Eylül hüzün yüklü bir aydır.Ağaçların sararmış yaprakları yavaş.yavaş dökülür.Sararan
yapraklar artık yılın sonuna gelindiğinin habercisidir.Toprak bütün verimini vermiş yeniden
ekilmek için hazırlanmaktadır.Eylül ayının yaşamımda çok ağır kurşun gibi ağır bir yeri
vardır.Eylül ayı denildiğinde aklıma 12 Eylül gelir.12 Eylül denildiğinde ise aklıma
Diyarbakır cezaevi gelir.Daha yeni.yeni terlemiş bıyıklarla Lise ikinci sınıfta iken sorgular.
mahkemeler,işkenceler derken Diyarbakır cezaevi ve tutuklanmam aklıma gelir.
Diyarbakır cezaevi Hücreleri kelepçeleri art arda bağlanmış köle gibi dizilmiş
zincirlenmiş tutuklu insanlar bir insanın bir insana yapamayacağı işkenceler gelir akılma Yaşlı
genç demeden açlığa susuzluğa uykusuzluğa mahkum edilmiş en insani değerlerin bile
insanlardan esirgediği günler gelir aklıma bu yüzden benim için eylül ayı hüzün ayıdır.Eylül
ayı deyince Diyarbakır cezaevi cehennemi ve zebaniler gibi zulüm edenler gelir aklıma.Zorla
lağam çukurlarına konulmuş insanlar yemek olarak verilen karavanalara konulan deterjanlar
gelir aklıma.Bir başka cezaevine sürgün edildiğimizde daha önceden orada tutuklu olan bir
arkadaş sen her yeni gelen tutukluyu hangi cezaevinden özelliklede Diyarbakır cezaevinden
gelenleri tanıyorsun derdi.Nerden biliyorsun Diyarbakır cezaevinden geldiğini sorardı.Ben
yan taraftan çenesine bak eğer dişleri yoksa o arkadaş Diyarbakır cezaevinden geliyordur
derdim.
Eylül neden hüzünlü bir ay?Neden Diyarbakır cezaevi çünkü burada insanın iradesi en
sınırda sınandı.Burada pencereler boyanmış insanlar kör hücrelerde aylarca tutulmuştur.
insanın yanındaki arkadaşı ile sohbet etmesinin bile yasak olduğu.Gece yarısı koğuşlara
baskın yapıldığı uykusunu bile alamadığı canhıraş dövüldüğü geceler gelir aklıma.Eylül ayı
derken Diyarbakır cezaevi hüzünlü günler gelir aklıma gece yarısı argın ve yorgun iken
tutuklu insanların sabaha yakın uykusundan uyandırılarak uykulu halde cezaevi koridoruna
dizilerek ayakta Dört-Beş saat bırakılarak daha sonara zincirlere köle misali bağlanarak gece
yarısı mahkemeye götürülmek gelir aklıma.Yine o koridorda Kurt köpeğinin tutuklulara
saldırdığı an gelir aklıma.
İşte Eylül ayı benim için hüzünlüdür.Hazan yaprakları acı beton duvarların soğukluğunun
bir birine karıştığı bir son bahar günü gelir aklıma Bu nedenle eylül ayı serin havanın estiği
bir ay olsa da 12 Eylül gelir aklıma Bugünlerde Diyarbakır cezaevinin müze olması
gündemde Bu Müze insanların acısını hüzün ünü yansıtacaksa müze olmalıdır.İnsanlar burada
hiç bir zaman umudunu kaybetmedi bu umutla direndi bu direnişler cezaevinin duvarlarını
aştı insanlığa ulaştı hüzün ve acı umuda dönüştü Eylül ayı hüzün ayı.

 

Köşe Yazıları Hakkında
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları, yazıyı kaleme alan yazarın kendi görüş ve düşüncelerini yansıtır. Yazıların içerik ve sorumluluğu tamamen yazarına aittir. Bu görüşler, sitemizin kurumsal görüşünü ifade etmez.