’nin makamına –M. Üzülmez) yakın bir mesafede ve gayet sarp bir kaya üzerinde bulunan cesîm (büyük) bir manastırı da gördük. Rivayete göre, bu manastırın binası da gayet eski imiş. El-yevm (bugün) mamur bir halde olup, derûnunda (içinde) bir hayli ruhban (din adamı) ikamet etmektedirler” denilerek azıcık kilise hakkında bilgi verilmekte, ama Ermeni sözcüğü telaffuz edilmemektedir (s.85). Maden anlatılırken de bakır madeninde çalışanların çoğunun Rum ve Zaza işçiler olduğuna hiç değinilmeden “bakırın elde ediliş ve imal şekli” anlatılmaktadır. Bu anlatımda da Erganimadeni’nden çıkarılan cevherlerin imalinde imtiyaz sahibinin Mösyö Toboyni ile Mösyö Oleçiyo olduğu yazılmamaktadır (Bu konuda Osmanlı Arşiv belgeleri için Lütfi Ergane’nin hazırlamış olduğu Sancak’tan Vilayet’e /1876-1926 MADEN kitabına bakıla bilinir. s.78).

Hâsıl-ı kelâm, “İstanbul’dan Bağdat’a Mektuplarla Bir Anadolu ve Ortadoğu Seyahati 1892” kitabında yer alan anlatımlarda dönemin gerçekleri görmemezlikten geliniyor ve böyle olunca da Batılı seyyahların yazdıklarıyla karşılaştırınca yazılanlar değerde çok hafif kalıyor. Fazla kitap göz çıkarmaz, ama seyahat türünde yazılan kitapların her şeyden önce gerçek gözlemlere dayanması, gezilen yerlerin ruhunu yansıtması, hayal ürünü olmaması ve okuyucuya bir şeyler vermesi gerekir.

Güneş aydınlığında bahar esintili bol kitaplı günler. Saygılar.

e-posta: muslum.uzulmez@gmail.com

 

