Yazan: [Süleyman Turan]
Ortadoğu bir kez daha ateş çemberi…
Sınırların ötesinde değil, tam da yüreğimizin ortasında patlıyor her haber. İran’ın ABD üslerine füzeler göndermesi, İsrail’in yeniden listesine ölüm eklemesi, barışa dair umutların yerle bir olması… Ortadoğu, adeta kartların yeniden karıldığı bir satranç tahtası gibi.
BARIŞ MI OLDU, SAVAŞ MI?
Bir günlüğüne bile olsa masaya oturan taraflar, ertesi sabah top sesleriyle uyanıyor. İran'ın saldırılarıyla ABD’nin bölgedeki dengeleri yeniden gözden geçirmesi, İsrail’in sınır ötesi operasyonlarını artırması ve bölgesel müttefiklerin pozisyon değiştirmesi, “barış süreci” kavramını iyice flu bir hale getiriyor.
VE TÜRKİYE…
Bir yandan diplomatik dili korumaya çalışıyor, diğer yandan savaşın gölgesinde kalmış bir iç gündemle boğuşuyor. Emekliler geçinemiyor, asgari ücretli ay sonunu getiremiyor, Türkiye’de motorin 50 lirayı geçti. Akaryakıt her gün yeni zamlarla cep yakıyor, altın tarihi rekorlar kırıyor. Ekonomi, savaşsız bir
ORTAMDA BİLE SALLANIYORKEN, ŞİMDİ FIRTINANIN TAM ORTASINDA.
Türkiye’nin barış süreci de kendi içinde bir çıkmaza girdi. Ne terörden tam kurtulabildik, ne de ekonomik istikrara demir atabildik. Ortadoğu’daki güç savaşlarında rol kapmaya çalışanlar, içeride halkın derdini duyamaz hale geldi.
BİR ZAMANLAR “BAHAR”LA GELEN UMUTLAR ŞİMDİ “KIYAMET”LE ANILIYOR.
Her kriz yeni kazananlar çıkarıyor: silah tüccarları, enerji baronları, maden zenginleri… Geriye ise sadece yoksullaşan halklar, yerinden edilen insanlar, unutulan çocuklar kalıyor.
BARIŞ MI KALICI OLUR?
Bu sorunun cevabını artık hiçbir diplomat, hiçbir lider veremiyor. Çünkü barış, yalnızca masalarda değil; adalette, refahta, insanca yaşamda başlar. Ve bugün kazananlar gülerken, kaybedenlerin sessizliği Ortadoğu’nun en karanlık ezgisi haline geldi.