Al Elimi Ver Elini
Mustafa MIZRAK

Al Elimi Ver Elini

Bu içerik 945 kez okundu.

Bir gün Nasrettin Hoca birkaç arkadaşıyla birlikte kırlara gezmeye çıkmış. Bir derenin kenarından geçerken nasıl olmuşsa aralarından birinin ayağı kayıp dereye yuvarlanmış. Suya düşen adam yüzme bilmiyormuş ve düştüğü derin suya batıp çıkıyormuş. Başı su üzerine çıktığında gargara yapıyormuş gibi sesler çıkarmış. Ha boğuldu ha boğulacakmış. Hoca’nın arkadaşları kenara yüzükoyun yatarak ellerini boğulmakta olan arkadaşlarına uzatıp, “Ver elini. Elini versene! Ver elini!” diye bağırmışlar. Fakat adam inat ederek kimseye elini vermemiş, sularda çabalamış. Neredeyse boğulup gidecekmiş adamcağız. Hoca olanları ilgiyle izliyormuş. Birdenbire kolunu sıvamış, kenara uzanıp elini adama uzatmış. “Al elimi!” diye bağırmış. Sulara batıp çıkmakta olan adam hemen eline sarılmış ve Hoca onu sudan çıkarabilmiş. Hocanın arkadaşları buna şaşarak, “Hocam, niçin hiçbirimizin eline sarılmadı da senin eline sarıldı?” diye sormuşlar. Hoca gülümseyerek, “Onu benim kadar iyi tanımıyorsunuz” demiş. “Bu adam cimrinin biridir. Onun için ‘Ver elini’ demenize aldırmadı. Onun bu huyunu bildiğim için, ‘Al elimi’ dedim. Gördüğünüz gibi o da yapışıverdi elime.”Bu öykü, önemli bir gerçeği vurguluyor. Bazı insanlar almaktan başka bir şey bilmezler. Oysa vermek, çok mutluluk verici bir şeydir. Hele hiç karşılık beklemeden vermeyi öğrenebilirsek, çok daha mutluluk vericidir. 

Ülkemizde şöyle bir düşünce hâkimdir: “Zenginin iki dünyası da mamurdur. Yani, varlıklı kişi hem bu dünyada rahat yaşar hem de yoksullara, hayır işlerine yardım etmekle öbür dünyada rahatını sağlar. Fakat Tanrı’nın sözü ne diyor. Oysa bu düşünce şeytandandır.Gerçek zengin, imanda zengin olandır. “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek imkânsızdır. Gerçek zenginliğe kavuşabilmek için kendi yoksulluğumuzu görmemiz gerekir. Durumumuzu iyice düşünüp itiraf ettikten sonra tövbe etmemiz gerekir. Tanrı’nın kabul edeceği tövbe ise, yalnız bu ya da şu işlediğimiz günah için af dilemek değildir. Gerçek tövbe; bütün günahlı, perişan halimizden dolayı acı duymak, ondan kurtulmak istemektir. Tövbe, düşünce ve davranışın kökten değişmesi, günah ve bencillikten dönüp Tanrı’ya yönelmektir. Gerçek zenginlik sadece imanla elde edilir. Tanrı katındaki ruhsal fakirliğinizi itiraf ettikten sonra tabi. Karşılık beklemeden para verene, yardım edene az rastlanır! İnsanlar hep kendi çıkarlarını düşünürler. Buna öyle alışmışız ki, karşılık beklemeden yardım edenden şüphelenip, “Acaba bu işte onun çıkarı ne” diye düşünürüz.Gerçek inanlılar kendilerini iyi işlere adamaya özen gösterir. 

Kişi bir hiçken kendini bir şey sanıyorsa, kendini aldatmış olur.  Herkes kendi yaptıklarını denetlesin. O zaman başkasının yaptıklarıyla değil, yalnız kendi yaptıklarıyla övünebilir. Mustafa Mızrak / Gazeteci / Yazar

 

 

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MSB'den düşen helikoptere ilişkin açıklama
MSB'den düşen helikoptere ilişkin açıklama
Papa Irak’ta
Papa Irak’ta