DİĞER YAZILARI Bir Yolculukla Başlayan Hazin Bir Aşk: DOLUNAY 01-01-1970 03:00 Bilim İnsanımız Şehmus Güzel'i Kaybettik 01-01-1970 03:00 Kaçan Zamanı Kuyruğundan Yakalamak 01-01-1970 03:00 Ergani Spor’un Başarısı Ergani’nin Başarısı Olacaktır 01-01-1970 03:00 Engels Marx’a Rüyamda Ne Anlatıyordu? 01-01-1970 03:00 Zengin Kesesindekini Derviş Gönlündekini Verir 01-01-1970 03:00 Her Düşüşte Direnerek Yerden Kalkıştır Yaşamak 01-01-1970 03:00 Teknolojik Devrim, Değişim ve Örgütler 01-01-1970 03:00 İnsanca Yaşama Bir Çağrı: Genetik Öfke 01-01-1970 03:00 Cep Telefonları Tespihlerin Pabucunu Dama mı Atıyor? 01-01-1970 03:00 Sömürgecilik ve Shakespeare’in Fırtına’sı 01-01-1970 03:00 Rüya, Rüya Yorumlama, Rüyam 01-01-1970 03:00 Rüyam ve “Mühendislik Felsefesi” 01-01-1970 03:00 Kör Talih, Lâl Tarih ve İki Mesaj 01-01-1970 03:00 Tarih ve Beklenen Öcalan Çağrısı  01-01-1970 03:00 Hegel Niçin Dil Konusunda Leibniz’i Eleştirir? 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi Hayatının Yükünü Taşır 01-01-1970 03:00 “Toplam Kalite ve Süreç Yönetimi”ne Dair 01-01-1970 03:00 “Jiyana Nîvkuştiyan” 01-01-1970 03:00 Beşir Doğan Yoldaşımın Anısına… 01-01-1970 03:00 Hoşot (Dicle) Anıları ve Önemli Bir Öneri 01-01-1970 03:00 “Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” Yazıma Gelen Yorumlar 01-01-1970 03:00 “Yaşam-Jiyan” Resim Sergisine Dair 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan Kamil Sümbül’ün Ardından 01-01-1970 03:00 Hafız, İskân Azizoğlu ve Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Bir Çevirmen, Bir Kitap ve... 01-01-1970 03:00 Hafız, Nişo ve Kavalın Büyülü Gücü 01-01-1970 03:00 Eğitim Aykırı İnsanlar Yetiştirmeli 01-01-1970 03:00 Genç Bir Yazarımız: Neçirvan Bozkaplan 01-01-1970 03:00 HOROZLAR NEDEN ÖTÜYOR? 01-01-1970 03:00 Batman’dan Kızıl Bir Yıldız Kaydı 01-01-1970 03:00 Ses Evreninde Efsunlu Bir Rum Kızı: EFTALYA 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin...”(2) 01-01-1970 03:00 “Endişesiz Bir Ülke, Endişesiz Bir Dünya İçin…”(1) 01-01-1970 03:00 Dengbêj Gulo’nun Ardından Kılamlar Yetim Kaldı! 01-01-1970 03:00 Dengbêj Zifqarê Gulo’nun Ardından... 01-01-1970 03:00 4. Çermik Kitap Fuarı İzlenimlerim 01-01-1970 03:00 Bazı Şeyler Maalesef Unutulmuyor 01-01-1970 03:00 “Yok Sessizlikten Başka Sesimiz” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -3 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar -2 01-01-1970 03:00 “Devlet Aklı İnsan Merkezli Olmalı” 01-01-1970 03:00 “Yeraltı Edebiyatı”na Dair Aldığım Yazılar-1 01-01-1970 03:00 Öfkelilerin Öfkesi: “Yeraltı Edebiyatı” 01-01-1970 03:00 “Olası Bir Dicle Romanına Katkı” ve Hafız’ın Sözsüz Ezgileri 01-01-1970 03:00 Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur? 01-01-1970 03:00 Bilgisayarla tanışmam ve “kâinatın hâkimleri” 01-01-1970 03:00 Belalı Sevdalımız: MAKİNELER 01-01-1970 03:00 “Kara Yara”nın Romanı: Önce Kuşlar Öldü 01-01-1970 03:00 “Hafız Zülfo’nun Kavalı Ergani İstasyonunu İnletiyordu” 01-01-1970 03:00 Geçmişe Bir Yolculuk ve Bir Demet Şiir 01-01-1970 03:00 Recep Maraşlı’nın Kitabı: Pasolini’nin Filmi ve Diyarbakır 5 No’lu 01-01-1970 03:00 Teknolojik İşsizlik ve Gelecek Korkusu 01-01-1970 03:00 Ütopya, Distopya ve “Çalışılmayan Bir Dünya” Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri Üzerine 01-01-1970 03:00 Gül, Gulan, Anam 01-01-1970 03:00 Bir Fotoğraf Bazen Çok Şey Anlatır 01-01-1970 03:00 Fersûde [فرسوده]/ Erganili Mesud [ارغنيلى مسعود] 01-01-1970 03:00 Demokratik Tartışma Kültürü Üzerine 01-01-1970 03:00 Ukrayna-Rusya Savaşından Çıkardığım Bir Sonuç 01-01-1970 03:00 Kötülük ve Pislikler Çoğunlukla Kutsallık Adına Yapılır 01-01-1970 03:00 Tez ve Antitez Değiştiyse, Sentez de Değişmek Zorundadır 01-01-1970 03:00 Strateji, Gelecek, Kavramsal Tohumlar 01-01-1970 03:00 “Büyük Dönüşüm”, Korona, Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Elbet Gün Ağarır Anne(1) 01-01-1970 03:00 Cemal Süreya’nın Kanayan Yarası 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 “Bêje çiyayêreş, ceylanı nasıl yem ettin kurda” 01-01-1970 03:00 Düşünmenin Düşünülmesi 01-01-1970 03:00 Kardeşime Gece Gelen Şiir 01-01-1970 03:00 Brzezinski’nin Ölümünün Hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Arzu Hayatın Kayıtsızlık Ölümün Belirtisidir 01-01-1970 03:00 