Urfa’da kahvaltı sofraları kuruluyor, çaylar içiliyor, fotoğraflar çekiliyor. Ama siyasetçinin asıl hesabı, sofradan kalktıktan sonra başlıyor.
Şanlıurfa’da siyaset bazen kürsülerde değil, kahvaltı masalarında konuşulur.
Bir ciğer dürümü, bir sıcak pide, birkaç bardak çay…
Yanına da bolca sohbet ve biraz siyaset.
Urfa’nın kahvaltısı zaten başlı başına bir kültür. Ama işin içine siyaset girince o masa artık sadece kahvaltı masası olmaktan çıkar.
Kim geldi?
Kim gelmedi?
Kim kimin yanında oturdu?
Kim kiminle fotoğraf verdi?
Kim kime çay ısmarladı?
Urfa’da bunların hepsinin bir anlamı vardır.
Çünkü siyasette bazen bir fotoğraf, uzun uzun yapılan açıklamalardan daha fazla konuşur.
Hele seçim yaklaşıyorsa…
Kahvaltı sofralarının sayısı da artar.
Esnafla kahvaltı yapılır.
Kanaat önderleriyle buluşulur.
Muhtarlarla çay içilir.
Gençlerle sohbet edilir.
Fotoğraflar çekilir.
Sosyal medyada paylaşılır.
Ve klasik cümle gelir:
“Birlik ve beraberlik içerisinde…”
İyi güzel de…
Seçim bittikten sonra ne olacak?
Asıl soru budur.
Çünkü vatandaş artık seçimden seçime hatırlanmak istemiyor.
Telefonu seçim zamanı çalan, seçimden sonra susan siyasetçiyi vatandaş da görüyor, notunu da veriyor.
Kahvaltı masasında vatandaşın elini sıkmak kolay.
Peki aynı vatandaşın sorununu seçimden sonra da dinlemek kolay mı?
İşte mesele burada.
Sofrada ciğer paylaşmak kolaydır.
Dert paylaşmak zordur.
Çay ikram etmek kolaydır.
Çözüm üretmek zordur.
Fotoğraf vermek kolaydır.
Verilen sözün arkasında durmak zordur.
Benim asıl merak ettiğim de tam olarak bu.
O kahvaltı masalarında gerçekten kimler var?
Esnaf var mı?
Genç var mı?
Emekli var mı?
İşçi var mı?
Çiftçi var mı?
Mahallede geçim sıkıntısı yaşayan vatandaş var mı?
Yoksa yıllardır aynı masada oturan, aynı isimler mi var?
Çünkü geniş bir masa, her zaman geniş bir siyaset anlamına gelmez.
Bazen masada on kişi vardır ama vatandaşın derdini anlatacak tek kişi yoktur.
Bazen de küçük bir masa, koca bir mahallenin sorununu ortaya koyabilir.
Urfa’da siyasetçinin gerçek sınavı da burada başlıyor.
Kahvaltıda ne yediği değil, kahvaltıda ne duyduğu önemli.
Çayı kaç bardak içtiği değil, kaç kişinin derdini dinlediği önemli.
Kimlerle fotoğraf verdiği değil, kimlerin sorununu çözdüğü önemli.
Çünkü vatandaşın hafızası sandığa kadar uzanır.
Seçimden önce kurulan sofraları da unutmaz.
Seçimden sonra kapanan kapıları da…
O yüzden siyasetçiye naçizane bir kahvaltı tavsiyesi:
Sofrayı kurun, çayı için, ciğerinizi yiyin. Ama vatandaşın derdini masada bırakmayın.
Çünkü Urfa’da kahvaltı bol olabilir.
Ciğer de bol, çay da…
Ama vatandaşın beklentisi aslında çok sade:
Sofrada verilen sözün, sokakta karşılığını görmek.
Gerisi biraz fotoğraf, biraz da sosyal medya…
Süleyman Turan Yazdı