Doğa milyonlarca kez parçalanıp yeniden birleşen bir sarmal haline sahiptir.Doğada sonsuzluğu yaratan budur.Bu döngü her gün kendini yenileyen bir özelliğe sahiptir bu
durum aynı zamanda diyalektik bir özelliktir de Ancak sonsuz gibi görünen her şeyin
bir sonu vardır.Mutlak olan harekettir.hareket var oluşun kendisidir.Yani doğada gözle görülen her hangi bir şey kaybolabilir ancak yerine bu kez başka bir şey değişerek gelir.Toplumda aynı döngü içersinde bir sarmal halinde kendini yeniden düzenleyerek varlığını devam ettirir.Yani toplumda da her şeyin bir var oluş koşulları birde değişim koşulları vardır.Toplumda da diyalektik yasalar işler Doğada gün gelip nasıl ki bazı şeyler değişeme uğruyorsa toplumda da aynı değişim yasaları işler.
Söz konusu insanlığın yarattığı uygarlık günümüz koşullarında büyük bir tehlike altındadır.Savaşlar doğaya karşı acımasız tahribatlar yaratmıştır.kurumuş dereler nesli tüketilen canlılar ve daha neler,neler yok olma sürecine sokulmuştur.acaba insanlık ne kadar bunun farkında yada ne kadar sorumluluğunu taşıyor yaratılan uygarlığın bilim sanat mimarı alanındaki gelişmeler hem doğa açısından hem toplum açısından ne kadar sağlıklı yada yaşanılabilir durumda.Bütün bunlar dikkate alınmadan ne doğa nede toplum kendini sürdüremez gün gelir yaratılan her şey insanın ve doğanın başına bela olabilir.İşte sağanak bir yağmur hali,güçlü bir fırtına her şeyi silip süpüre biliyor.
Öyle ise insanlık başta kendi ve doğa ile barışık bir düzen kurmak zorunda dır barış ortamı yaratılmadan insanlığın hiç bir temel sorunu çözüme kavuşturulamaz bilim ve teknik ne kadar gelişirse gelişsin ekonomik refah ne kadar büyürse büyüsün sanayi ne kadar ilerlerse ilerlesin eğer bu gelişmelerden insanlar eşit şekilde yararlanamıyorsa ve yine bu gelişmeler doğayı korumuyorsa bu gidişattın bir sınırı vardır.Bir yandan sonsuz imkanlar diğer yandan açlıktan hastalıktan yaşanan ölümler.Savaşın yarattığı sosyal ekonomik çatışma ve bunalımlar yolsuzluk rüşvet iktidar gücünü insanlığın lehine değil de tahribatına yönelik baskı aracı olarak kullanma bu çelişkili ve çatışmalı durum bu birikim bir çözülme ve dağılma belirtisidir
Bu bilimsel bir tespittir bilim hakikat"ın kendisidir belki hakikat bir dönem görmezlikten gelinebilir belki bir süreliğine ötelenebilir belki bir dönem güçsüz düşebilir ama hiç bir zaman yok edilemez.
Yani doğada olduğu gibi toplumda da bu diyalektik işlemektedir.Bu değişim ve dönüşüm hali devam edecektir.ancak her değişim ve dönüşüm nasıl bir gelişmeye yol açacağı yaratılacak sonuçlara bağlı olacaktır insanlığın lehine mi yoksa aleyhine mi olacak gelişmelerin yönü bu durumu tayin edecektir.İleriye dönük değişim olursa insanlık daha kavgasız ve savaşsız bir ortamda sorunlarını çözebilir yok savaş ve kavga ile çözmeye çalışılırsa hem doğayı hem de toplumu tahrip ederek yıkıma sebep olur.Zira savaş ve şiddette dayalı çatışmanın yarattığı en büyük tehlike işlenen suçların gizlenmesine hizmet etmesidir.Bu durum sadece insana yönelik değil doğa ve topluma karşıda işlenmektedir. Öyle ise insanlık hem toplumu hem de doğayı tahrip eden her girişime ve savaşa karşı çıkmalı ve dur demelidir.Bunun gerçek mücadelesi verilmeden insanlık gerçek bir düzlüğe çıkamaz.Ve barış ortamı yatamaz.