Erganililer Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Kongresinden İzlenimler 01-01-1970 03:00 Bedros Dağlıyan ve Dengbêjin Gölgesinde Taş Meselleri 01-01-1970 03:00 ÇERMİK HALKINA SAYGI İLE DUYURULUR, 01-01-1970 03:00 Kapitalizmin Mutasyonu, Yenilgimiz ve Yeniden Düşünmek 01-01-1970 03:00 Çaresizliğin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kumar, Dostoyevski ve Babam 01-01-1970 03:00 Sıradan Küçük İnsanlar… 01-01-1970 03:00 TÖS İle İlgili Arşivimde Bulunan Bir Fotoğraf 01-01-1970 03:00 Ergani’deki “Taş Mektep” ve Diyarbekir Eğitim Tarihi 01-01-1970 03:00 Bir İstihbaratçının Kaleminden Mezopotamya’nın İşgali 01-01-1970 03:00 Duygularım, Petersburg ve Dostoyevski’nin Acısı 01-01-1970 03:00 Çermik Dağlarında Gezer Bir Devrimci 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 MUSTAFA SUPHİ Karanlıktan Aydınlığa 01-01-1970 03:00 Mavi Çarşaflar Altında Saklanan Acılar 01-01-1970 03:00 Yanlış Hesap Davos’tan Döndü Gibi 01-01-1970 03:00 Dicle İlk Öğretmen Okulu İle İlgili Aldığım Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Dostum Misbah Hicri’nin ardından… 01-01-1970 03:00 Şiir Okuyan Garip Bir Adam 01-01-1970 03:00 Dönemin Marazi Belirtileri 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Gerçekler Kadar Acı Değildir 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (II) 01-01-1970 03:00 Bölünme ve “Bölünmenin Acısı” (I) 01-01-1970 03:00 Evlerde Yapılan Rakılara Rakı Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Bir Kitap ve Bir Mekân: GÖBEKLİ TEPE 01-01-1970 03:00 Bilimin Seyri, Paradigmalar ve COVID-19 01-01-1970 03:00 'Sosyal Mesafe' mi, 'Fiziksel Mesafe' mi? 01-01-1970 03:00 Kara Bulutlar Tepemizde Dolanıyor 01-01-1970 03:00 Kahveler Tek Başına İçildiği İçin Tadı Yok 01-01-1970 03:00 Şairimiz Vecdi Subaşı’yı Yitirdik 01-01-1970 03:00 Kavalından Çıkan Sesle Bütünleşen Kavalcı:HAFIZ ZÜLFİ YOKUŞ(1) 01-01-1970 03:00 Kavalcı Hafız Zülfi Yokuş’la İlgili Bir Düzeltme 01-01-1970 03:00 Harika Bir İnsan Hakkında Harika Bir Kitap: Karanlıktaki IşıkYILMAZ GÜNEY 01-01-1970 03:00 Çiçek Kar Altında Yeşerir 01-01-1970 03:00 Şampanya İçerek Yaşamdan Ölüme Geçen Ölümsüz:Anton Çehov 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Bülbülün Kanıdır Güle Rengini Veren 01-01-1970 03:00 Gömülü Şamdan ve Satranç 01-01-1970 03:00 “Savaş ve Amerikan Ekonomisi” 01-01-1970 03:00 Önce Beyazken Sonra Neden Kırmızı Oldu Gül? 01-01-1970 03:00 İngiltere’nin Kürt Politikası (1918-1932) 01-01-1970 03:00 Bilimkurgu Sadece Bilimkurgu Değildir 01-01-1970 03:00 İyi Kötü, Güzel Çirkin… 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (II) 01-01-1970 03:00 Akıllı Teknolojik Cihazlarla Birlikteliğimiz? (I) 01-01-1970 03:00 Ben Sevgili Dayımı Türkiye Önemli Bir Değerini Yitirdi 01-01-1970 03:00 Bahar, Gül ve Bir Mayıs 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-2 01-01-1970 03:00 Her Dönemin Kendine Göre Bir Parmak İzi Olur-1 01-01-1970 03:00 Akıllı Makinelere Hapsedilmiş Bir Gelecek 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâya Kai-Fu Lee’nın Yaklaşımı-2 01-01-1970 03:00 Yapay ZekâyaKai-FuLee’nın Yaklaşımı-1 01-01-1970 03:00 Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı 01-01-1970 03:00 Amerikan Soğanı ve Soğanın Marifetleri 01-01-1970 03:00 İki Dosttan İki Kitap – Müslüm Üzülmez 01-01-1970 03:00 Bazı şeyleri unutmamak için yazmak Lazım 01-01-1970 03:00 “İdama Yürüyen Adam” 01-01-1970 03:00 “Arkamdan kimse ağlamasın” 01-01-1970 03:00 Karanlıkta Ne Çiçek Açar Ne Düşünce Filizlenir 01-01-1970 03:00 Tarım ve Uygarlığın Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Dünyada Madenciliğin İlk Başlangıç Noktası 01-01-1970 03:00 Ergani-Maden İlişkisi ve Ergani Bakır Maden İşletmesi Üzerine 01-01-1970 03:00 Dil, “Zihnin Aynası”dan Çok Daha Fazlasıdır 01-01-1970 03:00 Hefaystos, Bir Mayıs ve Ergani İsminin Kökeni 01-01-1970 03:00 Bir Tatlı Yanılgı: “Görünüyorum O Halde Varım” 01-01-1970 03:00 Ağza Giren İnsanı Kirletmez Ağızdan Çıkan Kirletir 01-01-1970 03:00 Adnan Aral’ın Ardından… 01-01-1970 03:00 İşimiz Zor 01-01-1970 03:00 “Çiçekler Özgürlük Ortamında Nefeslerinin Kokusunu Yayar” 01-01-1970 03:00 3.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 2.Nuh’un Adamı Enver Atılgan’ın Anısına 01-01-1970 03:00 1.NUH’UN ADAMI ENVER ATILGAN’IN ANISINA 01-01-1970 03:00