Süleyman Turan Yazdı:

Bir şehrin gücü yalnızca ekonomisiyle, nüfusuyla veya siyasi temsilcilerinin sayısıyla ölçülmez. O şehrin hakkını ne kadar aradığı, sorunlarını ne kadar güçlü dile getirdiği de önemlidir. İşte burada sivil toplum kuruluşlarına (STK) büyük görev düşüyor. Ancak Şanlıurfa’da bazı STK’ların gerçekten toplum için mi çalıştığı, yoksa yalnızca tabela ve unvandan mı ibaret olduğu artık sorgulanmalıdır.

Gaziantep ile Şanlıurfa’nın sivil toplum anlayışına baktığımızda dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor. Gaziantep’te bazı STK temsilcileri kentin taleplerini dosyalara dönüştürüyor, karar vericilerin önüne koyuyor ve sonuç alıncaya kadar takip ediyor. Şanlıurfa’da ise bazı temsilcilerin faaliyetleri ziyaret, makam odası ve fotoğraf paylaşımının ötesine geçemiyor.

Milletvekilini ziyaret et, belediye başkanıyla fotoğraf çektir, sosyal medyada paylaş, ardından başka bir makama git! Peki, bütün bu ziyaretlerin sonunda ne değişti? Hangi sorun çözüldü, hangi yatırım kazandırıldı, hangi vatandaşın derdine çare bulundu? Fotoğraf çok, sonuç yoksa ortada başarı değil, sorgulanması gereken bir anlayış vardır.

Şanlıurfa’nın işsizlik sorunu ortada. Gençler geleceklerini başka şehirlerde arıyor. Çiftçi su ve destek bekliyor, esnaf ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Sanayi, istihdam, eğitim, ulaşım ve altyapı sorunları çözüm bekliyor. Peki, bu meseleler için kaç STK kapsamlı rapor hazırladı? Kaçı ilgili bakanlıkların kapısını çalıp şehrin hakkını kararlılıkla savundu? Kaçı taleplerinin peşini sonuç alıncaya kadar bırakmadı?

STK başkanlığı, kartvizite yazılacak bir unvan değil, toplum adına sorumluluk üstlenmektir.

Bir derneğin başkanı olmak, protokolde yer almak veya siyasetçilerle fotoğraf çektirmek tek başına hizmet değildir. Asıl hizmet, toplumun sorununu gündeme taşımak, çözüm istemek ve gerektiğinde yöneticilere açıkça hesap sormaktır. Sivil toplum, siyasetin gölgesinde duran değil, toplumun çıkarları söz konusu olduğunda siyasete yön gösterebilen bir güç olmalıdır.

Daha acısı, bazı kuruluşlar genel kurullarda, özel günlerde ve protokol programlarında hatırlanıyor. Tabelaları var, unvanları var, yöneticileri var; ancak kamuoyunun gündemine taşıdıkları somut sorunlar nerede? Kaç kişinin hayatına dokundular? Hangi mağdurun sesini duyurdular? Hangi projenin takipçisi oldular?

Elbette Şanlıurfa’da fedakârca çalışan, gönüllülük esasıyla topluma hizmet eden ve önemli işler yapan STK’larımız da var. Eleştirimiz onların emeğine değil; sivil toplumun adını kişisel itibar, siyasi yakınlık ve nüfuz kazanmak için kullanan anlayışadır.

Gaziantep’teki bazı STK’lar dosyalarını karar vericilerin masasına koyarken Şanlıurfa’da bazı temsilcilerin ziyaretleri faaliyet gibi sunması düşündürücüdür. Elbette her ziyaret gereksiz değildir. Önemli olan, o ziyaretin hangi talep için yapıldığı ve ardından nasıl bir sonuç alındığıdır. Ziyaretin fotoğrafı değil, sonucu önemlidir.

Artık Şanlıurfa’daki STK’lar kendilerine şu soruları sormalıdır: Hangi sorunu çözdünüz? Şehre hangi yatırımı kazandırdınız? Hangi gencin, çiftçinin, esnafın veya mağdurun sesi oldunuz? Bu sorulara somut cevap verilemiyorsa tabelaların büyüklüğünün hiçbir anlamı yoktur.

Şanlıurfa’nın daha fazla tabelaya, daha fazla unvana, daha fazla protokol fotoğrafına ihtiyacı yok. Bu şehrin hakkını arayan, rapor hazırlayan, çözüm üreten ve gerektiğinde yöneticilerin karşısında dimdik duran STK’lara ihtiyacı var.

Unutulmasın: Sivil toplum kuruluşu, siyasetin kapısında bekleyen değil, gerektiğinde siyasete hesap sorabilen kuruluştur.

Tabelalarınız var, unvanlarınız var, protokolde yeriniz var. Peki, Şanlıurfa’ya ne kattınız? Bu şehir artık fotoğraf çektiren değil, hesap soran STK’lar istiyor!