ACI GERÇEK!

Sana acı ama çok gerçek bir şey söyleyeyim mi?

Hayatın bir döneminde hepimiz birine,
“Ben büyüyünce…” diye başlayan bir cümle kurduk.
Sonra biri geldi, o cümleyi kalbimizin tam ortasından vurdu.

“Olmaz.”
“Boş hayal.”
“Sen kim, o hayal kim?”
“Gerçekçi ol.”

Ve o gün, fark etmedik belki ama…
Hayatımızdaki ilk hırsızla tanıştık.
Cüzdanımızdan para çalmadı, evimizden eşya çalmadı…
Daha kötüsünü yaptı: Hayallerimizi çaldı.

En masum hâlimizle kurduğumuz ışıklı geleceğin üzerine başkalarının gölgesi düştü.
Biz de sustuk.
Yutkunduk.
Ve bir noktadan sonra hayal kurmayı “lüks”, cesareti “tehlike”, büyük düşünmeyi “delilik” sanmaya başladık.

Ama asıl delilik ne biliyor musun?

Kendi hayatını, başkasının korkularıyla şekillendirmek.

İşte bu yüzden sana şimdi bir hikâye anlatacağım…
Bir çocuğun, bir öğretmenin kırıcı sözüne rağmen hayalini nasıl hayatta tuttuğunu…
Çünkü bu hikâye onun hikâyesi gibi görünür ama aslında hepimizin hikâyesidir.

HAYAL HIRSIZI

Bu hikâye; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye eden gezgin bir at terbiyecisinin genç oğlunun hikâyesidir.

Bir gün öğretmeni, sınıftaki tüm öğrencilere dönüp bir kompozisyon ödevi verir:

“Büyüdüğünde ne olmak istiyorsun?”

O gece küçük çocuk masasının başına oturur ve kalbinin tüm cesaretiyle yazmaya başlar.
Bir gün kendisine ait büyük bir at çiftliği kuracağını yazar…
200 dönümlük arazinin krokisini çizer…
Ahırların, pistlerin, evinin yerini bile gösterir.

Yazdığı şey artık sadece bir ödev değildir.
Yüreğinin sesidir.

İki gün sonra ödevler geri dağıtılır.
Çocuğun kâğıdında kocaman bir “SIFIR” vardır.

Şaşkınlıkla sorar:
Neden sıfır aldım, öğretmenim?

Öğretmeni şöyle der:
“Bu hayal gerçekçi değil. Paran yok, imkânın yok, ailen gezgin.
Böyle bir çiftlik kuramazsın. Daha gerçekçi bir hedefle ödevi yeniden yazarsan notunu gözden geçiririm.”

Küçük çocuk kâğıdı eline alır…
O an, sanki öğretmen notu değil, çocuğun hayalini çalmıştır.

Eve döner.
Düşünür, düşünür…
Babasına danışır.

Babası ona sadece şunu söyler:
Oğlum… Bu senin hayatın. Kararı verecek olan sensin.

Bir hafta sonra çocuk ödevini yeniden öğretmenine götürür.
Hiçbir şeyi değiştirmemiştir.

Kâğıdı masaya koyar ve şöyle der:
Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin…
Bende hayallerimi…

Bugün o çocuk;
200 dönümlük çiftliğinin ortasında, 1000 metrekarelik evinde yaşıyor.
Ve öğretmeninin verdiği o ‘SIFIR’ notlu kompozisyon, şöminenin üzerinde çerçeveli duruyor.

ŞİMDİ SANA SORUYORUM…

Senin hayalini kim çaldı?
Kimin sözü, hangi cümlesi, hangi korkusu senin ışığını söndürdü?

Hepimizin kulağına birileri fısıldadı:

“Otur oturduğun yerde.”
“İcat çıkarma.”
“Sen bilmezsin.”
“Sen daha küçüksün.”
“Sen artık büyüksün.”
“Tren kaçtı.”
“Boş hayaller kurma.”
“Hayalperest olma.”

Oysa…

Hayal kurmak, insanın kendine attığı en cesur adımdır.
Hayal kurmak özgürlüktür.
Hayal kurmak “Ben varım!” demektir.

Ve biliyor musun?
İnsanlar, yapamayacakları şeyleri senin de yapamayacağını söyleyip dururlar.
Dar vizyonlu insanlar seni de daraltır.
Hayallerini çalıp giderler.

Ama tarih, bu hayal hırsızlarını boşa çıkaran insanlarla doludur.

İŞTE HAYAL HIRSIZLARININ ÜSTESİNDEN GELENLER:

J.K. Rowling – Harry Potter’ın annesi

İlk kitabını yazarken depresyonda, parasız ve yalnız bir anneydi.
12 yayınevi, “Bu kitap tutmaz” diyerek reddetti.
Bugün o seri 500 milyondan fazla sattı.

Birileri ona “Yapamazsın” dedi.
Rowling kalemiyle cevap verdi:
“Ben hayallerimi değiştirmiyorum.”

Walt Disney – Hayal gücüyle dalga geçilen adam

Gazeteden, “yaratıcılığı yetersiz” olduğu gerekçesiyle kovuldu.
İlk animasyon stüdyosu battı.
Kimse ona inanmadı.

Ama o Mickey’i çizdi.
Sonra Disneyland’i…
Ardından koca bir evreni.

Bugün çocuklar onun hayalinde yaşıyor.
Biri onun hayalini çalmaya kalktı ama o izin vermedi.

Albert Einstein – “Bu çocuk geri zekâlı” dediler

Okuldan atıldı.
Öğretmenleri ailesine, “Bu çocuk hayatta hiçbir şey başaramaz” dedi.
İş bulamadı, kapı kapı dolaştı.

Ama fizikte devrim yapan kişi kim oldu biliyor musun?
O “hiçbir şey olamaz” dedikleri çocuk.

Colonel Sanders – KFC

65 yaşında, cebinde sadece 105 dolar varken ev ev dolaştı.
Üstelik 1009 kez reddedildi.
Bugün KFC dünyanın her yerinde.

Tolstoy – 70 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenen adam

Toplumun “Bu saatten sonra ne gerek var?” cümlesini umursamadı.
Çünkü hayal kurmak için yaş yoktur.

Tolstoy’un bisikleti, insanın kendine geç kalmadığının sembolüdür.

PEKİ SEN…

Kendi çiftliğini ne zaman çizeceksin?
Kendi sayfanı ne zaman yeniden yazacaksın?

İçinde bir yer hâlâ biliyor:
Geç değil.
Bitmedi.
Tren kaçmadı.
Sen hazırsan, hayat da hazır.

Bugün bir karar verebilirsin.

Çünkü hayaller yavaş yavaş ölmez;
önce ertelenir, sonra küçültülür,
en sonunda da “zaten olmazdı” diye gömülür.

O yüzden öğretmenin verdiği o “sıfırı” sakla.
Çerçevelet.
Duvara as.

Ama bir başarı hatırası gibi değil,
hayatına kimlerin hükmetmesine izin verdiğini hatırlamak için.

Ve her sabah ona bakıp kendine şu cümleyi tekrar et:

Ben hayallerimi değiştirmiyorum.
Hayallerim beni değiştirsin diye yaşıyorum.

 

Arif Vural
Eğitmen – Yazar