Süleyman Turan

Osmaniye’nin Hasanbeyli ilçesinden gelen acı haber, yüreğimizin orta yerine düştü. Yangına müdahale için yola çıkan arazözün devrilmesi sonucu 23 yaşındaki orman işçisi Adem Nazım Demirel hayatını kaybetti, dört orman işçisi de yaralandı. Henüz baharını yaşayamadan aramızdan koparılan bu genç kardeşimizin ölümü, sadece ailesinin değil, tüm Türkiye’nin yüreğini dağladı.

Son günlerde Türkiye adeta ateş çemberi içinde. Çanakkale’den Ege kıyılarına, Akdeniz’den Güneydoğu’ya, Marmara’dan İç Anadolu’ya kadar birçok bölgemizde orman yangınlarıyla boğuşuyoruz. Gökyüzünde yükselen dumanlar, sadece ağaçlarımızı değil, nefesimizi, yaşamımızı ve geleceğimizi karartıyor. Yanan her dal, küle dönen her yaprak, yok olan her canlı, aslında bizim yaşamımızdan koparılan bir parçadır.

Ne yazık ki bu yangınların sebepleri tanıdık: Piknik alanlarında unutulan mangal ateşleri, camdan fırlatılan sigara izmaritleri, dikkatsizlik, ihmal… Ve kimi zaman insanın içini en çok acıtanı: Kasıtlı olarak çıkarılan yangınlar. Bir anlık umursamazlık ya da kötücül bir niyet, binlerce dönümlük alanı yok edebiliyor. O ateş bazen bir ormanı, bazen bir köyü, bazen de bizim gibi canı pahasına yangınla savaşan orman işçilerimizi alıp götürüyor.

Ormanlar, sadece bugünün değil, yarınlarımızın da emaneti. Onlar, çocuklarımızın nefes alacağı, kuşların yuva kuracağı, hayvanların barınacağı, iklimimizin dengede kalacağı yerler. Onlara sahip çıkmak, lüks değil, zorunluluktur. Ormanlara zarar veren, ateşe veren, ihmal eden kim varsa en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Bu sadece bir ağaç meselesi değildir; bu, yaşamın kendisine sahip çıkma meselesidir.

Güneydoğu’da da durum farklı değil. Bazen araçla seyir halindeyken camdan atılan küçücük bir izmarit, kilometrelerce ormanı bir anda cehenneme çevirebiliyor. Yangınlar yalnızca ağaçları değil; evleri, tarlaları, hayvanları da yok ediyor. Bir ömür boyu emek vererek yetiştirilen ürünler, bir anda küle dönüyor.

Artık bu ihmallerin ve kasıtların önüne geçmek zorundayız. Daha sıkı denetim, daha ağır cezalar, daha bilinçli bir toplum ve yangınla mücadelede daha güçlü bir altyapı şart. Çünkü her yanan ağaç, her yok olan canlı, her kaybedilen can, hepimizin kaybıdır.

Unutmayalım; ormanlar sadece ağaçlardan ibaret değildir. Onlar bizim ortak evimiz, yaşam kaynağımız, geleceğimizdir. Onları korumak, hem vicdani hem de insani bir sorumluluktur.