Adalet…
Bir kelime, belki sadece yedi harf. Ama o yedi harfin yokluğu, koca bir ülkeyi karanlığa gömebilir. Adalet, sadece mahkeme salonlarında aranacak bir kavram değil; nefes aldığımız her an, attığımız her adımda ihtiyaç duyduğumuz bir yaşam damarıdır.
Adalet, güçlü olana karşı zayıfın, sesi kısılana karşı haklının, düşene karşı insanlığın en sağlam kalkanıdır. Adalet, hepimiz için ortak bir güvence, yarınımızın teminatıdır. Ama ne yazık ki, eksikliği en çok hissedilen değerlerden biridir.
Unutmayalım: Adalet, sadece kanun kitaplarında yazan maddelerden ibaret değildir. Vicdanımızda yazılı olan kurallardır asıl olan. Bir haksızlığa sessiz kalmak, o haksızlığın ortağı olmaktır. Bir hakkın gaspına göz yummak, adaletsizliğe zemin hazırlamaktır.
Adalet inşa eder:
Güveni… Huzuru… Umudu…
Adaletsizlik yıkar:
Kardeşliği… Birliği… Vicdanı…
Bugün etrafımıza baktığımızda görüyoruz; hak edenin değil, güçlü olanın kazandığı; emeğin değil, hilenin ödüllendirildiği bir düzen, sessizce içimizi kemiriyor. İnsanlar yargıya değil, yargısızlığa inanır hale geliyor. İşte bu yüzden, adalet arayışı sadece hukukçuların değil, hepimizin sorumluluğu olmalı.
Çünkü adalet sadece mahkeme kararlarında değil, pazarda fiyat tartarken, iş yerinde emek ölçerken, evde çocuklarımızı büyütürken de var olmalıdır. Eşitliğin, hakkaniyetin ve dürüstlüğün olmadığı hiçbir yerde gerçek adaletten bahsedilemez.
Bir milletin bekası ne ordusunun gücüyle ne de hazinesinin zenginliğiyle sağlanır. Onu ayakta tutan en büyük güç, adalet terazisinin dengede olmasıdır. Çünkü adalet terazisi bozulduğunda, en güçlü bile bir gün adaletsizliğin pençesine düşer.
Ve unutmayın…
Adalet, hepimiz için bir ihtiyaçtır.
Bir ülke adaletle yaşar, adaletsizlikle yıkılır.
Adalet varsa umut vardır.
Umut varsa, yarınlar hâlâ bizimdir.